şükela:  tümü | bugün
  • çarşının sonuna kadar direneceğine inandığım saçma fikir. beşiktaşlı değilim. ama elimden geldiğince yıkılmaması için direnenlerle beraber olmaya hazırım. çünkü ben tarihi eserlerin yıkılmasına, tahrip edilmesine karşıyım. istanbul'u istanbul olmaktan çıkarmaya çalışanlar, haydarpaşayı ve galatayı da yok etmek istiyorlar. bu kentin merkezinin elit bir kesime ayrılması değil doğrudan kentin merkezinin, ülkenin kalbinin satılmasıdır. (bkz: babalar gibi satarız)
  • beşiktaş'ın halkın takımı olduğunu bilmeyecek kadar halktan uzak, başarısız ve sozunde durmayan yonetiminin,beşiktaşın bir donulmez soruna daha sürüklemesine sebep olacak projesi. çarşı grubu da bu projeye karşı olsada eskisi gibi gür çıkmıyor maalesef sesleri. daha bu sene sivasspor maçında yonetimin istifaya çağrılmasının hemen arifesinde kapalı tribunun onde gelenlerinin anlaşılmaz bir şekilde dışarda meydana gelmiş adli bir olay neticesinde 6 ay ceza alması ve aralarına nifak tohumu sokulmaya çalışılması da kimlerin hangi buyuk planları yaptıklarının bir gostergesidir. beşiktaşlıların bircoğunun, hatıralarının olduğu,kapasitesinin yeterli olduğu stadın yıkılmak istenmesine karşı tepkileri olsada anlaşılmaz bir şekilde güclü bir ses cıkmaması da şaşırtıcıdır.
    beşiktaş'ı beşiktaş yapan değerlerin de korunmasıdır stadın korunması yoksa yenisi yapılacak tıpkı su anda oldugu gibi aynı seyirci sayılarına oynanacak belli başlı maçlarda dolacak atıl kapasite için milyon dolarlar harcanacak ve yine biletler cıktığı gun buyuk oyuncular tarafından karaborsa tarafından parsellenecek ve birilerinin cepleri dolacaktır. en yakınından ornek vermek gerekirse bjk-fb derbisinde kapalı trıbune biletixten bilet alabilen taraftarın olmamasına rağmen karaborsada biletlerin 350 ytl den başlamasına bizzat tanık oldum ve bu biletlerin yonetim tarafından her derbide 150 ytl olan fiyatı da 200 ytl yapılmıştı. bu da kapalıya giren kişilerin profilini değiştirmiş ve tribunun ses cıkmayan hali olusturulmuştur. yeni statta goruntunun ne olacağını bize en iyi şekilde ornek vermiştir.
    sonuç olarak beşiktaşlılık değerlerini ağızında sakız edip sonra da ona en aykırı davranışlardan biri olan sozünde durmamak eylemini yaparak beşiktaşlılara buyuk zarar veren malum şahsın stadı da yıkarak beşiktaşı tamamen değerlerinden koparıp borç içinde bırakarak gorevini en layık ile yapacağı şüphesizdir*
  • "istanbul'da yaşayan taraftarların uygunsuz hareketleri nedeniyle çıkılan adana yolculuğu ve orada yaşananlar, bir gerçeği tekrar önümüze koydu. beşiktaş taraftarının kim olduğunu...

    adana'da doğmuş büyümüş, bırakın beşiktaş takımını görmeyi, istanbul'u bile belki hayatında görmemiş insanlar vardı o stadyumda. ve o stadyumda bursalı taraftarlara yönelik "burası adana, buradan çıkış yok" tezahüratı yapıldı. nedir bunun anlamı? açalım; adana'da doğmuş büyümüş insanlar, bir istanbul takımıyla bir bursa takımının karşılaşmasında bu tezahüratı yapıyorlar. beşiktaş'ın büyüklüğünü düşünebiliyor musunuz? o insanların, istanbul'un o alalade semtinin takımına nasıl sahip çıktıklarını. beşiktaş'ın adana'da nasıl da ev sahibi olduğunu, bunun anlamını ve değerini..."

