şükela:  tümü | bugün
  • vaktinde fusun onal in seslendirmis oldugu bir atilla ozdemiroglu-sanar yurdatapan ortak calismasi.samba tarzi ilerleyen hareketli davul ritminin ustune dosenmis duygu yuklu melodi ve sozlerle verilen ilk sol sinyaller.

    insanlar insanciklar binlerce yuzbinlerce
    insanlar insanciklar hepsi yasam derdinde

    kimi uzgun kim sen kimi sevgiyi arar
    evlerine donerken kalplerinde umut var
    kimbilir belki yarin dunden guzel olacak
    ozlenen mutlulugu belki yarin bulacak

    bir gun daha basliyor insanlar insanciklar
    gozlerinde binbir dert kalplerinde umut var
  • fethi giray'ın bir şiiri.

    avuç içi kadar yürekleriniz,
    türlü türlü büyük işleriniz,
    şanımız, şerefimiz var,
    sizler bana,
    ben sizlere acıyorum insancıklar!

    hanınız, apartmanınız,
    kulunuz, uşaklarınız,
    ufacık tabutlarınız var;
    ben sizlere acıyorum insancıklar!
  • klasik bir nur vergin repliği.
  • (bkz: bednyye lyudi)
  • dostoyevski'den bednyye lyudi'nin türkçe çevirisinin ismi.

    "öyle ki, yazar, sanki yüreğimi eline almış, tersine çevirmiş, en küçük ayrıntısına dek anlatıyor! üstelik pek yalın! ben bile yazabilirim! niçin yazamayayım ki? ben de böyle şeyler hissettim, buna benzer durumlara düştüm."

    makar devuşkin, varvara dobroselova'nın kendisine gönderdiği kitabı okuduktan sonra, böyle yazar ona mektubunda. (ben de aynen böyle söylerim, "insancıklar" hakkında.)

    ve bu kitapta çok içtendir, mektuplara yazılmış tüm hitaplar ve tüm kelimeler; "canımın içi" gibi, "ruhum" gibi, "anacığım", "baş tacım", "yavrucuğum", "meleğim", "biricik dostum", "cancağızım", "benim küçük gelinciğim", "insanları mutlu kılmak, doğayı süslemek için yaratılmış bir kuşa benzettim sizi", "size bakarken yüreğim daraldı mutluluktan", "sizin için çektiğim acıyı acıdan saymıyorum", "üşütürsünüz küçük meleğim. yüreğiniz üşür!", "bana yaşama gücü veren biricik meleğim" , "nasıl oluyor da bu yabancı adamdan hem korkuyor hem de onunla gidiyorsunuz?", "kitabımı, gergefimi ve yarım kalan mektubumu size bırakıyorum, yüreğinizle tamamlarsınız onları", "şimdi birbirimize temelli elveda diyelim dostum, en yakınım benim. ah, şu anda sizi kucaklamayı öyle isterdim ki!.. elveda dostum, elveda.." gibi.
  • ekseriya vizyonsuz, küçük dünyalarında yaşadıkları için eleştirilen insanlara sarf edilen söz.

    sağ olsun sözlük dünyası bunun türlü türlüsünü de bize gösteriyor... işte dikkatimi bu noktada bazılarının eleştirilerinde patolojik izler taşıdığı çekti.

    insanın fıtratı gereği, karşısındakine/etrafındakilere ne kadar iyi/akıllı/güzel olduğunu gösterme kaygısı vardır. bu abartılmadığı sürece pek normal; çünkü karşısındakiler/etrafındakiler de bunlara bakarak yargıda bulunurlar. yalnız bir de bunun uç durumu söz konusu, her yerine piercing yaptırma, külotunu gösterme, gözüne dövme yaptırma vs... bunları biz türkler olarak genelde fiziksel şiddet ile hale yola sokuyoruz, o ayrı...

    ama bunlardan da önemli bir durum var. orta sınıf entelektüel eğilimli insanlarda kendi gibilerini eleştirme, çekiştirme ve çekememe durumu... toplum içinde aradan sıyrılmak için yapılan bu eylem, aslında daha vahim ve düzeltilmesi zor bir vakayı ifade ediyor. çünkü eğittiğini sandığını eğitememişsin...

    biraz rahatsız edici bir yaklaşım olsa da, ifadelerimi destekleyenler nitelikte davrananların bu başlıkta sıralandıklarını görebilirsiniz. bu başlıkta yazan her yazar öyledir demiyorum ama epey gözüme çarpan oldu... bu tip insanların erdem, bilgi, görgü ve hoşgörü üzerine bol konuştuğunu da görebiliriz. aslında insancıklar hitabeti onlara daha yakışık durur kanaatimce... neden? eğitim almayana, buna gayret etmeyene kızarlar; ama eğitim alan kişinin sergilediği yeni eğilimler ve hareketler (suşi yemek, kızlarla takılmak, şiir/yazı yazmak, dergi editörü olmak vs) karşısında "daha geçen gün boktun bugün koktun, deden eşek zkiyodu geldin hava atıyorsun" gibi erdemsiz laflar ederler. dedesinin eşek zkmesi onun da eşek zkmesi gerektiği ifade eder çünkü... bu orta çağ krallık, monarşi mantığıdır. krallıkların yıllarca devam etmesinin, o karanlık çağların uzun sürmesinin nedeni bu tip insanlardır. kral ve oğlu herkesten üstündür dediler çünkü zamanında hep... onlara göre doğal olan şey şudur herhalde, basma etekle saçları kınalı, hacı şakir kokan kadının nobel edebiyat ödülünde verilen çekle bütün dişlerini altın yaptırıp, kerpiç tavanını yeniletmesi...

