şükela:  tümü | bugün
1017 entry daha
  • coğrafya kaderdir gibi klişe bir cümle kurmak istemiyorum ama evet coğrafya kaderdir. bu topraklarda insanın kendi olmak için bile bir sürü insanla mücadele etmesi gerekiyor. önce ailede başlıyor herşey, eğer aile içinde diğer kardeşlerinize göre farklı bir fıtratınız varsa; yandınız... sizden olmadığıniz biri gibi davranmanız bekleniyor, daima uyumlu olmanız, fazla ses çıkarmamaniz gerekiyor. yoksa hemen etiket hazır, ben mesela evin cadalozuydum...ablam gibi sessiz ve uyumlu biri olmadığım için her zaman ablamla kiyaslanirdim.
    evde fikrimi söylesem, pişman edilirdim, bana dayatılan davranış şeklini kabul etmesem huysuz olurdum... haksızlığa uğrasam ve itiraz etsem hemen suçlanırdim...

    eğer sizde benim gibi ailesine düşkün biriyseniz , sırf ailenizi mutlu etmek ve onaylanmak için eminim bir çok kez onların istediği gibi davrandınız, seçimlerinizi onlar için yaptınız.
    peki sonuç ne oldu? ne onları tam olarak mutlu edebildiniz ne de siz mutlu oldunuz. çünkü insan hayatının kararlarını kendi veremiyorsa, kendine ait bir hayatı zaten yoktur.

    böyle büyüyen insan olarak, hakli olduğum konularda bile sesimi çıkarmaktan çekindim, çünkü suçlu çıkarılma korkusu insanın elini kolunu bağlıyor. özgüven zaten zedelenmiş...

    hiç unutmam ilkokulda öğretmen beni dövmüştü, ama annem bana kızar diye söyleyemedim...

    genç kizken tacize uğradım ağzımı açıp gene kimseye diyemedim, korktum beni suçlarlar diye...

    ise girdim, hakkımı savunamadım, mobbing uyguladı kadın bir müdür, haddini bildiremedim ve üç kuruşa senelerce kölelik yaptım.

    evlendim, ne zaman konuşsam bir şekilde uyumsuz ve kavgacı damgası yedim.

    bence insanın yaş almasının en güzel tarafı, bilinçli bir farkındalığa sahip olması... insanların niyetini şıp diye anliyorsun..

    sonra anladım ki, insanlar benim özgüvensiz, kendimden şüphe eden ve çabucak suçlu hisseden zayıf noktamdan beni vuruyor.

    bizim ülkemizde iletişim zaten sorunlu bunu hepimiz biliyoruz ama en çok gördüğüm şey su.
    en basit bir mal alsanız, bundan memnun olmasanız ve şikayet etseniz duyacağınız ilk cümle şu oluyor." daha önce kimse şikayet etmedi"
    yani diyor ki sorun onda değil sizde...

    sorun hep bizde kimsede hata, kusur ve ayıp yok.
    kalbiniz kırılsa söyleseniz, " buna mi kırıldın, amma büyütüyorsun" oluyor..laf mı yani? kırılma...
    gene suçlusun.

    beklentilerini söylesen, " sen de amma çok şey bekliyorsun" deniyor, bunları zaten yapman gerekiyor ama ben hatırlatıyorum desen. gene hatalısın...

    genel olarak insanlar, dinlemek ve anlamaya çalışmak yerine direkt yargılıyor ve sana kendini yetersiz, uyumsuz ve suçlu hissettiriyor.

    benim gibi duygusal, her zaman hatayı kendinde arayan, hakettiği şekilde davransan bile kafasında acaba doğru yapmadım mi diye düşünen biriysen, çok kolay manipule ediliyorsun... ama bunu anlamak o kadar çabuk ve yara almadan olmuyor.

    şimdilerde değiştim bende, sesimi cikarmam hatta gürültü yapmam gerekiyorsa yapıyorum, hiç bir yanlış yapmadığım halde gene de suclaniyorsam, umursamıyorum.. çünkü insanların bana her türlü ve her şekilde nasıl kötü ve değersiz hissettirdiklerini fazlasıyla yaşadım... oyuna gelmiyorum...

    bu kafaya erişmek çok zor oldu, ama oldu.
    nasıl oldu derseniz, kendi kararlarımi verdikçe,tek başıma sorunların üstesinden geldikçe özgüvenim arttı...

    zaten fıtratımda olan ama sindirilmeye çalışılan karakterim de, ortaya çıktı...

    insanın doğru bildiğini savunması, kararlarının arkasında durması ve hiç bir şekilde duygusal olarak zayıf davranmamasi gerekiyor...

    insanlar çok acımasız olabiliyor, sırf vicdanlarını rahatlamak için suçu sana atıp rahatlayabiliyor, yaptıklarının sorumluluklarindan kaçtıkları için,
    yüklerini sana bosaltabiliyor...uyanık olmak lazım.
    sınırlarini iyi yönetebilmek, saygısızlığa tahammül etmemek lazım..

    iyi niyetini kaybetmeden, hakkın olanı söke söke alacaksın, kimseye kötü davranmayacaksin ama yumuşak ve hassas kalbini de koruyacaksin.

    ne demiş doğan cüceloğlu,

    "...ve sen, kendin için dünyadaki en önemli insansın. öyle olmalısın! aksi hâlde yaşadığın hayat senin hayatın olmaz, -mış gibi bir hayat sürersin. bu yüzden "benim hayatım" diyebilmen, “yaşadım!” diyebilmen için her zaman, bu durumda olduğu gibi kimsenin bilmediği bir koşulda dahi, sen kendin için doğru olanı, adil olanı yapmalısın."

    kendiniz olabildiğiniz bir hayat dileğiyle...

    saygılar
    butterfly...
hesabın var mı? giriş yap