şükela:  tümü | bugün
  • yaşadığınız ülkenin başkentinde, şehrin en merkezi yerlerinde, bir çok cadde ve sokağa aracınızı park etmek istediğinizde serseri kılıklı insanların gelip sizden park parası adı altında haraç aldığı anlardır. tartışmaya kalksanız, can ve mal güvenliğiniz olmaz, içinizden okkalı küfürler sallarsınız sadece.

    ha bunların bazıları var, büyük başkan amcaları ellerine birer koçan tutuşturmuş, çok resmiymiş aldıkları para. hani şu halka duyurulan, hepimizin şirketlerimiz ile güven içerisinde tekliflerimizi verebildiğimiz ihaleler var ya, işte onlara girip kazanmışlar halkın en doğal hakkı olan sokakların mülkiyetini.
  • dolandırıldığı andır doğal olarak.

    öğrenciyken aylık harçlığımın önemli bir kısmını, beşiktaş-kadıköy vapurunda yanımda aglayan ve teselli etmeden sohbete geçen süreçte başına gelenlerden dolayı muhtaç olduğunu hem de çok çekinerek söyleyen bir kadına vermiştim.

    2 ay sonra hurriyetin 3.sayfasında "sahtekarlar" diye çıkmıştı aynı kadın. ben de "işte o kerizler" diye çıksaydım tam olurdu.
  • hemen keriz gibi hissedilme sebebini kompanse etmek için o mevcut günlerde yaşadığınız olumlu gelişmeleri düşünmeye başlamak, bu anların ızdırabını az da olsa azaltabilir.

    nasıl mı?

    taksici sizi bir güzel kerizleyip, yolu mu uzattı? 10 liralık yolu 21 liraya mı gittiniz? üzülmeyin!

    hemen bu moral bozukluğunu üzerinizden atıyoruz. dün muhsin abi'nin size ısmarladığı 23 liralık bonfileyi hatırlayın. ya siz ödeseydiniz? üstelik hâlâ 12 liralık kârınız var. bir taksi kerizlenmesi bile yaşayabilir, bunu da ikâme edebilirsiniz.

    selametle...
  • yeni tanışılan kızın, 2 saat süren pek neşeli/işveli muhabbetin ardından çalan telefona, dakika başına 42 canım düşen ve "yarım saate ordayım/mcuk" diye biten bir konuşma ile yanıt vermesi ve akabinde de gitmesi.
  • geçen gün metrobüse binmeden istanbul kartı 5 liralık doldurayım dedim. elemana 5 lira verdim kartı aldım. hiç huyum olmadığı halde verdiği fişi de hiç bakmadan cebime attım. kartı turnikeye okuttuğumda bir de baktım 30 küsur lira kalan bakiye gördüm. ne oluyor lan dedim cebimdeki fişi çıkarıp ne kadar yüklenmiş diye baktım. herifçioğlu 35 lira yüklemiş. ulan dedim yazık lan dedim.insanlık hali yanlış yapmış dedim. şimdi cepten ödeyecek, çoluğunun çocuğunun rızkıdır dedim, insanlık ölmedi ya dedim. gideyim de sorunu halletsin bakalım dedim.

    metrobüs durağındaki görevliye de söyledim ki bir sonraki girişte bir daha kart basmak zorunda kalmayayım. gittim herife dedim böyle böyle yapmışsın. kartı elimden aldı makineye okuttu inceledi ve "doğru, 30 lira daha vermen lazım" dedi."iade yapamıyoruz." param yoksa ne yapacaksın dedim. kartın bende kalacak parayı getirip kartı alacaksın dedi. o an çok derin manalar içeren bir bakış attım adama ve neyse dedim çıkardım verdim 30 lira. aldım kartı. çünküleyim başka yerlere de gitmem gerekiyordu kart lazımdı acelem vardı uğraşacak zamanım da mecalim de yoktu.

    parayı verdiğim an kendimi mal gibi hissettim amk. yapacağım iyiliği sikeyim. ince düşünen beynimi sikeyim. lan adam fazla yüklemiş al git işte ne kurcalıyorsun beynini siktiğimin salağı. lan ne salağım olm ben ya.
  • bugun eczaneden ilaç alıp 48 lira ödedigim andır.
  • biri size doğru el salladığı vakit o elin kendinize sallandığını zannedip karşılık vermek. işte o yanlışı anladığınız vakit...
  • arabayı benzinlikte pompanın yanına her yanaştırdığım an.
  • media marketten urun alıp sitesindeki fiyatın yüzde elli ucuz olması
  • şu.

    ...

    böyle de olmuyorki anlatmak lazım. eskiden çok hissetttiğim ama artık alıştığım histen bahsedicem. ben su alamıyordum bir zamanlar. yani şişe su almamak için saçma sapan şeyler alıyordum. suya para verdiğim zaman kendimi kazıklanmış gibi hissediyordum. susadığım zaman canım hiç çekmemesine rağmen cappy falan alıyordum. evlerde o zamanlar damacana su kullanımı şimdi olduğu kadar yaygın da olmadığı için saçma geliyordu suya para vermek. şimdi damacana var da alıştık. demek o zamanlar hala insanlar birbirlerini sikiyorlarmış. ahahahaha, bence komikti. neyse bitti işte bu kadardı.