şükela:  tümü | bugün
  • mezun olduğunuz takdirde www.kariyer.net i anasayfanız yapın.

    (bkz: acı gerçekler)
  • 20 senelik muhendisim.

    aha size tecrube.

    inşaat mühendisliği pis bir meslektir, her türlü insanla uğraşmayı gerektirir. genelde geceniz, gündüzünüz olmaz. haftanın 7 günü çalışırsınız. doğru dürüst bir ev ve düzenli bir yaşantınız da. allah'ın sktir ettiği çok ama çok boktan yerlerde ve ülkelerde çalışmak zorunda kalabilirsiniz. müteahhit tarafında da olsanız, kontrol teşkilatı tarafında da olsanız mutlaka büyük sorumluluk altındasınızdır. herhangi bir iş kazasında ilk göte gelen sorumlu mühendis ya da şantiye şefidir. insanlarla uğraşmak zordur, hele adam çalıştırmak dünyanın en zor işlerinden biridir. müteahhit tarafındaysanız sürekli yalaka adam modunda kontrol mühendislerini pohpohlamak, onları mutlu etmek, ihtiyaçlarını karşılamak ve egolarının tatmin şamarı olmaktan kurtulamayacaksınız. özel sektörde maaşınız belki iyi olacak ama orada da adamın iliğini kemiğini kuruttuklarını göreceksiniz. mesleğinizin ilk 5 senesinde doğru dürüst maddi bir getiri beklemeyin, tecrübe ve birikim kazandıkça maaşlarınız da sizi tatmin etmeye başlayacak. çalışmaya başladığınız ilk yıllarda usta ve formenler sizi göt etmek için uğraşacak ve büyük olasılıkla da bunu başaracaklardır. dik durmaya çalışın. patronlar genelde 3 kuruş fazla kazanmak için sinekten yağ çıkarmaya çalışırlar, elinizden geldiğince doğru bildiğinizden şaşmayın ama bizim sektör öyle boktan ve ikiyüzlüdür ki, istemeseniz de pislik bir şeyler gelir sizi bulur. devlete iş yapan bir firmada da çalışsanız, devlette de çalışsanız kıyıdan köşeden siyaset mutlaka bulaşacaktır.

    secmeyin. parasi pul, karısı duldur.
  • diğerleri gibi bir kent devleti olan roma'yı bir imparatorluk haline getiren inşaat mühendisliğidir (bkz: civil engineering). romalı inşaat mühendisleri yollar, su kemerleri, köprüler, barajlar, limanlar, sulama sistemleri gibi fiziki altyapı unsurlarını ile roma'yı bir askeri imparatorluğun ötesine taşımıştır.

    boşuna her yol roma'ya çıkar denmez. boşuna ispanya'dan, kuzey fransa'dan, tunus'a, kudüs'e ve anadolu'ya her yerde roma'dan kalma inşalar bulunmaz. roma, hem merkez ile çevre arasında kurduğu sıkı lojistikle hem de işgal ettiği yerlerin altyapısını geliştirmesiyle imparatorluk içerisindeki yerleri hem domine etmiş hem de onların rızasını alabilmiştir. kısacası pax romana inşaat mühendisliğinin bir neticesidir. bir benzeri için (bkz: osmanlı imparatorluğu).

    inşaat mühendisliğinin ilk eseri vitruvius tarafından m.ö. 15'te yazılan de architectura dır. orta çağ döneminde inşaat alanında orijinal bir gelişme yaşanmamıştı. sanayi devrimi ve yeni inşa materyallerinin, araçlarının ama daha önemli yeni ihtiyaçların keşfedilmesiyle bu durum değişti. 18.yy'da ilk kez civil engineering terimi kullanıldı. 1747'de ilk inşaat mühendisliği okulu açıldı: ecole nationale des ponts et chaussées
  • insan faktörü ile en çok uğraşan mühendislik dalı şüphesiz inşaat mühendisliğidir. bu başlık altında çoğunluğu saha şartlarını gösteren pek çok örnek mevcut. muhtemelen başka hiç bir mühendislik dalında aynı gün içerisinde hem 60 tl yevmiye için çalışan işçi hemde yüz binlerce liralık spor arabasını hunharca çamura sokmaktan çekinmeyecek biri ile kavga edemezsin yada tam tersi oturup çay içemezsin. ben az buçuk şantiye ve çoğunlukla ofis içerisinde uzun süredir çalışan bir mensubu olarak, her türden insanla muhatap olmanın inşaat mühendisliğinin en kritik noktalarından biri olduğunu söyleyebilirim. saha şartları ve zorlukları hakkında pek çok örnek verilmiş, sahada yazın götünden ter akıtan, kışın soğuktan götünü donduran ve mesai kavramını unutup 7-24 esasına göre yaşayan meslektaşlarıma saygım büyük ama bir yerden sonra pek çoğu mühendis değil diplomalı formene dönüşüyor. bu maalesef tüm meslek dallarını etkileyen "ara eleman" eksikliğinden kaynaklanıyor. acı ama, teknikerin görevini de mühendise yıkmak bu sektörün ana kuralı.

