şükela:  tümü | bugün
  • "hepimiz hayatta seçimler yaparız... zor olan onlarla yaşamaktır."
  • "fuat, bir yandan birasını yudumluyor, bir yandan da üst dudağından fışkırıp bütün yüzüne dağılan dikensi bıyıklarını oynatarak, sakin bir sesle, insani sözcüğünün yanlış kullanıldığını söylüyordu. ona göre, bu sözcük bir insana özgü ne varsa ve daha neler olabilecekse hepsini kapsıyordu çünkü. başka bir deyişle, hitler'in fırınlarından saddam'ın davranışlarına, bush'un planlarından füsun'un düşlerine kadar her şey insaniydi. bu insanların yaptıkları kendilerinin birer uzantısıydı aslında. bu nedenle de, insanlığın birer uzantısıydı. dahası, fuat, ayak altında yuvarlanan küçücük bir çakıl taşının bile bizim dokunuşumuzla insanileştiğini düşünüyordu. ona göre, öyle değil miydi, bir çakıl taşına bakmakla biz biraz da kendi dışımıza çıkmış ve varıp sessizce onun varlığına sızmış olmuyor muyduk? ya da, herhangi bir nesne, bizim gözlerimizle algılanmakla biraz bize dönüşmüş olmuyor muydu? öyleyse, insanın insani diyebileceği hiçbir şey yoktu yeryüzünde. var mıydı?"
    hasan ali toptaş
    ölü zaman gezginleri
    zaman kimi zaman
  • eğitimin insani niteliklere ciddi aşındırıcı etkisi olmakta, bu istenmeyen etki* sıfıra indirilememektedir.

    kürt dünyası, yaşadıklarından sosyal (istatistiki) olarak bir şeyler öğrenmiştir: gerekirse kardeşiyle bile rekabeti*, bir de grup/klan dayanışmasını. kürtlerin anı-zamanı güvencesiz olduğu için bugün gülebilen hemen bugün güler, ertelemez. bu, kürtler kolay mutlu olurlar ve özgüvenlidirler hissi yaratır. belki bugün bulabilen, çalabilen, ilkesini unutup kendi çıkarına çelişebilen de geri durmayacaktır. gayet insani ve tarihsel.

    gerçeklik bize hep yanıbaşımızdaki gözlenebilir deneyimlerde, ama bu gerçeklik hep yeniden yakalanma, formüle edilme, insanlığın durumunun ve insani niteliklerimizin yeniden saptanması işiyle/zorunluğuyla birlikte geliyor. gerçekliği tam anlamıyla bulmak ve tamamıyla yitirmek söz konusu değil. (bkz: yazmak/@ibisile)

    ego, insan olmak, bir ağırlığa, bir görev ile ütopyaya sahip olmak, gölgesi yani bilinçdışı denen tanıması veya evcilleştirmesi gereken bir karanlık yanı olmak, fiziksel yaşamın kısıtlarına tabi olmak demek. gölgesiz olan insan gibi ağır, yüklü değil, hafif, belki dumansı ve yarı saydam. cin görenlerin sık deneyimlediği (bildirdiği) gibi ellerinin ayaklarının ters olması, gene kısıtlamadan bağışık olmaları, insani şablonlara uymamaları, başka yasa veya yasasızlıklara uymalarının sonucu. (bkz: gölgesiz/@ibisile)

    "bütün kadınların namuslu olmadığına dertlenmek, yani bunun farkına varmak için aşık olmak gerekir; dünyada namuslu kadınların da olmasını dilemek, yani buna inanmak için de keza aşık olmak gerekir. ıstırabın peşinden koşmak ve hemen ardından da ıstıraptan kurtulmaya çalışmak insani bir davranıştır." marcel proust - sodom ve gomorra (kayıp zamanın izinde s.1785)

    "demek ki yaratıcı edim, yarattığı ya da yeniden canlandırdığı birkaç nesne aracılığıyla, dünyayı yeniden ele geçirme ereğini güder. her resim, her kitap varlığın bütünlüğünün yeniden ele geçirilişidir; her sanat yapıtı bu bütünlüğü seyircinin özgürlüğü önüne getirir. çünkü sanatın son ereği de budur: dünyayı olduğu gibi, ama sanki kaynağını insani özgürlükten alıyormuş gibi göstererek yeniden ele geçirmek, yakalamak." jean-paul sartre - edebiyat nedir

    (ilk giri tarihi: 1.10.2016)

    (bkz: insan/@ibisile)
    (bkz: futaki)