    günümüzde beşiktaş camiası içerisinde, "ufak olsun benim olsun" anlayışı hakim. beşiktaşlıların en büyük mücadelesi de bu anlayış olmalı. beşiktaş, beşiktaş semtinin takımı olabilir; ama sadece beşiktaş semtinin takımı değildir. daha fazlasıdır, çok daha fazlasıdır. antrenman sahası, fulya'dan ümraniye'ye gittiği gibi, futbol takımı da adana'ya, konya'ya, edirne'ye gider. ve asla misafir olmaz, ev sahibi olur...

    "insanlar istiyorlar ki, stadyum onların olsun. bilete daha az para ödesinler, formayı daha ucuz alsınlar, aman stadyuma dokunulmasın... herhangi bir mağlubiyetten sonra görüyoruz ki bir yandan da takımlarının yıldızlar topluluğu olmasını istiyorlar. daha büyük yıldızlar, daha isim futbolcular, fenerbahçe kimi aldıysa daha iyisi... zira rakipte daha iyisi olunca doğal favori oluyor her sezon. sen bir kazansan, o üç kazanıyor. bugün kazandığı üç, aynı zamanda yarın kazanacağı beş anlamına da geliyor. ama bakıyoruz ki aynı insanlar, baki mercimek'e, gökhan zan'a "futbolcu değil" yakıştırması yapıyorlar. hep bana, hep bana anlayışı tam da bu olsa gerek."

    "beşiktaş günümüzde semt takımı zihniyetiyle yönetildikçe ve yorumlandıkça üç büyüklerden biri olma iddiasını kaybedecektir. bu, doğal bir sonuçtur. aslında basit de bir tercihtir. fenerbahçe'yi dört beş yılda bir yenip yıllarca konuşmayı içimize sindirebiliyorsak aslında hiçbir sorun da kalmıyor. bu durumda, stadyumun da genişlemesine, gelirlerin artırımına yönelik çalışmalar yapılmasına da gerek yok.

    ne güzel! "

    http://www.sporyazarlari.com/…emt-takimi/15147.aspx
  • her takımın kendine ait bir yapısı vardır. aşağı yukarı dışarıdan bakılınca vermiş olduğu bir izlenim vardır. galatasaray deyince akla avrupa başarısı, mektep geliyorsa fenerbahçe deyince yıldızlar kümesi ve paranın iktidarı ilk söylenen oluyorsa beşiktaş'ın da farklı bir şeyi çağrıştırdığını kabul etmek lazım. beşiktaş, semt takımıdır. lokal ruhun türk futbolundaki sayılı temsilcilerinden biridir. ve bu hor görülecek bir şey de değil, insanlar anlasın artık. salak salak şeyler yazıyorlar, söylüyorlar. hala üç büyük içinde yer alıp almama derdindeler ya ben ona yanıyorum. bu büyüklük kompleksi bizi bitirir. bu büyüme manyaklığı bizi siler süpürür...

    muassır medeniyet diye öne sürdükleri bir ingiltere var. on yıldız yazıp çiziyorlar, ingiltere'de oynanan futbolun zerresini ülkemize getiremedik ama maşallah saha dışında her şeyde onları emsal kabul ediyoruz. dünya futbol tarihinin holiganizmle en çok özdeşleşmiş ülkesinde, yaşanan facialardan sonra büyük ölçüde gözü korkutulan, sterilize edilen taraftar profilini ülkemizde hala kucaklamak isteyenler var. maç boyunca ayağa kalkmayan, tehlikeli bir atak olduğunda "hooouuuvv huuuu" diye bağırmayı adet edinmiş ruhsuz ve sözüm ona "medeni" bir kitleyi nerdeyse götlerine sokup orgazm olacaklar. bakın, bu örneği şu an fenerbahçe stadyumunda yaşıyoruz. alttan ısıtmalı koltuklar geldi, açık hava tiyatrosu kıvamında görsel şenlikler, restoranlar, cafeler, localar dört bir yanını sardı stadyumun. hangi fenerbahçeliye sorsam, aynı şikayeti halen duyuyorum. tribünde birliktelik olmamasından, yeterli tezahüratın ve coşkunun yaşanmamasından dolayı sıkıntı yaşıyorlar...