    fertlerin birikimleri ve görgüleri arttıkça kendilerini buna göre değiştirmeleri kadar normal bir ifade şekli yoktur. burada hatalı olan kendisi öyle olmayıp da öyleymiş gibi davranma şeklidir. örneklememe gerek yok sanırım bunu... biri bizim toplumumuzun kültüründen farklı bir kültür ile aramıza katıldığı vakit, o vatandaş özenti olarak nitelendirilir. bu, orta sınıfın yerinde saymasına neden olan önemli etmenlerinden biri bence. aramızda mayalara, hintlilere, arsen lüpen'e, noam chomsky'ye, shakespeare'e ilgi duyan birileri olduğunda, onun özentilik esaslı hareket ettiğini iddia eden orta sınıf bireyidir insancık... çünkü dünyası kendi klasmanındakiler kadardır.

    insancıktan insana yolculuk: entelektüel gelişimi küçümsememek, senden farklı olanları dışlamamak ve senin gibi olanları kıskanmamak, sadece el iyisi değil hısma da iyi olmak, dünyaya ve onun üzerindeki mirasa iyi bakmak gibi olguları içerir. bu liste büyütülebilir tabi...

    kamuoyunda john lennon gözlüğü takan, pipo kullanan, kedileri seven, salaş tarzı olan vs. kimdir diye sorsan sözlük yazarıdır derler.(swh) insanları olmadıkları gibi göründüğünde eleştirin, pipo içen birine "senin deden de pipo mu içerdi bre zındık" derseniz, bu patolojik bir durumdur, kıskançlık ve statü endişesini ifade eder... hiç kimse toplumun yaptığı, alışkın olduğunu yapmak zorunda değildir... eleştiriniz, o gözlüğü götüne takıp gezene olsun... naçizane...
  • dostoyevski' nin ilk romanidir.
    cok yalin, sade bir anlatimla, iki kisinin birbirine duydugu dostane sevgiyi, mektuplasmalari ile anlatmaya calisir.
    yazarin burda en buyuk basarisi, iki farkli karaktere de burunebilmis olmasindan kaynaklanmaktadir bence.
    kitabin turkce isminin neden insanciklar oldugunu da, onu bitirdikten sonra cok net anliyoruz. kucucuk insanciklar gercekten de anlatilanlar, evleri yok, hastaliktan olen komsularin haberleri ile basliyolar gunlerine, paralari zaten yok ve kaldiklari paylasimli evlerin sahipleri tarafindan hep azar isitiyolar garibanlar.
    donemin rusyasi hakkinda biraz da bilgi sahibi oluyoruz boylece.
    bu arada bu okudugum 4. dostoyevski kitabidir ve hicbirini okumaktan pisman degilim. oguz atay' in kendisine olan hayranligini da daha net anlamaktayim artik.
  • f.m.dostoyevski'nin ilk kitabi. 25 yaşlarında yazıyor
    kitabin kahramanlarindan makar devushkin(58 yasindadir)uzaktan akrabasi olan varvarayi hem abisi hem de hayatinda yoklugunu cektigini sevgilisi yerine koyar.
    varvara celimsiz,solgun fakat güzelliginin baharinda gencecik bir kizdir.
    kitap varvara ile makar'in karsilikli mektuplarindan olusur.
    makar varvaraya sürekli acilmak ister, cesaretsizlik ve zavalliligindan acilamadigindan '' kafamda bir tutam sac ile ask maceralarina atilmak bana göre degil,melegim. ben cahil bir adamim. hayatim boyunca kitap okumadim. senin yolladiklarini okuyacagim,o zaman sana daha güzel üslupla yazabilirim'' der.
    varvara gogol'un paltosunu, puskin'in belkinin hikayelerini yollar.
    makar paltoyu okurken paltonun kahramani akagi akagiyevic'i zavalli, korkak ve cimri bulur bir yandan bu karakterin yalnizligi ve zavalliligini kendinde görür. ve söyle der
    ''neden bir insan palto icin bu kadar asagiliklara katlansin ki,ben dügmesiz paltomla biraz utanarak ise gitsem de asla onurum ve haysiyetimden dönmem. isyerinde herkes bana bakiyormus, en ufak hareketlerinde beni yeriyormus gibi hissediyorum. ama olsun melegim, zaten onlar alay etmek,dedikodu yapmak icin firsat ararlar.
    bütün romanlar aptallar icindir,aptalca hayal kurmalari ve hayati süslü sözcüklerle görmeleri icindir. sekspir insanlarla alay etmis.''
  • alacağım kitaptır ancak bu(oda) yayınevinden çıkan kitap 144 sayfayken neden bu(varlık) yayınevinden çıkan kitap 119 sayfadır merak ediyorum.. punto farkından mı acaba?