şükela:  tümü | bugün
  • turkiye'de milli gelirin (bkz: gsmh) yuzde 10'unu olusturan sektor.
  • yaşanan ekonomik krizlerde ilk göçen sektördür,
    inşai yatırımlar son akla gelendir canının derdine düşen yatırımcılar için,

    yaşanan ekonomik krizlerin ertesinde en son canlanan sektördür,
    inşai yatırımlar son akla gelendir yavaş yavaş toparlanan yatırımcılar için,

    o yüzden, yaşanan kriz 2 sene ise; 2 senede herhangi bir sektör düze çıkmaya başlamışsa,
    inşaat sektöründe bu süre çok daha uzundur.
  • sadece ankara'da son bir ayda çalışanların yarısının işten çıkarıldığı sektördür.
  • yurtdışı ayağı olan firmalarının krizi bir kaşıntı olarak hissettiği sektördür.

    united arab emirates business reveiw: crisis! what crisis? -oha!-
  • ciddi oranda istihdam barındırması, alt kolunda ve çevresindeki diğer sektörleri de etkileyebilmesi ile sadece türkiye'de değil, global anlamda lokomotif sektörlerden biri.

    türkiye'de inşaat sektörü denilince aklıma 3 tip firma profili geliyor. ilki ufak semt inşaat firmaları, arsa karşılığı veya kendi arsalarına bina yapanları bu sınıfa sokabiliriz. bunların gerçekten işi zor, meşaketli bir iş yapıyorlar. ikincisi ise ortadoğu'da, kuzey afrika'da, orta asya ve eski doğu bloku bünyesinde iş yapan genelde konsorsiyumlar şeklinde riskleri bölebilen firmalardan oluşuyor. bunların tamamı kurumsal anlamda çalıştıkları ve iş yaptıkları ülkeler geri kalmış veya savaştan yeni çıkmış şehirlere sahip olduklarından geniş iş alanına sahipler. uzun vadede sıkıntıya girme ihtimalleri bu yüzden düşük.

    üçüncü grupta işler değişiyor. bu gruptaki firmalar ne kadar kökenleri eski de olsa, özellikle son birkaç senedir büyük projelere başlamış, devamlı kredi desteğiyle büyüyebilen, özsermayeleri konusunda ciddi ciddi sıkıntıları bulunan firmalar. bugünki likitide bolluğunda kredi bulmaları kolay ancak, global ve türkiye kaynaklı bir finansal krizde yeni kredileri nasıl bulacakları ayrı bir sorun.

    istanbul'daki arsa sıkıntısı bahanesiyle, insanların konut satın alma hakları istismar ediliyor. bugün dağ başı olarak nitelendirebileceğimiz, sanayi bölgelerine yakın yerlerde ikamet etmenin ne avantajı olabilir? ne kadar toplu ulaşım gelişse de burada yaşaması muhtemel insanlar çok daha uzakta çalışıyor olacaklarından satın alan kişilere dezavantajı olacaktır. kaldı ki, bunun istanbul genelinde trafiğe yansıması da olacaktır. bu furya yüzünden herkes bir şekilde olumsuzluklardan etkilenecek.

    türkiye'de mortgage piyasası gelişmediği için, bizzat firmaların yaptığı ödeme planları ne kadar uygun olabilir? tamam mortgage piyasası gelişmediği için 2008 global krizinden türkiye çok etkilenmedi. bunun artısı illa ki mevcut. konuyu dağıtmak istemem, şehrin dışında sanayi tesislerine yakın bu arazilere inşa edilmiş/edilmekte olan bu konutları sanayi bölgelerindeki mavi yakalı çalışanlar asgari ücretleri ile satın alamazlar. beyaz yakalı çalışanlar, esnaf, tüccar gibi meslek grubundaki insanlar hedefleniyorsa eğer, insanların işi zaten şehir merkezinde. yukarı paragrafta değindim yol sorununa. 140.000 tllerden 1+1 35 m2 ev satmak, m2 fiyatını yaklaşık 4.000 tl civarına çeker. şehir merkezinde de sıfır inşaatlarda zaten fiyatlar bu seviyede. neden şehir dışında otursun ki insanlar?

    büyük sitelerde yaşamanın maddi olarak sıkıntıları vardır. reklamlarda boy gösteren bu inşaatçıların lafına kimse kanmasın. elektrikte %25 gibi bir indirim yaşansa da, sitelerin güvenlik masrafları, çevre düzenlemeleri adı altında her ay ciddi bir meblağ bu konutlarda ikamet eden kişilerden tahsil edilecek. şehir merkezine hergün iş/okul veya alışveriş gibi amaçlarla gidildiği düşünüldüğünde bir de üstüne yol parası eklendiğinde tüketicilere nasıl zararı olacağı görülecektir. şehir merkezinde daha ucuza veya aynı maliyetlerle yaşamak varken neden sıkıntıya girsin ki insanlar?

