şükela:  tümü | bugün
  • insan yaşamı:
    tanrı önce ol dedi insana
    tanrı sonra öl dedi insana
    arada ki fark iki noktaymış meğer
    olduk ve öldük...
    insan yaşamı oluş ve ölüş arasında geçen iki noktalık bir fark işte...
  • fiziksel boyutundan bagimsiz olarak, yalanlar ve roller uzerine kurulu sanal bir gerceklik boyutunun da bulundugunu dusundugum yasam bicimi. bence bilinc duzlemimiz de bu sanal boyutta yer alir cogu zaman.
    bunlar icin gosterebilecegim kanit ise son derece gercekci yalanlarla kurdugum kendi sanal dunyam olabilir ancak. * *
  • diğer canlıların aksine yalıtılmış bir yaşamdır. bir yandan da oksimorondur. sürekli akisleriyle beraber yürür. bir yandan canlıları kollar
    diğer yandan kendi dışındaki canlıların yaşamlarına kasteder. bir tarafta balıkları beslenme indeksine katarken diğer yandan
    balık yiyenlerin neden doymadığına dair söylenceler peydah eder (duymuşsunuzdur belki, balık kendisini yiyeni gördüğünde
    ona doyamayasın e mi lanetini okur. bu nedenle balık yiyen çabuk acıkır.) bir tarafta varlığının büyük oranı sıvıdır diğer yandan
    ıslanmaktan imtina eder. sıvılarla ziyadesiyle içli dışlıyken bunu sıvıları esaret alma çabasına dönüştürür. sıvıları ihtiva edecek
    velakin kendisine bulaştırmayacak nesneler üretir. kendisine bulaşan sıvılardan arınmaya çalışırken (su da dahil olmak üzere)
    bir yandan da derisini nemlendirmeye çalışır. hatta derisinin kuruduğundan şikayet eder. şemsiyeyi icad edişi ise apayrı bir ironidir.
    sıvıları verimli kullanmak adına icad ettiği ve ürettiği nesneler (bardak, maşrapa, sürahi..) bir yana bu nesnelerden dökülen sıvıları
    bertaraf etme çabası ve bu bertaraf çabası için geliştirdiği bilim alanları epey dikkat çekicidir kendi adına. kendi bedeninden çıkan
    sıvılara karşı yaklaşımı da (idrar olsun, kan olsun) dikkat çekicidir. kan görünce bayılanlar, idrardan tiksinenler.. topluca yaşamak
    adına kurduğu kurallar da muazzam çelişkiler içerir. su gibi ezberlemekten tutun da sidik gibi sıcağa varana kadar. sıvıları isimlendirme
    ve bu isimleri kullananları sınıflandırmaya kadar. insan yaşamı aslında bir yerde evrimcilerin dediği gibi sudan çıkmış balığın yaşamıdır.
    solungaçlarından feragat etmekten mi hayıflanmaktandır bilinmez hem sıvılarla alışverişi kesilmez, kesilemez ama bir yandan da
    akciğerlerini yadırgar belki de. insan yaşamı bolca sıvıyla haşır neşir bir yaşamdır ve kuruyana kadar sürer. kendi yadırgasa da.
    akışkanların dinamiğine teoride hakim olsa da akışkanların dinamikliğine katlanamaz bir yaşam şeklidir sadedinde. düşünmemek
    hayvanlık şeklinde addedilir ekseri velakin düşünen hayvan olmayı da kendine konduramaz kendine insan. ondandır ki sulak yerde
    büyümüş insan kayda değerdir iyi kötü, götü yere yakın insan kayda değerdir başka türlü. bu kadar efervesan olup bu kadar
    buna dirençli olmak enteresandır. şişede duranın şişede durduğu gibi durmasını ve durmamasını garipsemek cidden enteresan.
  • "insan yaşamı, dar anlamıyla başkasına aktarılamaz olmasından ötürü özünde yalnızlık'tır,
    kökten yalnızlık."

    o.gasset
  • fazla anlam yüklenen yaşam. ne kadar anlamlandırılmaya çalışılırsa o kadar da boka sarıyor. diğer canlıların yaşamı şu evrende ne anlam ifade ediyorsa biz de o kadar anlam ifade ediyoruz; ne eksik ne de fazla.
  • çok fazla sayıda ve çok hızla değişen düşünceler, duygular ve davranışlar ile birlikte, sürekli değişen bir fiziksel bedeni de içeren bir süreçtir.
  • fyodor mihailoviç dostoyevski, insani "her seye alisan varlik" diye tanimlarken aliskanliklarin insan yasami icin belirleyecigine parmak basmistir.