şükela:  tümü | bugün
  • hepimiz belgesel izleriz. vahşi doğa belgesellerinde güçlü olanın hep zayıf olanı avlamaya çalıştığını görürüz bu belgesellerde. biz bunu yaşam savaşı veren hayvanların doğal bir dürtüsü olarak yorumlarız. bunun etik bir davranış olarak yorumlamasını yapmak aklımıza gelmez. aristoteles erdemi tanımlarken "doğasına uygun davranan her şey erdemlidir" demiştir. ona göre örnegin bıçağın doğası kesmektir ve bu işlevini yerine getirdiği ölçüde doğasına uygun davranmıştır yani erdeminin icap ettiğini yerine getirmiştir. canlı varlıklarda da durum aynıdır. canlıların doğası hayatta kalmaktır ve bunu yerine getirdikleri ölçüde erdemli olurlar. hiç birimiz bir aslanı bir geyiği avlıyor diye kötü olarak görmeyiz. o, doğasını yerine getirmektedir çünkü.
    peki ya mevzu insan olunca?
    insanda da hayatta kalma içgüdüsü yok mu? bu dürtüyü yerine getirirken herhangi bir ahlaki yargılanmaya uğramayan insanı iyi-kötü bağlamında yargılamaya hangi düzeye ulaşınca başlarız?
    insanı doğadaki herhangi bir canlı olarak tanımladığımızda kendinden başkasına zarar verme eğiliminin insanın doğasına uygun olduğunu söyleyebiliriz. çünkü kendini ve neslini koruma, hayatını sürdürme amacı insanın içinde vardır.
    buraya kadar ki kısım anlaşılabilir. ama insan türünün kendine özgü bir özelliği daha vardır ki onu diğer canlılardan ayırır; düşünebilmek ve düşündüğünü iletmek ve uygulayabilmek. bu özelliği insanın doğuştan getirdiği bir özelliği olmasa gerek. öğrenilmiş, nesilden nesile öğretilmiş şeyler değil midir bunlar. her toplumun kabul ettikleri farklıdır. tabi bunda coğrafi özelliklerin de payı çok büyüktür.
    kötülük problemi tam da burada başlar. yani insanın özgür iradesi devreye girdiğinde. hayatını idame ettireceği noktalar haricinde insan olumsuz bir davranışta bulunduğu zaman kötülük yapmış olur.
    nokta koymak istersek doğada ya da doğal yaşamda ki buna insan da dahildir kötülük yoktur.
  • insan bir hayvan olarak ne kadarda iç güdülere sahip olursa olsun, davranışlarının çok büyük bölümünü öğrenerek yapar.

    insan davranışı ile ilgili bir deney: şimdi içinde bir takım düzenekler olan iki kutu var. kutuların ikisininde düzenekleri aynı, tek fark birinin üstü şeffaf yani içindeki düzenek görünüyor diğerinin içi görünmüyor. düzenekte bir labirent var. 4 aşamalı basit işlem var. ipi çekmek, çubuğu deliğe sokmak, düğmeyi çevirip aşağı düşen şekeri almak. ama bu düzenekte şekeri almak için çubuğu sokma işleminin hiçbir etkisi yok.

    şimdi bu deneyi 8 yaşındaki bir çocuk ve bir şempanzeye yapıyorlar. ilk önce içi görünmeyen kutuyu çocuğa verip işlem adımlarını söylüyorlar. çocuk işlemleri yapıp şekeri alıyor. daha sonra şeffaf olan kutuyu çocuğa veriyorlar ve çocuk kutuda çubuğu sokmanın hiçbir anlamının olmadığını gördüğü halde yine yapıyor.

    aynı deneyi şempanzede yaptıklarında şempanze şeffaf kutuda işe yaramayan işlem olan çubuğu sokmayı yapmıyor çünkü işe yaramadığını görüyor.

    bu deneyse insanlar hata yapmayı bile öğrenerek yaptığını anlayabiliriz ama bir şempanze bunu yapmıyor.

    insan davranışlarının çok büyük bölümü öğrenilerek yapılıyor.