şükela:  tümü | bugün
  • kendi sürümüzün bölgesini tel örgülerle, sınırlarla işaretliyor olmamız başlıca kanıtı olduğu halde, biraz üzerinde düşünürsek gerçekte hala hayattaki bütün amacı üremek olan bir rakundan farkımız olmadığını anlayacağımız gerçektir.

    misal, bunca zamandır dünyada yaşıyor olmamıza rağmen, hala milletler, bölgeler, kabileler ve hatta çerkes dillerinde sülaleler olarak ayrı dilleri konuşuyor, birbirimizle anlaşamıyor olmamız, içinde bulunduğumuz zaman diliminde insana bir hayli garip geliyor.

    aklıma takılan ikinci bir husus şöyle ki, dünyada yaşayan insan ırkı olarak, hala bir topluluk halinde hareket edemeyip, bütün coğrafyaların kendi çıkarı doğrultusunda yaşayıp, diğer toplulukları düşman potansiyel düşman olarak görmesi akıl almaz bir mantıksızlık örneğidir. nasıl oluyorda düşünebilen iki varlık birbirine düşman olabiliyor? bunu anlayamıyorum. oysa ki, bütün dünya nüfusu olarak kendi yararımıza, içinde hayatımızı sürdürdüğümüz dünyamızın yararına, sağlıklı nesillerin, sürdürülebilir doğanın, yenilenebilir enerjinin gelişebilmesi için hep birlikte bir şeyler yapıyor olmamız gerekmiyor mu?

    bir örnekle açıklamak gerekirse, bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz koloni gezegenler projeleri için bütün insanlar, bütün kaynakları seferber edip ortak bir çalışma yapamaz mı? bütün bir düşünen canlı ırkı olarak, her ay belirli bölgelerde yetişen tarım ürünlerinin ve belirli hayvansal gıdaların üretimi ortaklaşa yapılamaz mı? bunun taşımacılığı, yine hepimizin ortak kullandığı yerküre içerisinde bulunan, doğal yakıtlar ve üretilen araçlar sayesinde yapılamaz mı?

    yani neden bunlar birilerinin olmak zorunda?

    birileri tekstil üretip, birileri yalıtım malzemesi üretip, bu iki üretici, bu ürünleri birbirine, bir miktar tekstil ürünü kadar değeri olan ve bir miktar da yalıtım malzemesi kadar değeri olan üzerinde sayılar olan birilerinin bilgisayar ve yazıcılar sayesinde bastırdığı kağıtlar karşılığında zaten veriyor.

    bence çok büyük bir mantıksızlık var, bende kurşun kalem var ama domatese ihtiyacım var, başkasında domates var ama poşete ihtiyacı var, poşeti olanında kurşun kaleme ihtiyacı var. elinde domates olan adamın bir yerden üzerinde sayılar olan paralardan bulması gerekiyor benim domatese ulaşabilmem için, aslında zaten herkes pazar alanı gibi yerlere elinde olan malı getiriyor, neden hala sayıları olan referans değerlere ihtiyaç var, havuz sistemi yapalım herkes elinde olanı, ürettiğini havuza aktarsın, ihtiyacı olanı havuzdan alsın, bir şekilde bir sistem geliştirilir yani.

    bütün bunların dışında, toplum olarak ortak bir amaç edinebilmiş değiliz. en acı olan da bu bir çok düşünebilen yaratık bir arada yaşıyoruz fakat, hadi hepimiz şu iş için uğraşalım bunu başaralım dediğimiz yüksek bir amaç yok. çok basit bir örnekle, bütün insanlar kararlaştırıp, herkesin refah seviyesini olabilecek en yüksek seviyeye çıkaralım desek ve bütün bir dünya, insanlığın refah seviyesini yükseltmek için uğraşsa bunu bşaramama şansımız yok.

    neden hala hayvansal içgüdülerle sadece gıda bulmak, barınmak ve türümüzü devam ettirmek için bilinçsizce, bireysel olarak hareket ediyoruz?

    bütün insanlar neden bir araya gelip bir şey yapmak üzere bir karara varamıyor? kendime bu soruları sürekli soruyorum. bilenler, aklı yetenler yeşillendirsin.

    not: falcılar ve müneccimlerle sevişen, bu sayede yazarların kitap okumadıkları bilgisini edinen yazarların entrylerini ve mesajlarını okumuyorum onlar yeşillendirmesin :) ve laf söylemiş olmak için söyleyenler lütfen boş kalabalık yapmasın. ayrıca dünyaya dair hiç bir fikri bilgisi veya düşüncesi olmayan ama ekabirce ahkam kesen insanlar dünyanın kitaplardan öğrenildiğini asla düşünmesin, hangi sorunun yerinin neresi olduğuna, hangi kitabın yazarının hangi sözlükte yazar olduğuyla kesinlikle kafa yormasın;)