    işin mutfağında olan ve statik hesap yapan bir mühendis olarak bu zamana kadar, iç-dış-peyzaj demeden enva i çeşit mimar, inşaat-makine-elektrik v.b. bilumum mühendis ile ve ülkenin her yanından gelmiş tevür tevür usta ve işçi ile uğraştım. karşıda ki art niyetli olmadığı sürece bu kişiler ile ortak bir paydada buluşmak çok zor değil. ama geri kalan herkesle uğraşmak çok zor. müteahhitler genelde "para bende ne diyorsam yap lan it" modunda takılır. hele ilk inşaatları ise her şey için 50 yere danışıp kafalarını iyice karıştırırlar ve güya kazıklanmamak için yaptığınız her şeyi sorgularlar. "yaa sen radye temel yapmışsın ama usta diyo ki burası tekil temel olurmuş" yada "yandaki inşaata çay içmeye gittim, orada kolonlar daha küçüktü" gibi tespit ishalleri ile pek çok defa karşılaşırsınız. bunların birde "20 yıldır inşaat yaparım, 30 apartman bitirdim ben böyle şey görmedim" diyen versiyonları da vardır ki bunlar konuşarak anlaşma organlarını aldırmış sopalık andavallardır. yenisi eskisi farketmeksizin bu kafadaki müteahhitler için her bina aynı geometride, her zemin aynı dayanım da ve tüm binalarda iki aks arası hep aynı açıklıktadır. bu sebep ile arada bir fark varsa bu kesin mühendisin hatasıdır. başımdan geçen son trajik olay ile artık inşaat mühendisliğinin bir kıymetinin kalmadığını tekrar anladım, artık benim için absürtlükte nirvanaya ulaşıldı. bir camii projemiz var, statik projesini hatır için yaptık. camiyi yaptıran kişinin saçma istekleri yüzünden para bile almadığımız işi 7-8 kere baştan aşağı değiştirdiğim için artık iyice bıktım. bu projenin temelini dualarla atmak için müftüyü çağırmışlar. müftü bey sahada bombayı patlatmış ve " bu kolonlarda çok büyük olmuş 40 a 40" yeterdi diye buyurmuş ve statik hesap için mühendisi değilde hocayı haklı bulan işverende "ya biz bunları büyük mü yaptık bi kontrol etsek ya" diye arıyor. her halde hesapları insan hayatı için bu kadar önemli olup ta hakkında cahil cühelanın bu kadar çok yorum yaptığı ve meslek erbabının işine karıştığı başka bir iş yoktur. işimize karışmayan bir imamlar kalmıştı, artık oda oldu "mesleği zirvedeyken bırakıp öss ye girip sınıf öğretmeni olsam" diye düşünmemek elde değil.

    mühendis yada mimar olmayıp bu satırları okuyan pek çok kişi "ne var yani, bizim meslekte de herkes işimize karışıyor, sizin ne ayrıcalığınız varda isyan ediyorsun" diyebilir, haklı da ama şu unutulmamalı hemen hemen tüm mühendislik dalları insan hayatını direkt olarak etkileyen işler yapmakta, hata payı düşük hesaplar ile uğraşmakta. kendi mesleğimden örnek verecek olursam eğer, bizim işte testlerinin sonuçlarını en doğru olarak sadece depremlerden sonra görebiliyoruz. yani hatalarımızı binlerce kayıp ile giderebiliyoruz. bu kadar ciddi bir meslekte sektörün tam tersi şekilde lakayıt olması büyük bir trajediyi de peşinden getiriyor. bu bilinçle çalışıp isyan etmemek elde değil.
  • universite sinavlarina hazirlanan ve muhendislik tercihi yapmayi aklindan geciren genc dimaglarin, tercih listelerine eklemeden once, birkac kez "istedigim meslek bu mu gercekten" diye du$unmesini gerektiren meslek dali.

