şükela:  tümü | bugün
  • bugün kullandığımız buğday, binlerce yıl boyunca evrilmiş(ekip,yetiştirip vs. evriminde büyük rol oynadığımız) versiyonu olduğundan, kendi kendine üreme fonksiyonunu da zaman içinde kaybetmiş.
    esas merak uyandıran konu, aslında hangi canlının diğerini evcilleştirdiği.
    kısacası, eksik tespit.
  • yanlış tespittir. uygun ortam, toprak ve hava şartlarında gayet de rahat yetişebilmektedir. yeter ki toprakla temas edebilsin.
  • aslında kafa karıştırıcı bir durumdur. şöyle ki: tamam, bugünkü buğday yabani bir bitkinin ehilleştirilmiş olmasından gelmiş olabilir, mümkün. lakin insanoğlu hangi kafayla biz bu bitkiyi alalım ehilleştirelim, bundan iyi besin maddesi olur avcı-toplayıcılıktan tarım toplumuna geçeriz diye düşündü? çünkü o ehilleştirme sürecinin yüzlerce yıl sürmesi lazım o dönemde. ayrıca yine çok farklı kromozomlara sahip buğdaylar var, bunlar nasıl oluyor? enteresan.

    muhtemelen zeki abiler geldi ve insanlığı eğitti.

    edit: buğdayın ehlileştirilmeden önceki atasında yenebilecek bir şey yoktu, pisipisi otu gibiydi, nerden anladılar da onun biz bunu ehilleştirir isek bundan büyük fayda ederiz dediler, onu diyorum. adam demek istediğimi anlamıyor veya anlamak istemiyor aşağıya bi dünya benim zaten bildiğim şeyleri anlatıyor. biraz analitik düşünün.
  • o da bişey mi?

    sevişmeyince çocuk olmaması daha enteresan :/
  • pamuk arasında fasulye yeşertmek ne kadar önemliymiş yahu! hayatında başak görmemiş gençlerimiz internetten her okuduğuna inanarak yaşıyor.
  • melez türlerin üreme yeteneği yoktur. tıpkı at ve eşekten olan katırın kısır olması gibi. melezlenmiş karpuzun çekirdeğinin olmaması gibi.
  • aklima insan ekmeye calisan bugdaylari getiren durum.
  • ehlileştirme süreci ‘abi buğdayları ekip, yetiştirebilirsek, besin kaynağı aramak için göçmemize gerek kalmaz. eh biz de yerleşik hayata geçer ve insanlığın diğer ihtiyaçlarına odaklanıp belki birgün namaz kılan robot bile yaparız’ diye düşünerek başlamadı muhtemelen. evrim dediğimiz döngü bir hayatta kalma savaşı ise; buğday da daha güçlü olan canlının temel besin kaynağı olacak şekle bürünüp, hayatta kalmayı garanti altına almış olabilir. aynı diğer bitkilerin de, tohumlarının etrafını şeker ile kaplayıp, ilgi çeken renkler vererek; daha kolay ve çok daha geniş alanda çoğalmayı başardıkları gibi. dünya’yı bitki lobisi yönetiyor olabilir mi?
  • (bkz: guns germs and steel)

    okuyun da bilgilenin. bu kitaptan okuyup okuyup kendi fikirleriymiş gibi buraya yazıyorlar.

    edit: lan inkilicce bildiğimden falan değil. sözlük türkçesini yazsan da kendiliğinden o başlığa yönlendiriyor. ben de direkt ingilizce bkz. verdim. süper zeka analizciler sizi.
  • aynı durum bezelye için de geçerli. insanlar erken açılıp taneleri yere dökülen bezelyeleri değil de erken açılmayı baskılayan gene sahip olan, tanelerini dökmemiş bezelyeleri dalından topluyor, tarım yaparken de bu tohumları kullanıyor. doğal olarak bu bezelye türü yaygınlaşıyor, evcilleştiriliyor ve diğerlerini baskılıyor.

    ayrıca avcı toplayıcılıktan tarıma geçiş bir günde olmadı, yüzbinlerce yıllık insan ırkı yaklaşık on bin yıl önce tarıma başlayabildi. bilimadamları evcilleştirilen bitkilerin ne zaman hangi bölgede evcilleştirildiği, tarım bitkilerinin dünya üzerinde nasıl bir yayılım sergilediği, birbirinden bağımsız olarak mı evcileştirilip evcilleştirilmediği üzerine ciddi kafa yoruyor. biz de abi hangi kafayla tarıma geçelim dediler çok enteresan muhtemelen uzaylılar geldi bize bunları verdi diyelim. aferin.