şükela:  tümü | bugün
  • nefes aldığı her an
    (bkz: sözlerimi geri alamam)
  • hep daha fazlasını isteyen insanoğlunun bir türlü denk gelemediği an.
  • bugün karşıdan karşıya geçerken az daha araba çarpıyordu. haliyle korktum tabi.

    yalnız çarpacak olan arabanın ambulans olduğunu görünce sevindim.

    kendi kendime dedim ki " iyi ya en azından çarpsaydı da saatlerce ambulans beklemek ya da karga tulumba bir arabanın içine istiflenirken yerel tv kameralarına el sallamak zorunda kalmayacaktım."

    şanslı mıyım? mal mıyım? neyim?..
  • en zor gününde sevdiklerinin yanında olmasıdır.
  • işten eve dönerken, evinde seni seven ve senin de sevdiğin bir kadının seni bekliyor olması..
  • garip ama bir yoksunluğun farkına vardığım an. hep bir abim olsun istemişimdir ama ne yazık ki hiç kardeşim yok artık olma ihtimali de yok.

    okulda bir ay önce bir arkadaşım kanserden abisini kaybetti bir diğer arkadaşım ise dün başka bir arkadaşım abisini kaybetti nedeni henüz bilinmiyor intihar ya da kaza kurşunu ya da cinayet ( sanırım bu daha acı beklenmeyen ani bir ölüm olması nedeniyle.)

    herkes olay tahlili yaparken ben yalnızca bir cümleye takıldım " belki babamın ölümü bile çok çok etkilemez beni. ablama bir olursa n'aparım!"

    bir de bir şey daha öğrendim insanlar kendileri için istediklerinin daha iyisini kardeşleri için isterlermiş. bunların nasıl şeyler olduğunu bilmiyorum. ben sadece arkadaşlarımın abilerine ve onlara üzüldüm ama itiraf etmem gerekirse kardeşimin olmayışına ilj kez sevindim.

    olsaydın bugün ister istemez seni kaybetme ihtimalinin acısını yaşayacaktım. bu bana kendimi şanslı hissettirdi. belki saçma ama öyle.
  • garip ve bencilce belki ama birinin sana ihtiyacı olduğunu anladigin an'dir. çünkü insan hep ister birilerinin ona ihtiyaç duymasini ve ne kadar insan ona ihtiyac duyarsa o kadar sevmeye başlar kendini. kimseye faydasi dokunmayan insanlar yaşama umitlerini bu yüzden kaybederler. yine de ihtiyaç duymak evrenseldir, insana dairdir.
  • bir çoğumuz şanssızlık diye yorumlar ama bu hayata gelmemiz imkansıza yakın bir hadisedir, dolayısıyla çok büyük bir şansın vurması lazım. nasıl mı? düşünürsek kuşaklar öncesine gidin, dedenizin dedesinin dedesine mesela, isterseniz daha da geriye gidin yorulmayacaksanız.
    şimdi bu büyük büyük dedem ölseydi, ben burada yoktum. ya da büyük dedem ölse yine burada yoktum hatta dedem babamı yola koymadan önce ölseydi yine ben yoktum. şimdi bunu kuşaklar kuşaklar öncesi için deneyin...

    hakketen millet sırf sizin dünyaya gelmeniz için ölmemiş anasını satıym. bir diğer husus, ölmekten hariç, ya o gün büyük büyük ninenizin başı ağrısaydı? ya da daha yakına gelelim annemiz, o gün başı ağrıdı babamız bir türlü yanaşamadı kadına, olmaz da olmaz! kadın dili bu yani çekilmez canı istemezse. baba gider çaresiz 5-6 dakika bilemedin adam sıknıtıdadır bi 1 saat sonra şifonu çeker üstünüze. gördün mü? ne kadar kompleks bir yapıda bir canlıyken adam şifonu üstüne de çekebilirdi, bu kadar aciziz işte. her şey tamam olduktan sonra kadının seni düşürmesi mi dersin, beraber ölmeniz mi dersin, anne karnında hastalanmaktan kurtulmak mı dersin. yani o kadar çok seçenek var ki senin olmaman için... bir de bunları sadece senin için düşünme sakın aynı şeyler senin ataların içinde gerekli...

    şimdi bence arkamızı dönüp bizim için ölmeyen, o işi kuşaklarca sağlıklı bir şekilde devam ettiren adamlara ve kadınlara bir teşekkür edelim, ve her seferinde bizim olmamız için gereken ataları doğuran ana babalara da başları ağrımadığı için teşekkür edelim. iyi ki lavaboya şey edilmedik ve iyi ki buradayız diyemem ama yinede hakketen büyük olay şu dünyaya gelmemiz...
  • (bkz: bekliyorum)
  • kuş sıçınca geliyor bana bu his. ondan başkada hiç şanslı olduğum olmadı. hoş kuş sıçınca da şanslı mı oldum sanki ne bilim annem öyle der inandık gitti. yooksa şansımın taaa içine kuşlar sıça.