    bilincli meslek secimi, elbette her bran$ icin buyuk onem ta$ir. ancak in$aat muhendisligi, cali$ma ko$ullari itibariyle, insani fazlasiyla yoran ve sosyal hayattan yalitan bir meslek dalidir. bu meslegi secenlerin onunde, temel olarak uc secenek vardir: akademisyen olmak, saha/$antiye muhendisi olmak veya tasarim muhendisi olmak. akademisyenlik, in$aat muhendisligi di$indaki meslek dallari icin de gecerli bir secenek, bu nedenle o secenegi degerlendirme di$inda birakirsak, geriye kalan iki secenegin vaat ettigi ya$am tarzi $oyle ozetlenebilir:

    1) saha muhendisi: omru birkac sene olan ve genellikle, medeniyet emareleri ta$iyan herhangi bir $ehrin -en iyi ihtimalle- 20-30 km uzaginda bir bolgede (yurticinde veya yurtdi$inda) kurulan $antiyelerde cali$mak esastir. cali$ilan $antiyede, in$aat muhendisinin o i$ suresince muhatap olabilecegi tek insan toplulugu, hayat okulundan mezun olmu$ i$ciler ve onlarin kalfalariyla birlikte birkac saha muhendisinden ibaret olan $antiye ekibidir. saha muhendisinin i$ini sevmesi, deli gibi cali$masi yetmez, $antiye ekibiyle de ayni dili konu$masi gerekir, ki $antiyede gececek gunler zehir olmasin. saha muhendisi fiziksel olarak yorucu bir tempoda cali$ir. haftasonu tatili diye bir $ey bilmez. daha cok, gecenin bir yarisinda, "$efim, beton geldi, dokturelim mi" diye uyandirilmayi bilir saha muhendisi. i$in bitmesinin yakla$tigi zamanlarda bile aklindan gecenler, tatil planlari falan degildir, bir sonraki $antiyede yerini ayirtmaktir, ki para kazanmaya devam edebilsin. bir $antiye biter, ba$ka bir $antiye ba$lar, i$in mahiyeti degi$se de, degi$mez kural yine i$ler: yeni $antiye de medeniyet goturulmesi gereken bir ba$ka dag ba$inda kurulur. bu dongu nedeniyle, saha muhendisi icin "duzenli hayat" diye bir kavram yoktur. $antiyelerde kendini gosteren saha muhendisleri zamanla $antiye $efligine kadar yukselebilir ve paraya para dememeye ba$larlar. ancak $antiye dongusune bir kere giren in$aat muhendisi, bir muddet sonra hayatinin $antiyelerde gectigini ve kazandigi parayi bile harcayamadigini farkeder. bu donguden, ancak biriktirdigi parayi memlekete donup kuracagi yeni bir i$ icin sermaye yaparak kurtulabilir, tabi o da gencligini $antiyelere feda ettigi yillardan sonra.

    2) tasarim muhendisi: duzenli bir hayat isteyenler icin birebirdir. cunku tasarim muhendisi, yeri yurdu belli olan ve kisa vadede o yerin degi$mesinin sozkonusu olmadigi, $ehir merkezinde bir ofiste cali$ir. saha muhendisinden bir ba$ka farki ise, yogun bir $ekilde zihinsel emek harcamasidir. statik hesap, dinamik hesap, cizim derken beyni peltele$ene kadar cali$ir. ama tatil konusunda saha muhendisine gore daha $anslidir. ote yandan, yaptigi hesaplarin sonunda atacagi imzanin agirligini hisseder ve onun stresini ya$ar. saha muhendisi, fiziksel yorgunlugunu iyi bir uykuyla atabilir, ama i$ yeti$tirecegi gunlerde, tasarim muhendisinin gozune uyku girmez olur. $ehirde duzenli hayat surmek ve tatil yapabilmek gibi avantajlarina kar$in, tasarim muhendisligi, hesap i$inin insani i$ine yabancila$tiran rutini ve harcanan yogun emege kar$ilik fazla bir gelir getirmemesi gibi dezavantajlarla maluldur. mesela, yeni mezun bir teknik ressam, yeni mezun bir in$aat muhendisinden daha degerlidir ve o nedenle daha fazla kazanir. cunku teknik ressam yeti$tiren okul azdir, gazeteye ilan verseniz dahi, kolay kolay kalifiye bir teknik ressam bulamazsiniz, ama in$aat muhendisligi fakulteleri ihtiyac fazlasi mezun verir, o mezunlar da ilan falan beklemeden $irketlerin kapisini a$indirir. zaten hesap i$ine de, bircok $irkette, yerine getirilmesi gereken bir formalite gozuyle bakilir. tasarim muhendisi, ancak, iyi ili$kiler kurup i$i butun incelikleriyle ogrenecek kadar tecrube kazandiginda, kendi i$ini kurarak maddi sorunlarini a$abilir.