    ama aynı şekilde stadyumunun yanından geçen çoğu fenerbahçelinin bu büyük yatırım sonucu ortaya çıkan zenginlik görüntüsünü gururla izlediğini de biliyorum. televizyonda izledikleri veya bizzat gidip gördükleri "lüks stadyum" keyfini bizzat kendi stadyumlarında yaşamalarından dolayı da haklı bir mutluluk yaşıyorlar. ama şunu iyi idrak etmemiz lazım, zenginlik tribünü öldürür...

    paralı adam geldiğinde, kendi menfaatinden başka bir şeyi düşünmez. çok basit bir örnek vereceğim, diyelim ki ankara'dan istanbul'a gideceksiniz. iki tane seçeneğiniz var. birinci sınıf mevki bir uçakla konfor içinde ve kısa sürede gitmeyi mi yoksa en sevdiğiniz dostlarınızla, akrabalarınızla şarkılar ve türküler eşliğinde bir otobüs içinde mi gitmeyi tercih edersiniz? işte bu soruya vereceğiniz cevap, bir anlamda sizin tüketim alışkanlığınızı ve seçiminizi de ortaya koyacak. tribüne giderken asıl aradığınız şey ne? konfor mu zevk mi? konforun zevki de beraberinde getireceğine inanıyorsanız yanılıyorsunuz. siz o koltuğun içine gömüldükçe, rahatladıkça maçtan uzaklaşırsınız. izlediğiniz şey, futbol olmaktan çıkar. artık biletli bir seyirci olursunuz. sahada izleyeceğiniz maçın haricinde ödediğiniz paraya kriterler getirmeye başlarsınız. halbuki, futbol böyle bir şey değil. müsabakanın özü sahada gerçekleşen futbola dayanır. eğer siz farklı dinamiklerin peşinde koşmaya başlarsanız sahadaki futbolu ve ruhu ikinci plana atmış olursunuz...

    evimizde, okulumuzda, işyerimizde, mahallemizde yani her yerde mahalli ruhu yavaş yavaş kaybediyoruz. eskiye dönüp baktığımızda, özlediğimiz ne varsa bu saf ruhun masumiyetinin izleri var. derin iç çekişlerin arkasında, basit bir kokunun peşinden gidilen çocukluk hatıralarının arasında, eski bir dostu görünce yüreğinizi burkan duygunun yanıbaşında hep duruyor ama biz inatla görmek istemiyoruz. beşiktaş tribünü ve inönü stadyumu, istanbul'daki son bayrağımız. bunu bir beşiktaşlı olarak değil futbolsever olarak söylüyorum. "dün dünde kaldı cancağızım" kandırmalarına inat, direnmeliyiz. stada vurulacak her kepçe, havaya kalkacak her toprak parçası bizim soluk borumuzdan geçecek. kırılan her koltuk sırtımıza binecek. para babalarına, puro oğlanlarına inat ayakta durmalıyız. inönü stadyumu yıkılırsa sadece taştan bir bina yıkılmayacak, beşiktaş'ı özgün kılan ne varsa o yıkıntının arasında eriyip kaybolacak haberiniz olsun. son barikat beyaz bayrağı çekmesin, tribünler susmasın...
  • yanlışlığı başka onlarca sebeple izah edilebilir belki ama "paralı taraftar bağırmaz"la "fener taraftarına bakın"la edilemez. çünkü daha en baştan bilet fiyatlarının normalden pahalı olacağı ve beşiktaş taraftarıyla fener taraftarının aynı ruha sahip olduğu varsayımlarını yapmış olursunuz. "tek dişi kalmış" ingiliz futbolunda da maçlar modern stadlarda oynanıyor, her sene taşlı sopalı kavgaların yaşandığı italyan futbolunda da... stad yenilense de insanımız aynı insan olacak; gene küfürden, su şişesi atmaktan saha kapattıracak, rahat olunuz.

