şükela:  tümü | bugün
  • para kokusudur.
  • yağmurun ardından gelen toprak kokusu.
  • yağmurdan sonra gelen toprak kokusu
    (bkz: petrikor)
  • çocukken odiseya’yı okurken hep dikkatimi çekerdi, gamlı odiseus nereye gitse de şansına bi hof diyeceği ortam çıksa, bunu illa önce bi yıkar yunar sonra “kokulu yağlarla” ovarlardı. o vakitler annesi tarafından sabunla çitilene çitilene yıkanan jenerasyonuz, yok vücut yağı yok nemlendiriciler masajlar gündemde yok. ne ki o kokulu yağlar diye feci merak ederdim, nası imrenirdim öyle bi banyoya. büyüdükçe öğrendik uu beybi lavanta leylak yok bilmem ne özü varmış, belirli kokuların terapötik etkisi varmış bilmem ne. o çocukluk hevesinden piyasaya çıkan her abidik yeni kokulu duş jelini denemişimdir büyük bir hevesle ama hayalimde canlandırdığım homeral terapötik etkiyi bi tek kalıphane kokusunda buldum. yanık metal kokusu esasen. işlenen metal kokusu. kalıphane önünden geçerken bile zınk diye durduruyor. hayır talaşlı imalat anılarımın da hiçbiri güzel değil yani öyle bi özlem falan da yok. başlı başına koku çok güzel geliyor. manyak güzel. içime çekiyorum çekiyorum yetmiyor benim olsun istiyorum her yerime bulaşsın istiyorum. gözüm dönüp tenhada yakaladığım cnc operatörlerini kaçırıp damıtarak o kokunun özütünü çıkarıcam bir gün. dolu şişeyi tepeme boşaltıp huşu içinde kollarımı iki yana açıcam. kalıphane ustaları üstüme çullanıp bi temiz dayak atacak.
  • hanımeli kokusu, çocukluğumda da böyleydi.
  • ıslak beton kokusu.
    sadece suyla yeni yıkanmış apartman kokusu.
    nedense bana aşırı huzur verir.
  • bir öğle vakti komşunun mutfağından gelen biber kızartması kokusu. her şeyin yolunda olduğunu, hayatın olağan akışına devam ettiğini hissettirir bana.
  • temiz çarşaf kokusu
  • yasemen kokusu.
    eğer cennet varsa,bu kokuyla bezeli olmalı...
  • lavanta kokusu çünkü migrene çok iyi geliyor.

    bir de beyaz sabun kokusu, o da mis gibi temizlik hissi veriyor.