şükela:  tümü | bugün
  • hayatım boyunca duyduğum en aptalca cümleler içinde kafaya oynayabilecek bir önerme. tüm ekonomik sistemin bu saçma sapan önerme üzerine kurulmuş olması da işin en acı yanı.
  • insan ihtiyaçları sınırsızdır.

    şu cümlenin saçmalığını göstermek için cümle kurmaya bile üşeniyorum aslında.

    birim zamanda tükettiğin oksijen belli; bir gün içinde tüketebileceğin maksimum besin miktarı, sıvı miktarı belli; aynı anda üzerime giyebileceğim kıyafet sayısı sınırlı, o nedenle belli bir zaman aralığında ihtiyaç duyabileceğim kıyafetlerin miktarı da sınırlı; aynı anda birden fazla yerde olamadığıma ve sınırsız hızda hareket etmediğime göre, ihtiyaç duyabileceğim müşterek veya bireysel yaşam alanı miktarı da sınırlı, belli bir zamanda yapabileceğim seyahat miktarı da. belli bir zaman aralığında odaklanabildiğim ve algılayabildiğim şeylerin sayısı bir elin parmaklarını geçmediğine göre girişebileceğim veya katılabileceğim sosyal, kültürel ve eğlence etkinlikleri de sınırlı. ulan olayı sade para ekseninde düşünsen, hani bi günde bi milyon doları bile yersin, gider kumar oynarsın falan. ulan lokomotifin içine balya balya dolarları atıp yaksan bile, belki ondan hoşlanıyorum, belki ihtiyacım o benim, belli bir zaman aralığında yakabileceğin para miktarı bile sınırlı.

    eee, ne kaldı geriye? ürün ve hizmet çeşitliliği. yani belki bana yeterli miktarda coca cola sunuluyor ama, ben pepsi de olsun istiyorum. hatta üstüne le cola, cola turka falan da istiyorum, hep coca cola içmek istemiyorum. mercedes'im var ama, cabrio bmw de istiyorum, bi de bmc kamyonet istiyorum. evim, yaşadığım apartman komünist tipi herkesinkiyle aynı olmasın, farklı olsun istiyorum. bi tane berber olmasın, başka berberleri de deneyeyim istiyorum. bi tane işletim sistemi olmasın, farklı bilgisayar modelleri olsun, farklı cep telefonları olsun istiyorum. ama 1500 farklı çeşit kola olsun, 15000 çeşit farklı binek araç olsun, benim evim dünyadaki evlerden hiçbirine hiç benzemesin, benim mahallemde 70 tane farklı berber olsun gibi ihtiyaçlarım yok. belli bir ürün veya hizmet için ihtiyaç duyabileceğim, benim memnuniyetimi, mutluluğumu, verimimi artıracak ürün çeşitliliği miktarının bile bir sınırı var.

    hal böyleyken "insan ihtiyaçları sınırsızdır" diye aptallığın dik alasını yapıp da, bütün ekonomik sistemi bu aptallığın üzerine inşa etmek nasıl bir aptallık, benim zekam bunu anlamaya yetmiyor.
  • binlerce yıl avcı ve toplayıcı olarak yaşamış insanoğluna son 150 yılda dayatılan yalan cümle.
  • ''yanılmıyorsam, donald trump’a sormuşlardı: “sizce zengin olmak için ne kadar servete ihtiyaç var?” cevaben, “15 milyon dolardan sonrası fark etmez” demişti. hak verdim. tamam, insanın ihtiyaçları sınırlı, istekleri sonsuzdur. fakat dünyanın limiti belli güzelim. bedenin kapasitesi de ortada… dünyanın tamamı senin oldu. bahamalar, havai… pırlanta tuvalete sıçtın, som altından tabaklarda havyar yedin, dünyanın en kaliteli şarabını içtin, en kaliteli fırtı çektin… eeee, sonra? sonra ne bok yiyeceksin? ne kadar zenginleşirsen zenginleş, geriye dönüp baktığında pırlanta tuvalete bıraktığın eserin, hint fakirininkinden bir farkı olmadığını anlayacaksın. zenginlik, bir yerden sonra öyle bir raddeye ulaşacak ki, her şeyi satın alabileceğini gördüğün an, aslında hiçbir şeyi satın alamayacağını göreceksin. şimdi bana bak, gözlerimin içine bak ve söylediklerime kulak ver bebeğim; daha çok zenginleşmek yoktur, daha çok şımarmak vardır. ve sen çok şımarıksın. '' demiş afilli filintalar'da murat zelan. şöyle ki, aslında sınırsız gibi gözükse de sınırsızlığın çaresizliği gibi yetersizliği gibi algılanmalı bu durum. sınırlı bir hayatın içinde sınırsızlığın pek bir şey ifade etmemesi gibi. asıl sorunun ''sınırsız'' kavramının algısındaki yanlışlığından ibaret olması gibi.