    ve deyiniz ki bu yönetim bu işi başaramaz, deyiniz ki büyük risk, deyiniz ki inönü dursun alternatif bir yerde çalışma yapılsın...
  • yenilikcilerden gelenekcilere...semt bizim aşk bizim diyenlerden, dünyanın dört bir yanındaki beşiktaşlılara...rasyonalistlerden romantiklere...bir türlü ortada buluşulamayan beşiktaşın en önemli gündem maddesi. yenilikciyim; stadımın kale arkaları ile kale arasındaki mesafesinin olmamasını ve rakip kalecinin rahatsız olmasını, stadın konforlu olmasını istiyorum...gelenekciyim, stadıma dokonulmasın istiyorum...semt çocuğuyum, takımım başarılı olsun olmasın semtimde gül gibi yaşıyorum...amerikadaki bir beşiktaşlıyım, sadece takımımın şampiyonluklarıyla ve şerefli ikincilikleri ile mutlu olabiliyorum..rasyonalistim, yeni bir stad yapılmadan rakiplerle mücadele edemeyeceğimizi düşünüyorum...romantiğim, inönüye gelince aşkıma kavuşmuş gibi oluyorum...

    hepsi de haklı olabilir, insan olduklarından mütevellit ancak yaşamın yazılı olmayan bir kuralı ve gıcık bir huyu var ki, su gibi akıp gidiyor ve sadece karar alıp hareket edenler ayakta kalırken, hareket etmekten korkanlar bir de bakmışsın ki yıkılıp gidiyor. beşiktaş daha önce çok kararlar aldı. karar verildi, süleyman seba gitsin denildi. karar verildi gelenekci hasan arat değil yenilikci serdar bilgili gelsin denildi. karar verildi rasyonalist fikret orman değil romantik, tribün çocuğu yıldırım demirören gelsin denildi. tüm bu kararlar doğru veya yanlış verilirken, bu arada da tribünde de bir pankart artık çok daha pervasızca asılmaya başlandı. semt bizim aşk bizim. bilmiyorum biz kim, siz kim ama tek bildiğim beşiktaş 1982 yılından çoook önceleri türkiyenin takımı olmuş ve bir beşiktaşlı dünyanın neresinde olursa olsun beşiktaş semtinin sakini olagelmişti. ama şimdi bir karar verilecek ve bu kararda bilmem kaç milyon taraftarlı beşiktaşın haklarından çok stada gelen 32000 kişinin eskisi gibi bağırıp bağıramayacağı, semtin çocuklarının kapalı geleneğinden koparılıp koparılmayacağı bir de üzerine kapitalizmle mücadele sosu yedirilerek tartışılıyor.

    her doğan bebeğin günahsız oluşu gibi çarşının doğuşu da güzel ve bir o kadar etkileyicidir. beşiktaş semtinin içinde büyümüş, kafası futbol dışında şeylere de çalışan muzip insanların emeklerini görmezden gelen taş olur ancak artık semtin içinden çıkıp marka haline gelen ve popularitesi kontrol edilemeyecek şekilde artan, beşiktaşın her kararında adeta yetki merci haline gelmiş ya da yetki merciymişcesine davranması beklenen çarşının artık yavaş yavaş sahneden çekilmesi gerekmektedir. sahne kapalının ortasıdır. açılış golünün sahibi süleyman seba kapanış golünü de atar, bir efsane tarihin raflarına saygıyla kaldırılır ve yeni bir efsanenin yazılması için de, yeni stadın kale arkasındaki aktif taraftar grubu üzerine düşeni yapar.
  • soru işaretleri bulunan konu. şahsen, stadyumun yıkılmasını ve daha modern bir yapı inşa edilmesini doğru bulanlardanım. ha bir mimar çıkar der ki, bunu yıkmaya gerek yok, mevcutu modernize ederiz, o da olur. burda savunduğumuz şey ille de yıkılması değil.

