şükela:  tümü | bugün
  • uzmanlara danışmak istediğim soru.

    ama bakın şimdi bunu yazarken bir soru daha geldi aklıma: insan uzmanı kavramı.

    nasıl anlatsam,nerden başlasam

    edit: bir yazı buldum, düşünmek isteyenlere başlangıç makalesi olsun.
  • her şeyden önce değer görmek ister.
    öyle pohpohlanmak falan değil, kıymeti bilinsin ister. çünkü kime sorsan kendini kıymetli bulur. (kendini beğenmişlerden, narsistlerden, kendini tanrı zanneden şizofrenlerden, narsist kişilik bozukluğu olanlardan bahsetmiyorum tabii ki) normal, hasta ruhlu olmayan her insan hem kendi değerini bilir hem de değeri bilinsin ister. ve bu da insanlara güvenmeyi gerektirir açıkçası. şöyle düşünür insanlar "ben iyi biriyim, kimseye kötülük yapmam; o zaman insanlar da bana yapmaz, niye yapsınlar ki?" tabii ki en büyük yanılgılardan biri de bu olur işte.

    bu zamanda iyilik, dürüstlük, sevgi, paylaşım gibi kavramların içi o kadar boşaltıldı ki bunlara sahiden inanan bir avuç insan da öyle enayi etiketi ile ortada kalakaldı.

    neyse,
    asıl konumuza dönelim. insan değeri bilinsin ister dedik. maalesef günümüzde her şey menfaat üzerine kurulu olduğu için ve size değer veriyormuş gibi yanaşan insanları güdüleyen de gene kendi menfaatleri olduğu için bunu eleyebiliriz. zira kimse kimseye gerçekten değer vermiyor. herkes bir odak noktası bulmuş kendine onun peşinden koşup duruyor. ve diğer insanları da sadece amaçlarına ulaşmak için kullanacakları araçlar olarak görüyor. (bu amaç genellikle para veya mevki olmakla birlikte seks ya da çevre edinmek gibi nedenler de olabiliyor bazen)

    insan başka ne ister? sevmek,sevilmek ister.
    hadi sevmek kolay diyelim çünkü kendi irademizde olan bir eylem ama sevilmek? ya da sevildiğinden emin olmak? işte tıkandığımız aynı yere geldik gene. asla emin olamayız ki. hele etrafımız oscarlık rol becerisine sahip iki yüzlü insanlarla bu kadar çevriliyken, kimseye güvenemezken...

    o zaman isteklerimizi diğer insanlara endekslemeyi bırakmamız gerekiyor. bu da insanı gittikçe diğerlerinden uzaklaştırıyor işte. kalabalıkların içinde yalnızlaşıyoruz; yalnız kala kala da depresif, sorunlu insanlara dönüşüyoruz.

    kendi adıma o kadar çok kandırıldım ki o kadar çok güvenim kötüye kullanıldı ki bazen kitabını yazacak hale geldim, diyorum. kafama vura vura öğrettiler kötülüğün kurallarını. o zaman ben de yapabilirim, diyorum. ben de insanları aynı şekilde kullanabilirim...
    olmuyor işte, ne yaşarsan yasa biraz da insanın nüvesiyle alakalı bu işler; olmuyor, yapamıyorum. ben de çareyi kaçmakta buluyorum o zaman. hem aynı tuzaklara düşmemek için hem de o insanların suratını görmemek için...

    not: evet, insan ne isterle başlayıp, dönüp dolaşıp konuyu dağıtıp insan ne istemezle bitirdim. farkındayım, ne anlatırsam anlatayım, bütün laflar güvensizlikte bitiyor, çağın hastalığı ya da benim hastalığım...idare edin...
  • (bkz: amaç)
  • mutluluk diyeceğim de (bkz: ne mutluluğu)