şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: evlat acısı)
  • özellikle köpeğe fazlasıyla bağlanmış bir çocuğu inanılmaz üzecek durumdur. baba arkadaşının köpeklerinden birini eve getirir. köpek bir hafta ya kalır kalmaz. bağlanırsın gene de o kısa sürede. isim koyarsın. beraber uyumak istersin. gider köpek sonra. "evde köpek bakılmaz" gerekçesiyle. bir başkasına verilir. bahçesi olan, iyi bakabileceği düşünülen birine (bunu anne-baba düşünür, çocuk ise "benden başka kim iyi bakabilir ki?" diye düşünür). gider köpek, engel olamazsın. ağlarsın arkasından. "arada gelir görürsün" lafları havada kalır bir süre sonra. onların köpeği olmuştur artık. bir süre sonra huzursuz olurlar gelip gitmenden. göremezsin, napıyor diye düşünmekle yetinirsin sadece. sonra bir gün o "iyi bakarız" diyen kişinin bahçesinden kaçıverir köpek. araba çarptığı ve öldüğü haberi gelir sonra. hiç unutamazsın bu olayı. çocuk yaşında, birini kaybetmenin verdiği acıyı yaşarsın.
  • ne kadar erkense o kadar iyi olan durumdur.
    zira her geçen saat o minik yavruya daha da bi bağlanırsınız.öyle masum öyle sevgi doludur ki...
    üzgün olduğunuz zamanlarda o dünyaya geleli daha 2 ay olmuş tüy yumağının yanağınızı yalaması,üşüdüğünde başını koltuk altınıza sokmaya çalışması,dışarı çıkıp eve geldiğinizde kuyruğunu oraya buraya çarpa çarpa sevinç havlamaları eşliğinde sizi karşılaması ona bağlanmanız için birkaç sebepten biridir.
    ama onu vermeniz gerekiyordur.belki ev sahibiniz kıllık yapıyordur,belki ev arkadaşınız,ya da anneniz.onu vermeniz için mutlaka çok önemli bir sebebiniz vardır.
    en iyi sahibi bulmak için birkaç hafta aranır taranırsınız.bu arada son defa terliğinizle oynayan minik yavrunuza bakarsınız.
    bulduğunuzda işin en zor kısmı gelmiştir.önce ne olduğunu anlamayan köpeğiniz güle oynaya gider dışarı.
    sonra eve telefonlar gelir
    "ya bu durmuyor evde ne yapacağım?"
    "verdiğim hiçbir şeyi yemiyor"
    bir de size sorsunlar bakalım siz evde onsuz durabiliyor musunuz.terliklerinizi yiyen,koltuklara atlayıp zıplayan,aşk dolu bakışlarıyla ısınmak için size sokulan minik yavrunuz yokken siz yemek yiyebiliyor musunuz?
    bir gün gelir,o da yeni sahibine,siz de onsuzluğa alışırsınız.ama hayatınızda böyle korkunç bir evre geçirmek istemiyorsanız iyi düşünün.
    alırken hiçbir sorun çıkmayacağına emin olun,ya da verirken çok yakın arkadaşlarınızdan birine verin ki gidip görebilesiniz.
    ama asla 2 yaşından sonra vermeyin.zira o minik yavru o yaşa kadar büyüdüğü sahibinden koparsa bir daha kendine gelememektedir.
    eminim en son isteyeceğiniz şey de budur.
    özledim lan...
  • hayatımdaki tek pişmanlığım.
    dostumu, arkadaşımı, sırdaşımı...
  • (bkz: ahlat ağacı)