şükela:  tümü | bugün
  • ali ismail korkmaz'ın katledilişinin 7. gününde bir kez daha* hatırlamak zorunda kaldığım durum.

    haber.sol.org.tr
  • milgram deneyleriyle desteklenen bir olgudur.
    ikinci dünya savaşındaki yahudi soykırımından sonra, toplama kamplarında çalışanların yargılandığı nürnberg duruşmasındaki sanıkların, kendilerini savunmak için verdikleri ortak cevap 'biz sadece verilen emirleri uyguladık'mış. bu abimizde böyle bir durum söz konusu olabilir mi, yani iyi insanlar sadece emir altında oldukları olduğu için kötü eylemler yapabilir mi diye merak etmiş ve bir takım deneyler yapmıştır.
    deney şöyle: denekler 'bellek ve öğrenme sürecine cezanın etkisi' konulu bir deneye katılacaklarını düşünürler. testte anahtar rol oynayan üç karakter vardır; testi yürüten araştırmacı, kelime çiftlerini öğrenmesi gereken ve elektrik şokuna maruz kalan öğrenci denek ve kelime eşleştirme sorularını yanlış yanıtladığında öğrenciye elektrik şoku uygulayan öğretmen denek.
    çalışmada araştırmacı öğretmene, her yanlış yanıtta elektrik şokunun şiddetini arttırmasını söylüyor ve şok şiddeti 15 volttan başlayıp 450 volta kadar çıkıyor. neyse efendim deneyi yapmaya başlıyorlar ve öğrenciye elektrik şokları veriliyor. volt yükseldikçe tepkisi artıyor tabi. 'çıkarın beni buradan, bana yardım edin' feryatlarını duyan öğretmen, bir süre duraksıyor 'napıyorum lan ben' diyor ama araştırmacının 'deneyi sürdürmeniz gerek' yanıtını duyunca el mahkum devam ediyor. en kötüsü de öğrencinin sesi kesiliyor ve araştırmacı öğrencinin sessiz kalmasının da yanlış bir yanıt sayıldığını ve öğretmene durmaması gerektiğini söylüyor. öğretmen devam ediyor ve en yüksek volta ulaşılınca deney sona eriyor.
    deneyde aslında araştırmacı ve öğrenci oyuncudur. deneyin sonunda öğrencinin sağ olup olmadığını bilmeyen öğretmenin öğrenciye şok vermeye devam etmesi işin tuhaf kısmıdır aslında. kontrol panelinde yüksek voltajın bir insanı öldürme gücü olduğu yazmasına rağmen katılımcıların yüzde 65i 450 volta kadar çıkmış.
    olay şu aslından, hepimiz otoriteye boyun eğerek kötü olabiliriz. otoritenin elindeki güç ne kadarsa, istediklerini diğer insanları kullanarak, o kadar kolay yaptırabilir. bu deneyler de bunu açıkça ortaya koymuştur.
  • platonun devlet isimli kitabında verilen örnekten sonra desteklediğim gerçek.
  • (bkz: ne sandın)

    sahiden ne sandınız arkadaşlar? ne olacaktı? insan denilen şey özünde kötüdür. alışın.
  • kötü olmak da belli bir zeka seviyesi gerektiriyor, küçük görmemek lazım.
  • kotu insan dusuncesidir.
  • bir türlü alışamadığım durum.

    ben insanın özünde hep iyi olduğunu düşündüm, düşünürüm. ne kadar birçok kişi bu düşüncemi yanıltsa da bunun anlık olduğunu, daha sonra kendi özüne döndüğünü düşünürdüm. biri canını sıkmış ya da iyi bir gününde değil derdim. yanılmışım. her defasında yanılmışım üstelik. hiç ders çıkarmadan hala aynı düşüncemi korumuşum.

    koskoca evrende minicik bir dünya kurmuşuz, tesadüf eseri yaşıyoruz. nedir yani tüm bu acımasızlık. kimiz lan biz?
  • sanırım rahmetli janis joplin ablamızın bir konserinden şu yakınmasını hatırlamak icap eder: i don't understand why half the world is still crying man, when the other half of the world is still crying too man, and i can't get it together.

    hepimiz kötüyüz galiba.
  • üzücü gerçek.
    polyanna olmaktan değil de insanların cidden kötü olduklarını kabul etmem 26 yaşımı buldu ya ona şaşırıyorum. sevmek zorunda olduğun insanlar oluyor bu hayatta onların kötü olduğunu kabul etmek güç geliyor işte. sevmek zorunda mısın gerçi? ya da kötüdür diye bir insan sevilmez mi? sevilmemeli mi? onun cevabı da tartışmalı. insanlar kötüdür der geçersin ama bazen geçemiyorsun kötü olmalarını kabul etmek istemeyecek kadar yakın olunca özellikle.
  • kaç yüzyıl önce keşfedilmiş olduğundan bayat bir tespittir