şükela:  tümü | bugün
  • uzun bir sürecin sonundaki andır. filmlerdeki gibi değildir. delirmek zaman alan bir süreçtir. aylar hatta bazen yıllar boyu sinsice devam eder. hissedilmez ve iz bırakmaz. hatırlamak istemediğim kadar uzun yıllar önce: "çocukluğumun geçtiği evde değildim. çünkü çocukluğum birçok evde geçmişti. son kiraladığımız evdeki ikinci yılımızdı. her gün bir öncekinin aynısıydı: uyku problemleri, sabaha kadar bitmek bilmeyen rüyalara dalmak, bir türlü uykuyla uyanıklık arasındaki durumdan çıkamamak, sabaha doğru başlayan derin uyku ve ardından öğlene doğru uyanmak. her lanet gün bir öncekinin aynısıydı! kimsenin birbiriyle konuşmadığı, haricimde herkesin mutsuzluğuna bulacakları bir nedenleri varken benim mutsuzluğumun sebebini aramaya çalışmaktan dahi yavaşça vazgeçişim, birkaç aylık küçük bebeğin ağlamalarıyla bozulan sessizlikler, kuzeye bakan pencereden gördüğüm ve ölürcesine korktuğum ormanımsı bahçe... her lanet gün bir diğerinin aynısı! ve yavaş yavaş artık zihnimde konuşan sesin bana ait olmadığını hissetmeye başlamam, kendi içimde bir seyirci olmam... zihnimin yönlendirdiği bedenim ve zihnimi içimde, gözlerimin arkasında bir yerlerden seyretmem, hayatı uzaktan bakar gibi yaşamam... günleri hatırlayamamaya başladığımı hatırlıyorum. bitmek tükenmek bilmeyen her anımda devam eden lanet deja vu hissi. her gün bir öncekinin aynısı! dışarı çıkmak dahi istemiyorum. insanların arsasında dahi ölürcesine yalnız hissediyorum. ölmek için bile halim yok. olsa bile, bunu yapmak için bedenimi kontrol edemeyeceğimi hissediyorum. bir psikiyatrlar ordusu dahi gelse tedavi edemezlerdi evet, zira tedaviye açık bir hasta değildim. hasta olup olmadığımdan dahi emin değildim. varlığıma nedensizlikten delirdim ben. hiçbir nedeni kendime yakıştıramadığımdan. hepsini giydim, hiçbiri olmadı, hepsi dar geldi. sonra bir gün...
    umudu değil, umut etme ihtimalinin var olduğu gerçeğine inanmayı sevdim ben!
    yalan! bu inanışı sevmedim aslında, sadece seçtim!
    her zaman sevdiği şeyleri seçmez insan.
    şimdilik işe yaradı gibi görünüyor. bir ihtimale sarılıp yaşamak yüce bir şey olsa gerek! hayır, belki de değildir! lakin halen "belki" diyebiliyorsak, henüz tüm umutlar ölmemiş demektir. gecenin bir yarısı neden eski deliliğimi hatırlıyorum?
    sanırım bunun o ünlü sözle bir ilgisi var:

    “yorulduğumuzda ve cesaretimizi kaybettiğimizde, yıllar önce yendiğimiz düşüncelerin hücumuna uğrarız” - friedrich nietzsche
  • sanki ağır ağır kayıyorum of allahım neden böyle.