şükela:  tümü | bugün
  • isaac asimov'un, insanların neslinin tükenmesine sebep olacak, gelecekte bizleri bekleyen felaketlerle ilgili yaptığı araştırmaları sonucu yazdığı kitabı.
  • insanlığın geleceğindeki bir sonraki adımın mars gezegeni olduğu apaçık ortadadır.

    yerleşik hayata geçildikten sonra takip eden yüzyıllar içerisinde insanoğlu bulunduğu her noktada bulabildiği her doğal kaynağı acımasızca sömürmüş, düşüncesizce çoğalmıştır. bu dönemin sonunda artık kalıbına sığmayan avrupa'nın en güçlü devletleri yeni topraklar arayışına girmiş ve 15inci yüzyılda keşfedilen amerika kıtası avrupanın ve dünyanın bu en ileri milletleri tarafından sistematik bir biçimde doldurulmuştur. (bkz: yeni dünya) amerika keşfedilmeden önce dünyanın süper gücü konumunda bulunan ingiltere ise, ironik bir şekilde kendi gönderdiği insanların torunları tarafından yenilgiye uğratılmış, bir milletler mozaiği konumunda bulunan amerika birleşik devletleri dünyanın yeni süper gücü haline gelmiştir. uzun lafın kısası, en güçlü devletler amerikada kendilerinin bir birleşimi olan abd'yi yaratmış ve onu dünyanın lideri konumuna oturtmuşlardır.

    işte bu ülkeler yani günümüzdeki adıyla g8 ülkeleri, bu yazı yazılırken bile deli gibi mars gezegeni üzerine araştırmalar yapmakta, üçüncü dünya ülkelerinin toplam milli gelirlerinden yüksek miktarlarda paraları uzay araştırmalarına harcamaktadırlar. nasa'nın kısa dönem öngörüleri de göstermektedir ki, önümüzdeki 10 sene içerisinde mars'a ilk insan ayak basacaktır, aynı colomb'un amerikaya ayak basması gibi.. (belki orayı da ay zannederler peh peh peh). ve o günden sonraki asırlarda dünyanın geri kalanı bu g8 ülkelerinin mars gezegenini (bkz: yeni dünya) bi güzel adam edip içinde yaşanabilir koloniler yaratmasını seyredecek, dünya nüfus yoğunluğu, küresel ısınma ve doğal kaynakların tükenmesi gibi önlenemez sorunlar eşliğinde kaçınılmaz sona doğru yaklaşırken, aynı şimdi olduğu gibi, bu ülkelerin layık gördüğü insanlar marsta
    insanlığın geleceğindeki bir sonraki adımı atacaklar..

    (bkz: götünden sallamanın en güzel örneği)
  • küresel ısınma,küresel kararma gibi sebep olduğumuz olaylardan ötürü pek de iç açıcı olarak göremediğim şey.
  • 1000 yil - teknolojik gelismeler hizlanacak. ilk etapta insaoglu spirituel gelisime degil mekanik bir gelisime yonelecek. vucut parcalari mekanik olacak, nano-robotlar hastaliklari engelleyecek, yari robot-insan haline gelicez. dunya robotlar ve makineler tarafindan korunmaya ve duzenlenmeye (eko-sistem, dogal cevre, bitkiler-hayvanlar vs..) baslayacak.
    su an ki hasarli dna'ya az da olsa mudahaleler yapilarak narin insan vucudu insanoglu guclendirilmeye calisilacak.

    100.000 yil - bu asamada insanoglu derin uzaya acilacak. kolonilesme baslayacak. devasa uzay gemileri isik hizi veya daha yuksek hizlarda hareket edecek. once gunes sistemi sonra yakin sistemler ve tum galaksiye dogru bir yayilis baslayacak. yari-mekanik yari insan insanoglu butun evreni somurmeye baslayacak. teknolojik gelismeler korkunc boyutlara gelecek. insan irki kendi icinde ve diger uzayli irklarla catismalara baslayacak ve bu catismalarin yogunlugu artacak.
    -bolum sonu insan zihni ile makinelerin uyumsuzlugu, belki bir insan / makine savasi ve yeni bir boyut veya baska bir irkla savas veya gelismis bir medeniyetin saldirisiyla olusacak genetik mutasyon - insan irkinin buyuk bolumunun yokolusu.

    10 milyon yil - mekanik gelismenin yarattigi sorunlar sonrasi insanoglu tekrar toparlanacak fakat bu sefer daha farkli bir surece girilecek. insanoglu makinelesmek yerine kendi dna'sina mudahale ederek bambaska (superinsan) bir hale gelecek. genetik mudahalelerle insanoglu hem fiziksel hem zihinsel gucunu muthis boyutlara ulastiracak. bu noktadan sonra mekanik arac-gerecler ilkel donemden kalma ilkel urunler olarak gorulecek ve bu arac-gereclerden sadece bazilari alinip, yeni superinsanin mudahaleleriyle mukemmellestirilecek ve insanoglunun kullanimina sunulacak. insaoglunun hasarli dna'sindaki tum sorunlara sebep olan siddet yatkinligi ortadan kaldirmak icin insanlarin tamamen duygudan arindirilmasi soz konusu olabilir.

