şükela:  tümü | bugün
  • bu dünyanın bir sınav yeri olduğu ve tüm insanların sınavdan geçme amacıyla var edildiği iddiasının zayıf yanı.
    kimisi 90 yıl yaşıyor kimisi 9 saat yaşayamıyor.
    e hani insan, bilinçli bir varlık tarafından bir amaç doğrultusunda var edilmişti?

    bakın mesela 4 yaşında yanan tandıra düşüp diri diri yanarak hayatını kaybeden çocuk.
    http://www.mynet.com/…ocuk-hayatini-kaybetti-7757-1

    şimdi bu çocuk eğer ki sınavdan geçirilmek için bu dünyaya gönderildi ise neden ona 4 yaşında diri diri yanarak can vereceği bir son belirlenmiş? tüm insan hayatının bu amaç doğrultusunda en azından belirli kriterleri karşılaması gerekmez mi?

    mesela en azından ergenliğe girip belirli bir süreye kadar yaşaması gerekirdi ki bir sınavdan bahsedebilelim. atıyorum 22 yaşından önce hiç kimse ölmese derdim ki demek insanların var oluşunun bir amacı var ve bu amaç hasıl olmadan ölmüyorlar. ama ne oluyor? bebekler çocuklar ölüp duruyor, e hani amaç? üretim hatası mı onlar?

    tabi bir de 70-80 sene yaşayıp da doğuştan zihinsel engelli olanlar var. onlar da sınavdan geçmiyorlarmış. niye var ediliyorlar o zaman? sakın onlar başka insanların sınavı demeyin. ne yani bazı insanlar diğer insanların sınavında dolgu malzemesi, dekor görevi mi görüyor? bu mu kusursuz yaratıcının eseri olan sınav?
  • aslında insanın, teorik ve pratik bilgi arasında kalmasına neden olmaktadır. şöyle ki;

    diyelim ki en uzun süre yaşayan insan 150 yıl yaşamış olsun. en fazla yaşayan insan kaç yıl, kaç gün yaşamıştır bilmediğim için böyle örnek veriyorum. evet, diyelim ki tarih boyunca yaşamış en uzun ömürlü insan 150 yıl 0 ay 0 gün 0 saat ve yaşamış olsun. yeni doğan bir bebek için bize sorulduğunda, bu bebek 150 yıldan fazla kesinlikle yaşayamayacaktır diyebilir miyiz? hayır diyemeyiz. peki 151 yılı da devirebilir mi acaba diye sorsak; yine de hayır kesinlikle bu kadar yaşayamayacaktır diyemeyiz.

    bakın gözlemlerimiz bize istatistiksel anlamda bir güven aralığı vermektedir ama hiçbir koşulda net konuşmamıza olanak tanımamaktadır. hatta tıbbın insan ömrünün uzamasına yarayacak icatlar bul(a)mayacağını kabul etsek dahi. peki bir bebek gerçekten 200 yıl yaşayabilecek midir örneğin? hemen hepinizin eh, tıp da geliş(e)meyecekse elbette hayır dediğinizi duyar gibiyim. ama bunu asla kesin bir kat'iyetle söyleyemezsiniz. burada ince bir çizgi var. bu zamana değin, milyarlarca insan asla 150 yaşından bir gün dahi fazla yaşamamış olsa bile; bu asla ve asla görülmemiş olsa bile bir kat'iyet içermemektedir. dolayısıyla insanın ömrü teorik olarak sonsuzdur. çünkü bana asla, en fazla insan bu kadar yaşayabilirin garantisini veremezsiniz.

    belki de bana, insanın organlarından, hücrelerinden, hatta daha küçük yapıtaşlarından bahsedeceksiniz. diyeceksiniz ki belki de, sonuçta bizi biz yapan organizmaların ömrü tükeneceğinden, bizim vücudumuz da iflas edecektir. tıpkı dünyanın, hiç değilse güneşin sönecek olmasından ötürü bir ömrü olması gibi. ama yine dediğim gibi, kimse bu organizmalara da en nihayetinden bir ömrü biçemez. buradaki sorun endüksiyon problemidir aslında.

    ama fark edilmesini istediğim şey şu; sonsuzluğun içinde yalnızca gözlemlerimiz var. gözlemlerimiz her zaman çok önemli tabii. ama bunların üstüne çıkan ve oraya yerleşen ve nefesini hissettiren bir belirsizlik de her zaman var.