şükela:  tümü | bugün
  • su eksi sözlük'te bile aciklamalarina ulasilabilecek konulardir ve yazarin üzerlerine okudugu kitaplari sorgulatir.

    misal:

    kehf suresi 86. ayet icin bkz ve bkz.
  • çok uğraşmışsın, emeğine yazık olmuş keşke meali okuduktan sonra bir de tefsirle ne anlatılmak istendiği anlaşılmaya çalışılsaydı; boşa gitmemiş olurdu bunca vaktin diyebileceğim islamın akla uydurulmaya çalışıldığı yersiz ve subjektif yorumdur.
    edit: bu arada iyi niyetli olarak amaç öğrenmekse; önyargı ve kötü niyet yoksa
    ilk ayetten itibaren sav konusunda fikir sahibi olunur
    (bkz: kehf suresi 86. ayet)
    caner taslaman izahı

    edit 2: seri eksi oy veren, ispiyonlayan arkadaşım; tanım da, format gereği olması gereken de entry içinde mevcut.
    telaşından, öfkenden ve hazımsızlığından belki anlayarak okuyamamışsındır.
    bu kadar telaşa ve despotluğa gerek yok; sen haklıysan ikimiz için de bu dünyada ve öldükten sonra bir şey değişmeyecek; ama inanmadığın ayetler gerçekse öldükten sonra imansız gidenler için ciddi bir sıkıntı olacak.
    buraya da isteyen istediğini yazar; kimin nasibinde ne varsa onu idrak eder.
    telaşa gerek yok..
  • ahzab 53:

    "ey iman edenler! siz zamanını gözetlemeksizin, bir yemeğe davet edilmedikçe, peygamber'in evlerine girmeyin. ancak davet edildiğiniz vakit girin. yemeği yediğinizde hemen dağılın, sohbete dalmayın. çünkü bu hareketiniz peygamber'i üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadır. ama allah, hakkı söylemekten çekinmez. peygamber'in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır. sizin allah'ın resûlünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikâhlamanız asla caiz olamaz. çünkü bu, allah katında büyük (bir günah) tır. "

    dedi tüm insanlığa gönderilmiş kutsal kitap.
  • yoktur bir bakıma. dinle ilgili istediğiniz kadar "gerçek" anlatın hiç bir işe yaramaz. mesela biri çıkar der ki meal okumuşsun keşke tefsir de okusaydın. halbuki adam kuran'dan örnek yazmış demiş ki apaçık anlaşılsın diye arapça indirdik, biz bu kitabı anlayın diye açık açık yazdık, ne tefsiri kardeşim? tefsir ne? tefsir dediğin ayetleri açıklamak bahanesiyle kendi aklına uydurmak demektir.

    o yüzden anlatamazsın. hani kuran'da der ya onların gözlerinde perde var inanmazlar diye, inananın da gözünde başka bir perde vardır ve sen o perdeyi kaldıramazsın. o yüzden yoktur insanı ateist yapacak ayet ya da hadis.

    ayrıca hadi diyelim ki var, ama dinde sorgulama zaten yasaktır.
  • çeviri metinler üzerinden yapılan çıkarımlardır
  • kuran'daki ayetlerden ötürü ateist olan kişiler; yine kuran'da benim okuduğum bir ayet ile açıklanmıştır.

    "(allah) onunla bir çoklarını saptırır, bir çoklarını da doğru yola iletir. onunla ancak fasıkları saptırır. "

    "onunla" ile kastettiği şey ayetleridir.

    ayeti komple okumaya üşenirsiniz diye önce açıklayıcı kısmı verdim. üşenmeyenler için buyrun ayetin tamamı.

    bakara 26 : allah bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. iman edenler onun, rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. küfre saplananlar ise, "allah örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?" derler. (allah) onunla bir çoklarını saptırır, bir çoklarını da doğru yola iletir. onunla ancak fasıkları saptırır.

    [http://kuran.diyanet.gov.tr/kuran.aspx#2:26 http://kuran.diyanet.gov.tr/kuran.aspx#2:26]
  • birtakım mitolojik ve örfi hukuk kaideleri belirten kitapta geçen cümleler bütünüdür.

    hala daha "kuranın aslını okuyun, arapça bir kelimenin 200 anlamı var" diyenleri sikme isteği uyandırır. arapça denen dilin gelişimi yakın dönemlerdedir. kaldı ki, 600'lü yıllarda arapça çok da gelişmiş bir dil değildi. arapçanın gelişmesi ve kelimelerin yeni anlamlar kazanması, islam tarihi boyunca yazılan hadis ve tefsir külliyatıyla mümkün olmuştur. akla mantığa sığmayan ilkelere tefsir yoluyla yeni anlamlar kazandırılmıştır. örnek vermek gerekirse,

    elmalı mealinde, (enbiya 33) "halbuki o, o hâlık ki geceyi, gündüzü ve şems-ü kameri yaratmış, bütün o ecram her biri birer felekte yüzüyorlar" ifadesindeki "felek" sözcüğüne (aslında daire anlamı vardır) daha sonra yörünge anlamı verilerek hem kuran akla mantığa uyduruluyor, hem de felek sözcüğü yeni bir anlam kazanmış oluyor. halbuki eski tefsirlerin (elmalı da dahil) hiçbirinde yörünge geçmez. insan başını gökyüzüne kaldırdığında da güneşin bir yol üzerinden akıp gittiğini görür. bu uzay, yörünge, gezegen, güneş sistemiyle ilgili astronomik bir bilgi değildir.
  • (sadece kur'an için söylüyorum) ateist olacak fasık kimseler gerektiren ayetlerdir. (bkz: #42063733)

    -islamdan önce de "yörünge" ler biliniyordu.
    -ee?
    -işte müslümanlar bunu kanıt olarak gösteriyor. madem daha evvel biliniyorsa göre ben inanmıyorum.

    kur'an yörüngeler ilk kez burada açıklanıyor diye bir iddaa da bulunmuyor. hz. muhammed son peygamberdir. ondan önce gelen 124 bin peygamber masal anlatıp, maval okumamıştır. kendilerine kitap verilmese de vahy edilmiştir. astronomi ile ilgili hatta tüm kainatla ilgili, insanla ilgili çeşitli bilgililer belirli peygamberlere vahy edilmiştir. bir yerlerde bununla ilgili islamdan önce yazılar varsa da haliyle bunda şaşıracak bir şey yok. aksine islamdan önce anlatılmamış olsaydı bir sıkıntı doğabilirdi.

    fasıklar bunun gibi şeyleri gördükleri zaman inanacakları yere samimiyetsiz olduklarından mazaret ediniyorlar.