şükela:  tümü | bugün
  • muhabbet etme havamda değilsem, yanımdakinin dert yanmalarına sonuna bir de "işte" ekleyip yanıt olarak kullandığım söz.. çok zaman kurtarmıştır beni..

    - bir insan nasıl bu kadar düşüncesiz oluyor aklım almıyor..
    - insanlar çeşit çeşit işte..

    hoop konu değişir..
  • çeşit çeşit deyince sanki çok fazla türü varmış gibi duruyor ama öyle değil. sadece 2 tane..

    1. siken insanlar
    2. sikilen insanlar

    özellikle erkek-kadın demedim. çünkü karşısındakini her anlamda siken kadınlar olduğu gibi oldum olası sikilen ve sikilmeye mahkum olan erkekler var şu hayatta. öyle işte :/
  • bence sadece iki çeşit:

    1) kafatasının içini güzelleştirenler
    2) kafatasının dışını güzelleştirenler

    kafatasının dışını güzelleştirmekten kastım sadece makyaj vs. değil. nasıl göründüğü neyi bildiğinden daha önemli olan insanlar. dışı gergin içi buruşuk yığınla insan var. cinsiyetsiz. botokslu, silikonlu, kaslı...

    kafatasının içinden kastımsa bilgi, yetenek, öğrenme vs. bunlarınsa dışı buruşuk, içi her daim gergin kalır.

    içi gergin daha çok insan lazım.
  • son zamanlarda sık sık ve cümlelerin cümlesinden vazgeçip kısaca kullandığım ifade.

    kast ettiğimse yalnızca karakter-tip bolluğu değil, bunlarda var olan karanlıklar ve derinlikler bolluğu. insanların kalabalıklarda yalnızken en içlerinden istedikleri ya da evlerinde yalnızken yaptıkları şeyler bolluğu. sevme-sevilme-sevişme-güvenme artık neyeyse açlıklarımızın bolluğu. ve bunları doyurmak mevzuu. biraz da bunların hepsini incitilmekten korkmadan karşılıklı ortaya koyup darlamadan-darlanmadan bir olabileceğin kişiyle denk gelebilmek mevzuu.

    aylak adam'dan: "dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. tramvaydaki tutamaklar gibi. uzanır tutunurlar. kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine; sanatına. çocuklarına tutunanlar vardır. herkes kendi tutmağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. gülünçlüğünü fark etmez. kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. herkesin 'veli ağanın öküzleri gibi öküz yoktur ' demesini isterdi. daha gülünçleri de vardır. ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: gerçek sevgiyi! bir kadın. birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!"

    sinek ısırıklarının müellifi'nden:
    "zaten bu dünyada çoğunluğu, herkesin kendine hayran olduğunu düşünenler ile kimsenin kendisini sevmediğini düşünenler oluşturur, geri kalanlar ise vüs'at o. bener okurudur."

    yazık ki deliremeyeceğim*.
  • oyle farklıyız ki..

    haftasonu bir arkadasımın evindeyiz. kız kızayız.
    kızlardan birinin tinderı var. oradan birileriyle tanısıyor. birkac hafta sonra bazen bulusuyor, kahve iciyor. simdilik aradıgını bulamadı.
    neysem neysem. bir cocukla matchlestiler. cocuga kac yasındasın, nerede otuyorsun, nerede okudun, ne is yapıyorsun gibi sorular sordu. cocuk yanıtladı. sonra da "tum bunlar o kadar onemli degil. bunun otesinde ben karsımda gulumseyen kadının nelere gulumsedigini bilmek istiyorum. nelere heycanlandıgını. nelere umut besledigini. neyi sevdigini. neyi onemsedigini. hayallerini."
    kız bize okudu mesajı sonra da "iyk. siliyorum." dedi ve cocugu sildi. sevmemis. oysa ben o bize bu mesajı okurken ne kadar tatlı bi cocuk bu ya diye dusunuyordum aynı mesajdan dolayı.

    oyle cesit cesitiz ki..