şükela:  tümü | bugün
  • onun yokluğudur. inanılır gibi değil. nasıl olur diyorsun kendi kendine.

    annenin aslında olmayışı gibi. dünya tersine dönse, tüm kainat yıkılsa olmaz diyorsun. bir rüya. şimdi uyancam şimdi uyancam derken kendime bile itiraf edemediğim 1 aydır süren bir kabus gibi.

    nasıl olur ya? boynumdaki en huzur bulduğu yer hala buradayken, nefes alıyor ve kalbi çarpıyorken bu olanlar nasıl olur?

    onu hayatta nasıl yalnız bırakabilirim? ya o beni nasıl tek başıma bırakabilir?

    rüyadır. kötü bir rüya. geçer uyanırsın terler içinde. bir bakmışsın o yanında gözleri kapalı. şarkısını söyleyerek uyandırırsın. o yanağına ufak ama uzun bir öpücük ile uyan diye elini tutar, saçını okşarsın. sarılır boynuna. huzurum der. mutluluksun huzursun der. şükür edersiniz karşılıklı. rüyaymış dersiniz. gülersiniz ve gözleri aylar sonra ilk defa huzurla kapatırsınız. yediğiniz yemek artık gerçekten yemektir. zehir değil. soluduğunuz hava da, gözlerinizin gördüğü dünya da farklıdır yine.

    olamaz dersiniz. rüya gibi bir gerçektir oysa. hiç biri olmaz. olsun istersiniz. evrende minik bedende çarpan koca kalbiniz kanar da kanar. duyuramaz sesini. bağırır sessiz çığlıklarla. o duyar dersiniz. duysa da duyduğunu bilmezsiniz. bilmediğiniz şeyi de sever ve seversiniz.

    rüyadan uyanmak isteyip uyanamamak. savaşırken tükenmek, tükenirken içerden içerden ölmek. halbuki sözümüz var bizim. kendimize iyi bakıp yaşlanacağız. dizinde ölcem ben onun. birlikte nefes alıp, hayattan yorulduktan sonra. çocuklarımızı evlendirip baş başa tekrar kaldıktan sonra.

    bir kez daha pizza yiyebilsek perim. sana yedirip karnını doyursam.