şükela:  tümü | bugün
  • yaşamanın tam anlamıyla yaşamak olduğu bir yılı varsa 70 yıllık ömründe o insan çok mutlu bir hayat geçirmiştir.

    yolun yarısı 35'den yola çıkıp 70 yıllık bir ömrün neleri kapsayacağını düşünüyorum. 65 yaşında emekli olacağım eğer ömrüm yeterse. yani artık çalışmayan taşşakları serip yatmam için 40 yıl boyunca çalışmam gerekecek. sevmediğin bir işi yapıyorsan otomatikman diskalifiye oluyosun mutlu hayattan.

    standart bir günde tıkış tıkış geçen otobüs yolculukları, her gün saatlerce izlenen gereksiz tv kanalları, izlenen 0-0 biten zevksiz maçlar, internette bomboş geçen saatler. ömrümüz bu kadar uzun değil yeterince kıymetini bilmiyoruz. bu yüzden metro başına kitap okuyan kişi sayısı 2-3'le sınırlı.

    emrah serbes'ti sanırım bunu diyen; herkes bir şekilde uyuşmak zorunda. kontağı kapatıp el ensede tavana bakarak uyuşan var, müzik dinleyerek, sevişerek, okuyarak, yazarak, bisiklete binerek uyuşan var yada her neyse. biz kontağı açmayı unutma noktasındayız. ne çalışırken mutluyuz ne de deşarj olurken. bu da erteleme sevdamızdan kaynaklı durum. okul bitince şunu yaparım deme hemen yap. yoksa hiç yapılmayacak, hayaller havada kalacak.

    başlığa dönersek babam araba almış krediyle. daha 24 taksidi var ödenecek. her seferinde akbanka gidip 1 saat sıra bekliyorum. çünkü müşterilerine öncelik veren banka sıra sistemi şube içinde banka müşterisi varken bana işlem yaptırma şerefini layık görmüyor. sırf bu yüzden ömrümden bir gün gidiyor mesela. ben bu kadar uzun yaşamıcam olum. kim bir gün erken ölmek ister. akbank çok pis borçlusun bana.
  • (bkz: football manager)

    ne yazik ki.
  • - senin meslek ne yiğenim?
    + elektronik
    - şimdi bizim oğlan da elektrik teknisyenliği okuyor... (bkz: while 1)
  • en deli haliyle procrastination yasadigi anlardir.
  • insandan insana göre değişiyor...

    mesela benim en boşa geçen zamanım 22-23 yaşlarım... şu anda hayatım tam manasıyla boka batmış durumda! asla da düzelmesi mümkün değil.

    hayatta her şeyi siktir etmiş durumdayım. neyse ne...
  • vakti zamanında sıkı takip edilen herhangi bir dizinin en can alıcı sahnesinde reklama girildiğinde, reklam dönüşü dizinin biteceğini bile bile reklamı izlerken geçirilen süre. *
  • ofis ortamında hayatın, hayallerin, isteklerin, aklın ve gönlün çürüdüğü anlardır. zengin doğan veya olan adama özenmemek elde değil. insanın kelimenin tam anlamıyla hayatı sikiliyor ofis ortamında. ihtiyacımız olmayan şeylerin borcunu ödemek için bu ortamlarda harcanılan zaman ve sıkıntı israftır, saçmalıktır.
  • derslerden yüksek not almak için ezber yaptığı veya kopya hazırladığı zamanlardır. derslerden 100 alınsa bile bu zamanlar bomboş geçmiş olarak kabul edilebilir.
  • mesai saatinin yüzde kırkı falan.

    yani yıl olmuş 2019, hala 8-9 saat mesai + 1 saat mola sistemiyle çalışmaya devam ediyoruz. dünya üzerinde sekiz saat aktif "iş" yapabilen kutsanmış bir beyin yok, zaten aktif olarak hiçbirimiz sekiz saat çalışmadığımıza göre sekiz saat çalışmaya gerek de yok ama hala böyle saçma bir düzen var.

    işim erken biterse ofisten ayrılamıyorum çünkü "mesai" sürem tamamlanmalı ama daha fazla çalıştığımda da para dışında (o da şanslıysak) karşılık da alamıyorum. en kıymetli şey zaman, en değerli varlık ise omuzlarımızın üzerinde taşıdığımız beyin ama herkes bu bahsettiklerim önemsizmiş gibi davranıyor. çok şaşırıyorum mesela, 9-10 saat iş yerinde kalıyor insanlar ve ne kendilerine ne de başka bir şeye acımıyorlar. böyle yaparlarsa daha iyi olacaklarını falan zannediyorlar, acayip gerçekten. ben geçen gün çok aktif bir şekilde altı saat iş yaptım, saat dörtte perte çıktım; ötesi olmadı bile benim için. zaten olmasını da istemiyorum çünkü hiçbir konuda kendimi paralamanın anlamı yok, bazı şeyler sadece olması gerektiği seviyede kalabilir. iyilik olsun diye onu daha yukarılara taşımaya çalışırken berbat ediyor olabilirim.

    bu boşa geçen zamanda da roket falan kaldıracağımızdan değil ama hem daha fazla iş sahibi insan olurdu hem de biz kendimize az buçuk zaman ayırabilirdik. kapitalist sistem buna izin vermeyecek kadar katıdır elbette ama benim güneş ülke'm insanların it gibi çalışıp kendini unutacak hale gelmediği bir yer.
  • yolda geçen zamanlar
    uykuda geçen zamanlar
    birisiyle gereksiz yere tartışırken geçen zamanlar
    böyle böyle ömrümüz akıp gider...