şükela:  tümü | bugün
  • iki kişi sohbet etmek amacıyla bir mekana oturuyor diyelim. keyifli geçen dakikalar ve içi dolu konuşmalar giderek hız kazanıyor. her şey güzel. peki bu muhabbeti veya iki kişi arasındaki ilişkiyi bu denli çekilir kılan nedir? iki taraf da birbirinin sözlerine değer veriyor, fikirlerine önem veriyor olabilir. gerçekten tatlı bir sohbet dönüyordur. bunların etkisinin yanında gözden kaçan, olmazsa olmaz bir şey var kanımca.

    kolektiflik duygusu acayip bir şey. insanı ayakta tutangillerden. bu duygu tavan yaparsa, insanın en keyifli anlarını yaşaması söz konusudur. öyleyse açalım biraz daha.

    "insan sosyal bir varlıktır," cümlesi klişedir artık. "aynı zamanda zihinlerde de sosyal bir varlıktır," şeklinde eklenebilir. geceleri veya herhangi bir zaman evinde yalnız başına vakit geçiren bir insan, kolektiflik duygusunu yaşayarak ayakta kalır. "zihinlerde yaşanan sosyallik," gibi bir şey bu. sosyal medyanın bu denli yaygınlaşması ve başarılı olmasının en büyük nedeni de kolektiflik duygusunu artırmasıdır. sosyal medyayı kullanma aşamasından bahsetmiyorum, kullanırken zaten somut bir sosyallik ve etkileşim var. ancak telefon elden bırakılmasına rağmen zihinlerdeki sosyallik son hızla devam ediyor. bu açıdan insan psikolojisi için gayet olumlu bir durum olarak görülebilir sosyal medya.

    yalnızken dinlenen bir müzik, kişiyi yine zihinlerdeki kolektif hayata dahil edecektir. insanlar yalnız kaldıklarında, özellikle de geceleri, birer birer yakın zamanda yaşadıkları diyaloglar ve etkileşimleri akıldan geçirirler. bunun için yakın zamanda bir miktar yaşanmışlık depolanmalıdır. istemsiz de olsa bu tekrar mekanizması çalışmaya başlayarak insanı ayakta tutar. mekanizma işlemediği sürece kolektiflik duygusu yavaş yavaş azalacak ve bitiminde depresyon kapıda bekliyor olacaktır muhtemelen. depresyonda olan insanların en belirgin ortak özelliği "hayatı, bulundukları dört duvar arasında algılamaları," denebilir.

    asıl konuya geri dönecek olursak, iki kişinin birbiriyle olan etkileşimi de başka ilişkilerden beslenecektir. "başka ilişkiler" artık bu noktada "kolektiflik duygusu"nu yaratıyor. aslında hiçbir ilişki birbirini beslemek için yeterli değil, ancak zihinlerde oluşan sosyallik, her ilişkiyi birbirine bağlar nitelikte.

    oturmak, vakit geçirmek açısından insanların genel olarak tercih edeceği yerler, kalabalık mekanlar olur. kalabalık olmasa da inin cinin top oynadığı yerler nerdeyse hiç tercih edilmez. (ikişer bira alıp parka geçmek gibi istisnalar ayrı. farklı bir tınısı var bu istisnaların). esasında vakit geçirilen kalabalık yerler, herkes kendi arkadaşıyla sohbet etse bile psikolojik açıdan faydalı. böyle alanlar herkesin birbirleriyle etkileşim içinde bulunduğu hissini yaratıyor kişide. kişi, kendisinin soyutlanmadığından emin.

    varsayımda bulunmak istiyorum: üç kişilik bir arkadaş grubu, kendilerini insanlardan soyutlayıp,kimsenin olmadığı yerlerde sürekli vakit geçirse, zihinlerindeki kolektiflik algısı yavaş yavaş azalsa, bu kişiler birbirleri ile olan ilişkilerinden de tat almamaya başlayacaklardır.