şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bazen çok batıyor insanların boş şeylerle uğraşmaları, saçma sapan konuşmaları, kahkahaları, dert sandıkları dertleri, anlamsızlıkları.. öyle batıyor ki, içimdeki siniri nefreti bastıramıyorum. hepsine kızıyorum, çok salaksınız diye bağırmak istiyorum.

    herkesin hayatı kendine tabii. bazıları gerçekten şanslı doğuyorlar, bazıları iyi yaşıyorlar, bazılarının da başına beklenmedik işler geliyor işte. ben günlerdir hastanede koşturup geceleri bile uyku uyuyamazken, çevremdekilerin tek dertlerinin ne yiyecekleri, nerede tatil yapacakları olduğunda ben sinirimi engelleyemiyorum.

    kimseye dert anlatmak yalan ilgilerle uğraşmak da istemiyorum. orada kahkaha atıp sonra bir anda beni gördüklerinde, ay canım sen nasılsın, demelerinden de nefret ediyorum. zaten kimsenin yanımda olmasını da istemiyorum. çok zaman önce öğrenmiştim arkadaş denen şeyin olmadığını, herkesin sadece kendi vicdanını rahatlatmak için bir hatır sorup kaçmaya meyilli olduğunu. ben yanımda olacak olan birkaç kişiyi biliyorum ve onlar bana fazlasıyla yetiyor. yeter ki kalan herkes bana uzak olsun.

    hiçbirinizi sevmiyorum. hatta hepinizden nefret ediyorum.
  • en çok da bugün batıyor herhalde..
  • insani bir duygu mu bilmiyorum ama bu aralar çok yaşadığım şey.
  • olsa olsa acımaktır o hissiyat. kıskanmıyorsunuz, rahatsız olmuyorsunuz sadece acıyorsunuz onlara...
  • insanların mutluluğundan değil de şundan rahatsız olurum: (olmadan bırakmıyo zaten :)
    +farkındaysan ben çok mutluyum.
    -a, öyle mi? ne güzel, daim olsun.
    +sen değilsin ama mutlu.
    -ya evet, sıkıntılarım, sorunlarım var. neys, hadi mutlu yarınlar.
    +sen benimle takılsan sen de mutlu olursun ama takılamazsın.
    -evet, muhtemelen takılamam, iyi akşamlar size.
    +elinde olsa sen de benim gibi olurdun ama beceremezsin.
    -bilmem, belki öyledir.
    +biz seni ortamımıza almıyoruz, dışlıyoruz diye böyle mutsuzsun sen.
    -peki, teşekkürler geri bildirim için.
    +... (bitmek bilmez bu muhabbet, ne skim mutluluksa bu tiplerdeki :)
  • mutlulukları salak olmalarına bağlı ise gerçekleştirdiğim eylemdir. çünkü onların mutlulukları benim mutsuzluğum haline geliyor bu toplumda.
  • hayatta asla yapamıyacağım tutumdur.

    insan sevdiği, değer verdiği birisinin mutluluğundan rahatsız oluyorsa, karakterinden şüphe ederim onun.

    şu an hayatımda olan, geçmiş yaşamım da olan kim var ise musmutlu olsunlar ben bundan mutluluk duyarım.kin nedir? bir türlü anlamadığım bir olgu sadece.

    herkes gülsün mutlu olsun, özellikle de çocuklar.
  • başkalarının mutluluğundan rahatsız olmak ya da olmamak hali, bireyin bu dünyada konumlanışına dair büyük bir ipucu veren durum. resmen 'tarafını seçmek' ile ilgili.

    dünya üzerindeki istisnasız her insan, gerçek mutluluk anlarının peşinde. gerçek mutluluğu tamamen ve sürekli olarak elde etmek sadece ütopya. yani insanlara dışarıdan baktığınızda, sizden daha iyi durumdaymış gibi gelebilirler. ama bütün bu sıradanlığın içinde, ne koşullar altında olursak olalım her birimiz zavallıyız. hayatın yükseldiği çok az mutluluk anı var. bu anları asla yakalamamış olmak ya da yakalayamayacak olmak da tam bir distopya aslında. iki uç da, sürekliliği olmaması sebebiyle, olanaksızlık barındırıyor. insan sonsuza kadar, sürekli mutlu olamaz, yine aynı şekilde, mutlu da olamaz.

