şükela:  tümü | bugün
  • alfred adler'in kitabı için (bkz: menschenkenntnis).
  • beraber yolculuk yapmak yeterli. her halini ortaya koyar
  • alfred adler'in kendisi ile çelişkili olduğu kitabı. kitabın geneline olumsuz diyicek kadar hadsiz değilim ancak adler insanı tanıma sanatının temelini oluşturan ruhsal amaç ve toplumsallaşma gibi maddelerini incelerken büyük üstad kendisi ile çelişiyor. çocuk için uygarlığı bir engel olarak gören adler sosyalleşme ve uygarlığı nasıl tanımlıyor merak ediyorum.ayrıca ruhsal amaç gibi temel maddesini incelerken özgür irade sorununu ortaya atıp buna bir çözüm getirmeden ve kendi görüşünü belirtmeden devam etmesi çok şaşırtan başka bir noktadır. bütün olarak baktığımız zaman viyanada konferanslardan derlenen kitapta çok fazla tahliller, çözümlemeler mevcuttur . kişisel gelişim ve insanı tanıma noktasında okuyana baya bir şey katacak değerli bir eser
  • toplu yaşamdan eril egemenliğine, kişilik tiplerinden duygulara kadar bir sürü güzel konuyu bu çok kalın olmayan kitaba sığdırıp küçük bir hazine haline getiren adler'in bu güzel eseri; fanatik derecede bir hayranlık beslediğim freud ile yollarımızı, tıpkı kendisinin yaptığı gibi yavaşça ayırıyor.

    kullandığı sade dil ve takındığı "alçakgönüllülük" duygusu ile sanki bir akşam yemeği sonrası çay içerken sohbet ediyormuş havasıyla şuan için beğenimi tam anlamıyla kazandığını söyleyebilirim.
  • freud’un libido, bilinçaltı, baskılama ve karşı koyma ya da jung’un arketip,
    ekstraversiyon [dışa yöneliş] ve introversiyon [içe yöneliş] kavramlarıyla
    kıyaslandı mı, adler’in yukarıdaki tipik sözleri bambaşka bir dünyadan
    kaynaklanır gibidir. ne var ki, aslında freud’un psikanalizi, jung’un analitik,
    adler’in bireysel ve toplumsal psikolojisi her şeye karşın aynı ruh ve zekânın
    ürünüdür. kurucularının dünya görüşleri her ne kadar bir yelpazenin kanatları
    gibi birbirinden ayrılsa da, kurdukları öğretilerin bir birlik ve bütünlük
    oluşturduğunu söyleyebiliriz. söz konusu öğretiler arasındaki farklar çoğu
    kez kısa formüllerle dile getirilmeye çalışılmış, örneğin freud’un
    psikanalizinin büyük kent insanına, jung’un analitik psikolojisinin henüz
    doğadan kopmamış taşra sakinleriyle ilkel yaşam düzeyindeki kimselere,
    “lise öğretmenleri için bir psikoloji” sayılan adler psikolojinin ise orta ve
    küçük kentlerde oturanlara hitap ettiği söylenmiştir. ya da freud’un
    çocukların, jung’un ömrünün ikinci yarısında bulunan kırk yaş üzerindeki
    erişkinlerin, adler’in ise gençlerin psikolojisini açıklığa kavuşturduğu,
    dolayısıyla bu üç öğretinin birbirini bütünlediği ileri sürülmüştür.
  • adler'in bu kitabı olabildiğince geniş bir okuyucu kitlesine bireysel psikolojinin sarsılmaz temel ilkelerini ve bunların insanı tanımadaki değerini , insanlarla kurulan ilişkilerde ve kişinin kendi yaşamını kurmadaki önemini açıklama amacını gütmektir.
  • gerçekten özen, incelik ve zaman gerektiren uğraş.
    bunun insanın pek çok değişkeni olması yanında algı kapılarımızı kilitleyen önyargılarımızla da ilgisi var.
    bu kilitleri bazen hayatımızda darbe etkisi yapan dramatik değişiklikler, bazen de o insanla ya da onu çok yakından tanıyan biriyle yapılan derinlemesine sohbetler açabilir. ve bu kapılar çoğu zaman peşin hükümlerimizi silip süpüren şaşırtıcı sonuçlara açılır. neşeli sandığınız birinin aslında çok derin acıları sindirdiğini; duyguları sığ, her şeye ve herkese gülümsemek dışında hayatta ve çevresinde büyük işlevi olmadığını sandığınız, onun yakın arkadaşı başka birinin, aslında başlangıçta acılı olanın hiç hoşlanmadığı, onun acısını görmezden geliyormuş gibi görünen bir tutumla zamanla onu hayata bağlayan ve o ışıltılı neşesini aşılayan kişi olduğunu öğrenebilirsiniz.
  • bir insanı nasıl tanıyacagınızı biliyor musunuz?
    ne okuduguna bakın,
    ne seyrettigine bakın,
    duvarlarına ne astıgına,
    raflarına ne koyduguna,
    nasıl konustuguna,
    nasıl dinledigine bakın.
    yapmanız gereken tek sey bakmaktır.
    bunlar size onun ruhunun nerede oldugunu gösterir.

    ramtha .