    rasyonel düşünüldüğünde yeni projelerin cazibesi olmamasına rağmen, ödeme planları, reklamlar gibi araçlarla insanlar kandırılıyor. banker kastelli vardı 25 sene önce o da böyle projeler yapıyordu, reklamlara çıkıyordu. sonra projelerinin ne hâle geldiğini, kaç senede bittiğini yakın türkiye tarihini hatırlayan bilir. en ufak bir finansal sorunda banker kastelli gibi olabilecek bu inşaatçılardan alışveriş yapmanın mantığı nedir?

    5 seneye kalmaz, bu projelerde sorunlar olacak, iflas edecek firmalar olacak. demedi demeyin...
  • ekonominin bel kemiğidir.
    inşaat sektörü iyiyse işler yolunda demektir.
    krizden ilk etkilenen ve son kurtulan sektördür.
  • istanbul ticaret odası rakamlarına göre istanbul sınırlarında 19.000 civarında kobiye sahip olan sektördür.
  • aydın ayaydın'a göre gerilemesi hazır betondaki fiyat artışlarından kaynaklanan sektör. ayrıca demir fiyatlarındaki artış ve ytl'nin değer kaybı de etken deniyor.

    "inşaat sektörünü olumsuz etkileyen en önemli neden, hazır beton firmalarının aralarında anlaşarak birlikte fiyat belirlemesi ve pazar bölüşümü nedeniyle hazır beton fiyatının iki ay içinde yüzde 30 civarında artması. hazır beton firmalarının, birlikte fiyat belirlemeleri rekabet kanunu’nun 4. maddesinde yer alan “aynı mal ve hizmeti üreten teşebbüslerin aralarında anlaşarak birlikte fiyat belirlemeleri” ile 6.maddede yer alan “hâkim durumun kötüye kullanılması” ile rekabeti ihlal ettiklerini öne süren inşaat firmaları rekabet kurulu’nu göreve davet ediyor." demiş ayaydın. ancak anlaşarak fiyat belirlemek zincirin bir başka kısmında ve topyekün de sektörde kayba yol açacaksa, o zaman 4. maddede düzeltmeye gerek olacaktır. burada mağdur, yazının kalanından anladığımız üzere toki. toplu konut idaresi'nin temel (en azından kuruluş) işlevinin halka uygun fiyatlı konut edindirme tasarıları olduğunu hatırlayalm. bir de toki'nin 1+1 eblerinin 10 yıl vade ile alınığında aylık faizinin 1500 ytl'yi bulabildiğini düşünelimç. denklemin can alıcı noktası bu ülkedeki fakirlik sınırı, asgari ücret, kişi başına düşen milli gelir gibi göstergelerin/verilerin hiç biri, toki evlerini satın alamayacak gibi duruyor. ama zaten toki'nin kuruluş amacı, son yıllarda yaptığı evlerin hedef kitlesinin satınalma gücünü çok aştığı, ve sair konular uzun süre konuşuldu, yazıldı-çizildi zaten. toki itirazında bu bağlamda haklı değil diye düşünüyorum, çünkü kendi hedef kitlesi yerine üst profile kayınca özel sektörün rekabet alanına girmiş oldu-büyük lokma yemek isteyen bunu göze almış olmalıdır.

    neyse, toki bir yana, özel sektör de şikayetçiymiş durumdan. türkiye'deki hazır beton firmlarının çoğu yabancı ya da yabancı ortaklı diye biliyorum. benim merak ettiğim, yakın zamanda türkiye'de, özellikle istanbul'da emlak fiyatlarının lonra, paris, new york'la aşık atacağı aylardır, emlak sektörünün parlayan yıldız olacağı ise yıllardır, tekstil sektörü batmakta iken söylenegeldiğinden, bu fiyatların artacağı, rekabetin kızışacağı, piyasa koşulları değiştikçe rekabet kanununun da yeniden yapılanması gerektiği 2+2 işleminin sonucu kadar doğal ve beklenen bir olgu değil midir? hazır beton firmalarının da, hatta demircinin, yan sanayicinin falan da bu verilerden hareketle biraz öngörü sahibiyse fiyat artıracağı kestirilebilir değil midir? tamam, daha insaflı artış olabilir, ama perşembenin gelişi çarşambadan belliyse, neden perşembe günü itiraz hakkı kullanıyoruz ki?