şükela:  tümü | bugün
  • felsefede hep okuttular ki insan kendi ölümünü bilen tek canlıdır diye... bu da insanı ölümsüzlük arayışına götürmüşmüş... kulağını bu kadar tersten gösterir mi insan o kadar akıllıysa? oysa kimsenin daha hayvanlar neyi ne kadar biliyor üzerinde ciddi bilgisi yok. felsefenin, dinin, çıkışı kala kala buna mı kaldı bu kadar egosantriklik olur mu canım? bir kedi bile yavrusu ölünce onunla ilgilenmiyor. hadi kendi ölümünü bilmiyor hayvanlar, neden fellik fellik ölümden kaçıyorlar? bir hamamböceği bile banyoda zehirlenmemek için oraya buraya saklanıyor.
  • çoğu insan için geçersiz olan önerme.
  • hayvanlarda bilincin varlığı, varsa işlevi ve içeriği hala tartışılıyor olmakla birlikte, fellik fellik ölümden kaçmakta oldukları düşünülen hayvanların bu kaçışları, çoğunlukla anlık tehlikelerden korunabilmek adına reflektif tepkilerden öteye gidemiyor. bu tepkileri de dürtüler ve tabii ki canlı olmanın ilk koşulu olan, dürtülerin babası, hayatta kalma iç güdüsü kontrol ediyor. bu dürtüler sonradan kazanılmayıp genetik bazda, kalıtımsal olarak default geliyor. hamam böceği yalnız banyoda ve yalnız zehirlenmemek için saklanmıyor, zaten hayatta kalmasının koşulu fazla ayak altında dolaşmamasını gerektirdiği için her yerde aşağı yukarı aynı davranıyor. hayvanların yalnız anlık reaksiyonları değil, uzun vadeli ya da dönemsel davranışlarının çoğu da sonradan kazanılmış/öğrenilmiş davranışlar değil. kuşların göç etmesi gibi. yeni doğan bir göçmen kuşu yuvasından ayırıp izole bir ortamda büyütseniz de erişkin bir birey olduğunda göç mevsimi geldiğinde göçecektir, yoksa ölür zaten. hayatta kalma iç güdüsü bu, adı üstünde. ya da adını şimdi hatırlayamadığım bi' yılan türü var. yavruları yumurtadan çıkınca yiyo yavrularını. o yüzden türünün devamı gereği yavrular yumurtadan çıkmaya yakın, anne yılan kaçıyo yuvadan mümkün mertebe. o zamanı ayarlayamayıp yuvada kalırsa çıkar çıkmaz yiyo yavruları. buradaki olayın püf noktası şu, yılan ilk defa yumurtlamış, yavrulamış olsa bile kaçıyo yuvadan zamanı gelince. başına geleceği biliyor olamaz, ama güdüleri ona gitmesini söylüyo, o da gidiyo. bunlar bilinçli hareketler değil yani. evet söylediğim gibi hayvanlarda bilincin varlığı tartışılıyor ama, hayvanlarda bilincin varlığını savunanların argümanları bunlar değil, olamaz da zaten. ama hayvanlar ölümü tanıyorlar, en azından ölüyü tanıyorlar onu biliyoruz. yırtıcı bir hayvan, avını öldürünce, avının yaşayan, koşan, kaçan, mücadele eden halinden daha farklı bir durumda olduğunu biliyor yani. ya da bir hayvan kendi türünden birisinin öldüğünü de aynı şekilde farkedebiliyor. ama bu durumu kavramsallaştırabiliyor mu, dolayısıyla kendisiyle de ilişkilendirebilip kendisinin de öleceğini biliyor mu bilemiyoruz. kendisinin bir dış etken sonucu ölebileceğini, yani bir yerden düşerek, av olarak, vurularak v.s. ölebileceğini biliyor olsa bile, eninde sonunda öleceğini, yani kendini tüm dış tehlikelerden koruyabilse bile, maksimum bir yaşam süresi, kısıtlı bir ömrü olduğunu ve eninde sonunda öleceğini biliyor mu; bilmiyoruz.

    insan her ne kadar bilinç sahibi bir canlı olsa da onda da bu gibi ilkel dürtüler hala mevcut. yere düşen kişinin bilinçsizce, yani refleks olarak kollarını öne uzatıp düşüşünü yavaşlatmaya çalışması, yine düşerken kollarını kullanarak istemsizce dengesini sağlamaya çalışması, yüzüne herhangi bir nesnenin aniden yaklaşması sonucu gözlerini koruyabilmek için göz kapaklarını istemsizce kapatması, vücudunun yoğun bir şekilde tüylerle kaplı olduğu zamandan kalma bir genetik miras gereği hiç bir işe yaramasa da, soğukta tüylerin diken diken olması (bildiğin güvercinlerdeki kabarma mantığı, vücuda izolasyon sağlayıp ısı kaybını önlemek maksatlı), yine soğukta vücut ısısını koruyabilmek için atp üretimini artırabilmek adına istemsizce titremek bu ilkel dürtülerin sonuçladığı anlık korunma/adaptasyon şekilleri. bunlar sonradan kazanılan ya da öğrenilen davranışlar değil tabii ki; 3 aylık bir bebekte de gözlemlenebilecek özellikler. anlık olaylar karşısında ortaya çıkan bilinçli tercihler değil.

    hal böyleyken "insanın öleceğini bilen tek canlı olması" yaklaşımını felsefede "bilinç sahibi tek canlı insandır" önermesine indirgemek mümkün olabilirse de bilince hali hazırda işlev ve içerik bazında tam anlamıyla felsefi bir tanım getirilememiş olması (metafizik felsefede ruh/beden ikilemi, daha aklı başında felsefelerde bilinç temmelli tartışmalar), daha doğrusu bilincin felsefi çevrelerde hala tartışılan bir mefhum olması hasebiyle öleceğini bilmek bilinç sahibi olmayı gerektirir mi tartışılabilir.
  • hic zannetmiyorum. dunyada yasayan insanlar ve hayvanlar disinda belki bilmedigimiz alemlerde varliklarini surduren bilinc sahibi canlilar vardir ve belki bunlar oleceklerini biliyorlardir. bir seye "var" diyebilmek icin sadece bir kanit yeterli olur ancak "yok" demek icin tum kainati, hatta paralel evrenleri bile gezip her yere bakmak gerekir. bu da mumkun olmadigina gore bu sav sadece guclu bir tahminden ibaret olur.