şükela:  tümü | bugün
  • hayatımın önemli bir döneminde, çeşitli kisvelerde maruz kaldığım durum. insanlar bunu ya "iyi niyet" kılıfı ile yaptılar, ya "canımı yakmak" için, ya "kendi komplekslerinin üzerini örtmek" için yaptılar, ya kendilerini "çok büyük gördüklerinden" yaptılar, en nihayetinde hep cahilliklerinden yaptılar.

    en çok canımı hangi kisve yaktı, ne zaman ne koşullarda söylenenler üzdü sanırım buraya yazmak istemiyorum. ama şunu açık yüreklilikle söyliyim, ciddi yaralar aldım.

    tabi çok bilmişler, bu yaraları "yersiz" zannedebilirler. umarım onlar da bedenleri ile yargılanır ve bedenleri yüzünden infaz edilirler.

    ancak beni tanrıya inandırmış, benim için "güzel" şeylerin olduğunu da söylemeliyim. o da şu ki;

    beni bedenimle yargılayan, şu an gördüğüm istisnasız herkes imtihanını, kendi bedeni üzerinden veriyor.
    buna kendi öz babam dahil!
    buna yakınımdaki arkadaşlarım ya da tanıdıklarım dahil, uzağımdakiler dahil...

    hepsinin imtihanı bedeni ile ve ben hiçbirine acımıyorum!

    şişmanlığım üzerinden kendi egosunu tatmin eden, düşüncesizce canımı yakan hiç kimseye acımıyorum. benim canım çok yandı, allah ya da ilahi adalet ya da evrendeki bir güç ya da tesadüfler zinciri... artık her neye inanıyorsanız onu kabul edin; hem kendilerinden, hem "can"larından çıkarsın acısını. hiç acımıyorum!
  • insanoğlu'nun en büyük yanılgı sebebi.

    biraz önce karşımda gelişenler de bunu gösterdi. bir yerde yemek yiyordum. karşı masama bir çocuk oturdu. sakalları uzamış, aşırı zayıf ve ayakkabısı yok. sadece çorapları var. sipariş verdi. diksiyonu çok düzgün ve son derece kibar biri. yemeğini yerken bir ara garsona saatin kaç olduğunu sordu. belli ki ne saati var ne de telefonu. neyse yemeğini bitirdi ve o sırada hesap isteyecek kimse olmadığı için kalktı. ama hesap ödemek için bakınıyordu yani belliydi hesabı ödeyeceği. neyse garson geldi o sırada hesabı masada ödemek zorundasınız, kural bu dedi. ( buraya kaç kere geldim, hiç öyle bir şey yok) neyse çocuk oturdu. hesap geldi ve cebinden parasını çıkarıp ödedi. sonra da kibar bir şekilde teşekkür edip gitti.

    kısacası garson çocuğun görünüşüne bakıp bu kuralı kendi koydu. giyimi kuşamı yerinde biri bunu yapsaydı asla sesini çıkarmayacaktı.