    ama işin bir başka boyutu var. bu stadyum, yıldırım demirören döneminde yıkılıp yapılacak. sizce bu mümkün mü? bence değil. ki zaten ben demirören döneminde her hangi bir yatırım istemiyorum. bu vizyondaki adamların yaptıkları stadyum iki sene sonra köhne kalır. bu adamlarda geleceği düşünecek esnek bir bakış olduğunu sanmıyorum.

    ha bu ne demektir? stadyum yenilensin ama lütfen bunu demirören yönetimi yapmasın.

    konuyu biraz daha derinleştirelim. bugün konuşulan şey, beşiktaş inönü stadyumu'na taahhüt edilen tarihte kazma vurulacağı ama beşiktaş'ın değil 2009, ilelebet başka bir stadyumda ikamet edeceği... bunları bir tarafımdan uydurmuyorum, kongre üyelerinin endişeleri bunlar. yani belki de beşiktaş, inönü stadyumu'na veda ediyor... en azından edebilir, burada böyle bir ihtimal söz konusu.

    demirören yönetimi, taraftarın yoğun baskısı ve saha içi sonuçlarının rezilliği karşısında son kozunu oynuyor; stadyum inşası. bu inşanın başlangıcında bir problem olursa bu, demirören'in dayanacak dalı kalmamasına yol açabilir. demirören yönetimi de bu nedenle, gerekli izinler alınmadan, muallak taraflar bırakarak yıkıma başlayabilir. ve işte acı gerçek şu ki; izinler hiç bir zaman alınamayabilir. burası türkiye. alınmaması gerekiyorsa, kanuna aykırıysa zorla alınsın diyecek halimiz yok sonuçta. yıldırım demirören, tıpkı del bosque olayındaki gibi hemen başlar "beşiktaş düşmanları... bu türkiye'nin meselesidir" falan diye. artık biz yesek te yemesek te...

    türkiye'nin üç kulübünden ikisi borç batağında. aksini iddia eden var mı? her ne hikmetse ikisi de trilyonlar saçarak kendilerine ayrı ayrı stadyum yaptırıyorlar. ne büyük zenginlik değil mi? peh...
  • sadece besiktas taraftarlarinin, carsinin degil, herkesin karsi cikmasi gereken bir olay kanimca. yillarca orada durmus, sayisiz futbol macina sahiplik etmis, benimsenmis, zamaninda metallica, guns n roses ve daha bilmedigim bir sürü konsere ev sahipligi yapmis tarihi bir yapi kesinlikle korunmali, en fazla yenilenmelidir.
  • barcelona'yı liverpool'u marsilya'yı yenmenin beşiktaş için ne anlama geldiğini bilenler prensipte karşı çıkmamalıdır bu duruma, sportif başarı bir iki galibiyetle değil ekonomik istikrarla geliyor. daha fazla kar yapan stad, iyi bir ekonomiye sahip olmanın tek şartı değil elbette ama en önemli şartlarından biri. güçlü bir beşiktaş yeni stadında önemli galibiyetler aldığında burun mu kıvıracaksınız, tabi ki sevineceksiniz.

    takım aynı takım, taraftar aynı taraftar. tek korkumuz, bu işi kulüp yönetmekten anlamayan demirören'in üstlenmesi olsun.

    "ingiltere premier lig takımlarından liverpool, anfield stadı yerine, 60 bin kişilik yeni stat iznini aldı.
    kulüpten yapılan açıklamada, planlama komitesinin, 115 yıllık anfield stadı yerine yeni bir stat yapılmasına oy birliğiyle karar verdiği belirtilirken..."[yıkılmıyor ama terkediliyor. hemi de 115 yıllık, metallica konseri de olmuştur kesin.]
    http://www.ntvspor.net/pages/23493.asp