şükela:  tümü | bugün
2747 entry daha
  • korkak ve açgözlü bir canlı türü.
    yalnız bu özellikleri biyolojisinden mi kaynaklanıyor, kültürden mi emin değilim
  • sırrına hiçbir zaman vakıf olunamayacak metafizik bir güç tarafından hiçliğin dinginliğindeki huzurlu uykusundan rastgele alınıp, tamamen savunmasız ve yapayalnız olarak içinde her türden kötülük ve tehlikenin mevcut bulunduğu varoluşun çölünde kaderine terk edilen ve belirsiz bir gelecekle yüzleşmek durumunda bırakılan, bilime göre homo sapiens, islam’a göre eşref-i mahlukat, protagoras’a göre her şeyin ölçüsü, heidegger’e göre dasein ve varlığın çobanıdır.
  • en başından itibaren şunu söyleyerek başlamak istiyorum ki, insan denilen varlığı anlamak için öncelikle tüm ön yargılarımızdan kurtulmamız gerekir. salt olarak içsel bir şekilde her birey kendi varlığına dair bir fikir sahibi olabilir. fakat bu şekilde sadece kendi varlığına odaklanarak çıkarılan anlam çok eksik kalacaktır. bu tarz hatalardan kaçınmak için daha sağlıklı bir yöntem arayışı içerisinde olmak bizi belki de doğruya daha çok yaklaştıracaktır. her ne kadar sadece kendimize odaklanmamız gerektiğini söylesem de, insanı anlamak için önce kendimizden başlamak en makul başlangıç noktalarından birisidir.

    kendimizi anlama çırpınmaları;

    her şey küçücük hücrelerin insiyatif almasıyla başlamaktadır. şu an için bu basit hücrelerin bir bilince sahip olduğu konusunda bir şey söyleyemiyoruz. bu hücrelerin özel bir forma dönüşmesi sonucunda ortaya çıkan spermlerin belli parametrelere bağlı olarak rastgele oluştuğunu söylemek zorundayız. ve yine milyonlarca sperm hücresinden bir tanesinin (o sizsiniz) yumurtayı döllemesiyle hayata başlangıç yapmak için çok büyük bir fırsatı ele geçiriyoruz.
    insan sezgisel olarak doğru yerden başladığını düşünebiliyor ve bu noktadan itibaren düşünüp kendisini anlamaya çalışıp belli bir evreye kadar gelebilir. fakat ne kadar çok ileri gitmek istiyorsak o kadar çok geriden başlamamız gerekiyor.
    bizler cennetten kovulan melekler değil, toprağın derinliklerinden çıkan müvetazi varlıklarız !!! hadi içinde yaşadığımız dünyanın ne olduğunu anlamaya çalışalım. dünyamızın büyük bir gaz bulutundan kopup, yavaş yavaş soğuyarak şekil kazandığını biliyoruz. evrenin oluşumu hengamesindeyse savrulup saçılan gezegenimiz, güneşimize sıkı sıkıya tutunup hayata başlamak için ilk adımını atmıştır. ( ne kadar da garip) uzun ve zahmetli bir gebelik gibi, dünyamız hayatın başlamasına elverişli şartları oluşturmak için çırpınmıştır. acaba doğru bir başlangıç noktasına ulaşabildik mi? belki yaklaşmış olabiliriz ama halen kat edilecek biraz daha yol var gibi duruyor.
    o zaman sınırlarımızı biraz daha genişletip zamanın dipsiz kuyusuna dalarak evrenimizin serüvenine ufak bir göz atmak gerekebilir. yaşadığımız evrende doğada var olan tüm sistemler nedensel sistemlerdir. buna dair hiçbir istisna gösteremeyiz. eğer kaba tabirle tümevarımsal bir şekilde düşünmeye kalkacak olursak evrenimizin kendisi de nedensel bir sistemdir. peki hiçbir enerji maliyeti olmadan maddenin oluşabileceğini söylersek ve makro evren şartlarında nedenselliğe bağlı kalsak da kuantum evreninde işlerin tam olarak böyle yürüyemeyeceğini idrak etmiş olabileceğiz. geçmişte zamanın sonunun olmadığı bir yerlerde tekil bir noktada yer alan sonsuz sayıdaki dalgalanmanın birinde patlak verdi her şey. o tek noktadan bugün evrenimiz buraya geldi tıpkı tek bir hücreden şu an olduğumuz hale bürünmemiz gibi.
    ne evrenimiz ne dünyamız ne de bizler elimizde olmayaraktan varlık olabilme haline bürünebildik. işte tam bu noktada insan neyse dünyada odur ve dünya neyse evren de odur diyebiliriz. evren ne kadar komplike dinamiklere sahipse ve dünya nasıl bu dinamiklere tabiyse bizde aynı şekilde bunlara tabiyiz. bizlerde kendi içimizde oldukça karmaşık dinamiklere sahip sistemleriz. nasıl ki evrenimiz ve dünyamız bizi büyülüyorsa bizler de kendimizden ve insanlardan öylece büyülenmeliyiz. anlama eşiklerini aşıp dikkatlice odaklanırsak da en sonunda şunu söylemeliyiz.

    insan sandı ki hep zamandı tükenen
    düşündü ve dedi ki nefesti ona can veren
    baktı ki hep kendisiydi hayata yön veren
    ah be insan aldandın hem de hiç bilmeden

    inanmak istemedi kendisiydi yitip giden
    nefes miydi seni ayakta tutan gerçekten
    anlasaydı bilirdi hep kendisiydi sürüklenen
    ben tüm insanlarım tüm insanlar da ben
  • erich fromm'un bakış açısıyla homo consumens canlılar.
    zamanın ötesinden modern insanı betimleyişi mükemmeldir. ''dini tüketim, mabetleri ise alış-veriş merkezleridir.''
9 entry daha