şükela:  tümü | bugün
  • taksicilerin sağlam dolandırıcı çıkması ve polisle işbirliği içinde olmaları.

    (bkz: belgrad)
  • (bkz: döviz)

    iki yer gezeyim, sokakta bir sandviç yiyip meyve suyu içeyip, iki fotoğraf çekeyim farklı ülke göreyim dersiniz; yaptığınız her harcama evlat acısı gibi koyar. orada adamın 5-10 dolar/euro ödediği bir şeye sen 20-30 lira ödemiş olursun.
  • turkiyedeki konsolosluklar
    o kadar evrak gerilim var ki turistik ciksam bile benim bilen inanasim geliyor potansiyel terorist ya da iltica yapacagima.

    o kadar belgeyi hazirlayip cikabilen bence zaten kokten vatandasligi hakediyor 2016nin dunyasinda ama biraz vicdan.
  • özgülük.her horoz kendi çiftliğinde öter.
  • (bkz: dönüş)
  • sahip olabileceği harika hayatı gördükten sonra, kürkçü dükkanına dönmek zorunda olması.

    (bkz: ignorance is bliss)
  • avrupadaki bok götüren oteller. ya ödediğin ücret ne olursa olsun adamlarda temizlik anlayışı yok, adam akıllı temizlik yapamıyorlar. özellikle fransada.
  • (bkz: türk pasaportu)
    özellikle karayoluyla farklı gümrük kapılarından, farklı ülkelere geçiş yapıyorsanız memurların ya da güvenlik görevlilerinin saçma sapan sorularına maruz kalabiliyorsunuz. örneğin fransa'dan isviçre'ye geçiyorsunuz, hususi pasaportunuz ve transit vizeniz de var ama karayolu geçişi için vignette almak zorundasınız, ermeni bir arkadaşınızla seyahat ediyorsunuz, bandrol satılan büroda "bir türk ve bir ermeni birlikte ne yapıyor?" gibi saçma sapan bir soruyla bile karşılaşabilirsiniz. "sana ne yarraam!" da diyemiyorsunuz. ne avrupalı'lar ne de abdli'ler öyle gözünüzde büyüttüğünüz gibi iyilik, modernlik timsali insanlar değiller. ama onların gözünde bizim imajımız yerlerde.
  • ilk bahar olmasına rağmen bir kere bile güneş açmaması hep basık hava olması
    (bkz: almanya)
  • geri döndüğünde hayattan zevk alamayacağı düşüncesi