    çoğu zaman bir distopyanın içine düşmüşüz gibi yaşantıladığımız hayatta, bazı mutluluk anlarını yakaladık mı, sosyal bir varlık olarak bunu bir şekilde çevremize ilan etme eğiliminde oluyoruz. nispet yapmaktan ya da karşındaki insan mutsuzluğa gömülmüşken sinir bozmaktan bahsetmiyorum. söylediğim daha çok o anları yakaladığımızda oluşan 'bak benim başıma geldi, senin de gelir' umudunu aşılama arzusu. bireysel düzeyde de değil üstelik bir tek, ilan etme, paylaşma, duyurma isteği. dünyayı daha iyi bir yermiş gibi görebilsek, daha iyi bir yer olabilir.

    fakat ne yazık ki, en başında dediğim gibi, insanın konumlanışı çok önemli. insanlara, yaşadıkları dünyanın bir parça da olsa sorumluluğunu almaktan daha kolay gelen bir şey var. 'kötü' tarafta konumlanmak. melankolinin boğuculuğu içinde küçük bir an, ufak bir şey yakalamış naif pozisyondakiler, 'bak benim başıma geldi' diye ilan etmek istiyor. zannediyorlar ki, bir yerde daralarak boğulan biri varsa, ötekinin başına gelen o 'an'da umut bulur. çünkü kendileri, umut bulmuştu. ama onlar umut bulmuyor. onların bulduklarına umuttan ziyade haset denir.

    mutlu olmaktan çok daha öncelikli bir şey var yapmamız gereken. iyi insan olmak. bu, o kadar da zor olmamalı. ama görüyorum ki o kadar da zor. e öyleyse, ben iki tarafta da konumlanmayı reddederek, burada lafı halil cibrana bırakıyorum,

    “gez ve kimseye söyleme
    gerçek bir aşk hikayesi yaşa, kimseye söyleme.
    mutlu ol, kimseye söyleme
    insanlar güzel şeyleri mahveder.”
  • en anlayamadığım insan davranışıdır. mutlu birilerini gördüğümde istemsiz olarak gülümsediğimi fark ediyorum. benim de içime onların saf sevgileri doluyor. mutluymuş gibi davrananlar da var her insanda böyle olmuyor tabi. onlara karşı da herhangi bir yorum yapmak saçma. özgür iradesiyle istediği gibi davranıyor. gerçekten herhangi bir kötü niyet barındırmayan samimi mutlulukları ayırt edebiliyorum ve gidip onlara sarılasım geliyor. hep böyle olun hep gülün diyesim geliyor ve tanımadığım kişiler de olsa geçerli bu.

    insanların mutlu olmasının rahatsız edici tarafı nedir gerçekten? sen mutsuzsun ve onlar mutlu bu mudur yani sebep. böyle insanları genelde çevremde tutmam tanık olduğum birkaç şeyden sonra iyi yaptığımı düşünüyorum. düşünsenize gerçekten gözleri gülen onlar için unutulmaz olan bir an yaşayan insanlar görüyorsunuz bunu hissediyorsunuz yüzünüze bir tebessüm oturuyor. ama yandan içindeki tüm pisliği kusan leş bir ağızdan çıkan iğrenç cümleler duyuyorsunuz. yani polyana yemiş bana bile küfür ettirir bu insan müsveddeleri. ne istiyorsunuz lan insanların mutluluğundan amacınız ne? mutsuzluğunuzun sebebinin o dar ve pislikten başka bir şey türetmeyen düşünce sisteminizden ve kötü bakış açınızdan, boğazınıza kadar gömüldüğünüz leş gibi kokan bataklığınızdan kaynaklandığını görün artık lütfen. bu sizin içinizden kaynaklanıyor ve bunu değiştirmek için çaba göstermektense hasetle pis bakışlarınızla odağınıza o mutlu insanları alıp ileri geri konuşmanızın saçmalığını anlayın. mutsuzluğunuzu değiştirmek için adım atmanız gerektiğinin farkındalığını yaşarsınız bir gün umarım.