    bu seceneklerden de goruldugu gibi, in$aat muhendisligi, bilincli secilmediginde ciddi hayalkirikligi yaratmaya aday bir meslektir. nitekim odtu, bogazici gibi okullardan mezun olan bircok in$aat muhendisi, piyasada bir sure cali$ip $artlari gordukten sonra ba$ka sektorlere kaymayi tercih eder. o nedenle, bu meslegi hasbelkader tercih etmek cok pahaliya malolabilir. ola ki, bilmeden bu meslek tercih edilmi$ olsun, yine de durumu biraz olsun telafi etmek icin bir $ans daha var: ogrencilik zamaninda, hem $antiye hem de buro stajlarini ciddiye alarak yapmak. boylece, daha okul bitmeden, meslegin nasil icra edildigine dair fikir edinilmi$ olur ve bu goruntu pek parlak degilse, hayata verilecek yeni yon uzerine kafa yorma faslina mezun olmadan giri$ilebilir, daha fazla vakit kaybetmeden.
  • ytü'de siniflarin zorlugundan bahsedersek su sekildedir:
    1. sinif 1. donem cok kolay
    1.sinif 2. donem kolay
    2. sinif 1. donem orta
    2. sinif 2.donem orta
    3. sinif 1. donem hardcore
    3. sinif 2. donem double penetration
    4. sinif 1. donem gangbang party
    4. sinif 2. donem boş

    güncelleme: yok arkadaşlar 4. sınıfa kim kolay dediyse onun ben amk. 150 sayfalık betonarme yapı tasarımı, istinat tasarımı bilmemne tasarımı derken bir de üzerlerine sınavlar ve diğer derslerin ödevleri de bir güzel binince muazzam bir tablo çıkıyormuş ortaya. asosyalliğin dibini görmüş bulundum. hocalara da burdan saygılar...
  • depremde ki hali sakın unutma
    inşaat mühendisine dil uzatma sebepsiz
    sen yine binalarda otururdun ama
    ne zaman yıkılır bilmezdin...

    her sabah derse başlamadan okunur inşaat mühendisliği bölümlerinde. hocalar sonuna küfürüde ekler ama çok elitiz ondan yazmayız ulu orta.
  • konuya ne kadar hakim olursa olsun, şantiyeye inince ilkokul mezunu bile olmayan işçilere dert anlatılmasını gerektiren meslek.

    "usta onu oraya öyle yapmışın ama buckle eder*, ayrıca kesme kuvveti vs..." diye anlatılacak birşeyi söylemenin tek doğru yolu: "usta sen bunu böyle yapmışın iyi güzel de o bu yükü taşıyamaz bak, demedi deme.." dir.
    alacağınız mutlak cevap ta: "taşır şefim niye taşımasın, ben onu öyle bi sıkı bağlarım ki şimdi" dir.

    ne kadar ikna ettiğinizi sansanız da arkanızı dönünce usta yine bildiğini okur, çünkü tecrübelidir, 30 yıldır inşaat yapıyordur, daha demir bile bağlamayı beceremeyen 3 günlük mühendis ondan iyi mi bilecektir... "ülkemizde çöken/yıkılan binaların yarısına müteahhit ya da mühendise suç bulmadan önce bu gözle bir bakılmalıdır" (ugur ersoy)**
  • çok geniş çalışma alanlarina sahip olan meslek.
    o kadar geniş ki inşaat mühendisi olarak taksiciyim şuan.
  • bu mesleğe mensup olan meslektaşlarımla beraber beni de, yaşadığımız bu skindirik ülkede "genellikle" fahişeden öteye geçirmeyen meslek.

    sakın ola fahişeleri aşağıladığım falan düşünülmesin, aslında yüceltmek isterdim. bir benzerini yaptığım için. bedenim para etseydi onu da satar mıydım acaba diye düşünüyorum; eğitim hayatım boyunca yaşadıklarımı düşündükçe.

    bilgi birikimimi, vizyonumu, hayallerimi, ümitlerimi ciğeri beş para etmez adamların daha fazla para kazanması için harcarken iyice seyrelmiş saçlarıma bakıyorum.

    emek dedik, mesleğimiz, hayatımızı idame ettiren kanal dedik; sahip çıkalım istedik. her şey yanlış olsa da biz doğru olalım istedik. sorumluluğumuz var dedik, idealizmin doruklarında gezerken sermayenin kırbacını sırtımızda hissettik.

    inşaat mühendisi: parası olan üç kuruşluk adamları, beş kuruşluk adam yapan; eğitimli salaklara denir.