şükela:  tümü | bugün
  • evet, insan değişir. atalardan kalma "insan yedisinde neyse yetmişinde de odur" klişesine rağmen değişir.
    büyüdükçe, gördükçe, yeni yaşantılar kazandıkça değişir. dün doğru bulduğunu bugün doğru bulmayabilir. fikirleri, ideolojileri, hayata bakış açısı bambaşka olabilir.
    değişemiyorum diyen insanın kendisine kattığı bir şey yoktur, yeteri kadar çaba sarf etmiyordur. yoksa her insan isterse olumlu yönde değişim gösterebilir.
    bunun yanı sıra insanın değişmeyeceğini, aslında hep aynı kaldığını düşünenler de var ve çoğunluktalar.
    değişim yoksa orda problem var demektir. hiçbir şey durağan değil çünkü. dünya değişiyor, insanlık değişiyor. biz nasıl aynı kalalım? hangimiz 17 yaşındaki biz gibi düşünüyoruz?
  • insan tabi ki de değiştiği için sorunsal olmayandır.

    eskiden asosyal ve utangaç biri olarak şimdi ikisini de büyük ölçüde yendiğimi düşünüyorum, bir toplulukta rahatça konuşabilirim, sosyal ortamlara gerilmeden katılabilirim.

    kötü özelliklerimin çoğunu geride bıraktım aynı zamanda da değiştirmeye karar verdiğim özelliğimi de ne şekilde olursa olsun değiştiriyorum.
  • insanın her haltı değişebilir.
    hayat çok şeye gebe.
  • insan değişir. hem de nasıl değişir.

    çoğunlukla da kötüye gider. insana olan inancı azaldıkça yüreği kararır. kötüleşir.
    fark etmez bile.
  • can yücel‘in bu konu hakkında, tespit niteliğinde enfes bir şiiri mevcut; davet

    “şunları bir araya toplayayım.
    bir güzel muhabbet edelim” diye düşündüm.

    mutfak işinden de anlarım.
    donattım sofrayı.
    bayağı uğraştım.
    hepsinin, ayrı ayrı ne
    yemekten, ne içmekten
    hoşlandığını iyi bilirim.
    bayağı da para gitti.

    birinin yediğini öbürü yemez.
    ötekinin içtiğini beriki içmez.
    dört kişilik sofra kurdum.

    mumları da yaktım.
    bak hepsi, erick satie severdi.
    hatırladım.
    müziği de ayarladım.

    geldiler.

    20 yaşında ben,
    35 yaşımda ben,
    40 yaşımda ben ve
    bugünkü ben dördümüz.

    birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
    kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim.
    yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
    kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.

    yatıştırayım dedim.
    “sen karışma moruk” dediler. büyük hır çıktı.
    komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
    yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.

    evin de içine ettiler.

    bende kabahat.
    ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine...”
  • algısı değişirse değişir...
  • değişir. istediği sürece. neredeyse hiç kimse bundan 5 yıl önceki insan değildir, hiçbir çaba sarf etmeseniz bile otomatikman değişirsiniz. ders alırsınız, değişirsiniz. pişman olursunuz, değişirsiniz. değişmeye değer şeylerle karşılaşırsınız, değişirsiniz.

    tamamen kişiye bağlıdır, istediğiniz sürece istediğiniz kişi olabilirsiniz. ve bu değişimden mutlu olduğunuz sürece tabi ki.
  • insana özgü bir durum yok. materyal alemdeki her şey zamana bağlı olarak değişir.
  • biyolojik temellerde çözüme ulaşılabilecek bir sorunsaldır (insanın karakterinin değişebilme ihtimalinin sorgulandığı düşünülerek yazılmıştır).

    beynin çalışma biçimini ele aldığımızda sürekli hissedilen duyguların beyinde kalıcı bağlantılar oluşturduğunu ve bireyin karakterinin de bu bağlantılarla şekillendiğini bilmekteyiz. bu bağlantılar çocukluk yıllarında daha hızlı oluşmakta birlikte yıllar içinde bağlantı oluşturma hızı azalmaktadır.

    kısaca sürekli mutlu hisseden biri sonunda bu mutluluğu karakteri haline getirir. nasıl mutlu olacağını bilerek davranışlarını o yönde gerçekleştirir. bu bağlantıların bireyin hayatında yaşadığı hızlı değişimler dışında değişme olasılığı çok düşüktür. ancak mümkün olduğu için insanın değişebileceğini öngörebiliriz. çünkü insan beyni sürekli bir devinim içinde ve sürekli yeni bağlantılar oluşturmaktadır. değişimin şiddeti ise kalıcı bağların sayısı ve bu bağları değiştirebilecek olayların bireyin hayatına etkisiyle ilişkilidir.
  • -aaa corro hiç değişmemişsin ya.
    -tabi ya sen bir de bana sor.

    benim başka bir şeyin değiştiğini farketmem bile artık aynı kalmadığımın gösterisidir aslında. ne demişti filozofumuz:
    "aynı nehirde iki kez yıkanılmaz."
    2. girisinde ya nehir değişmiştir, ya da insan hatta ikisi de değişmiştir artık. duygular değişmiştir, vücut ısısı değişmiştir, nehirin o kısmındaki canlılar değişmiştir. zaman değişmiştir hepsinden önce. 1 saniye öncesiyle artık aynı olamaz hiçbirşey. şu önümden geçen araba artık geçti. durup geri gelse bile o artık ilk gördüğümde oluşan hissiyatın aynısı değil.