    100 milyon yil - evrenin sirlarinin neredeyse tamami cozulecek. zihinsel ve fiziksel gelismenin asirilasmasi tekrar bir overdose yaratacak ve insanlar buyuk ihtimalle maddi bedenleri kaybedip melegimsi bir irk haline gelecekler. maddi zevkler tamamen ortadan kalkacak. bu donemin sonuna dogru tekamul seviyesi yukselecek.

    1 milyar yil - son olarak insanoglu son boyuta ulasarak tamamen enerji haline gelecek ve tanrisal bir hal (cennet, sonsuzluk belki) alacak.

    100 trilyon yil - bulundugumuz evrenin genisleme hizi cok yukselmis, eski yildizlar, gezegenler ve cesitli gokcisimleri artik olmus olacak. yeni yildiz ve gezegen formasyonunun sonlanmasi sebebiyle evren artik inanilmaz karanlik, soguk ve issiz bir hale gelecek. enerji haline gelmis insanoglu ise coktan farkli bir evrene (wormhole veya karadelik yoluyla ) gecmis olacak.

    sonrasi ise enerji halindeki sonsuzluk ve loop.
  • din, para, faşizm ve politika yok edilmez ise pek parlak görünmüyor zira;

    din=fanatizm

    para=eşitsizlik

    faşizm=fanatizm

    fanatizm=savaş

    politika=sistemin devam etmesi için bu üç olguyu kullanan yapı.

    yeaea bunlar insanın doğasında var demeyin.

    (bkz: eğitim)
  • ölüm geçeğidir.
  • daha once bu konuyla ilgili soyle bir tahminde bulunmusum:

    "100.000 yil - bu asamada insanoglu derin uzaya acilacak. kolonilesme baslayacak. devasa uzay gemileri isik hizi veya daha yuksek hizlarda hareket edecek. once gunes sistemi sonra yakin sistemler ve tum galaksiye dogru bir yayilis baslayacak. yari-mekanik yari insan insanoglu butun evreni somurmeye baslayacak. teknolojik gelismeler korkunc boyutlara gelecek. insan irki kendi icinde ve diger uzayli irklarla catismalara baslayacak ve bu catismalarin yogunlugu artacak."

    fakat daha sonra bu konudaki dusuncem degisti ve bilimkurgu filmleri kafami bulandirdigindan aksini dusunmekte zorlandigimi farkettim. durum su ki insanoglu filmlerde gordugumuz gibi teknoloji ilerledikce buyuk uzay gemileri yapip evreni kesfetmeye ve farkli gezegenlere yerlesmeye baslamayacak. icinde bulundugumuz evren son derece duzensiz, karmasik ve tehlikeli. (en basitinden yuzlerce isik yili otede gerceklesebilecek bir gama isini patlamasi dunyayi bir anda tost gibi kizartabilir)

    peki insanoglu ne yapacak? farkli evrenlerin varoldugunu varsayarsak insanoglu yeterince gelistikten sonra bu evrenden ayrilacak ve daha stabil bir evrene gidecektir. (veya kendi evrenini yaratacaktir) o evrende her seyin olasi oldugu bir bilgisayar simulasyonuna kendisini baglayacak (ayni matrix gibi) ve sonsuza kadar bu sekilde yasayacaktir. (tabi insanlarin yeterince ilerledikten sonra maddesel bedenden tamamen ayrilip enerji haline donusmeleri de olasidir)
  • kadınların rahmindedir.
    şu an için başka da bir şey değildir.
  • tesadüfe bak.. sol freymde başlığı görünce, gözüm sağımda açık duran eski kitaplarımın bulunduğu koliye takıldı..

    geçen gün karıştırırken gördüğüm ve yıllar yıllar önce okuduğum kitap şimdi elimde duruyor... kitabın adı; insanlığın geleceği. yazan; bertrand russell. mütercim; ilhami kaya. 93 yılında, divan yayınlarından çıkmış...

    madem kitabı aldık elimize.. sonunu nasıl bitirmiş görelim.. (kitabı okumaya sondan başlayan biri olarak kendime saygı duruşu niteliğinde)

    "lâkin dünya henüz bu şartların gerçekleştirilmesinden fazlasıyla uzak durumdadır. bu sebepten de, "özlenen istikrarlılığa" ulaşmadan önce, çok büyük sarsıntılı inkılâp ve azaplara uğramak zorunda kalacaktır. bununla beraber, büyük azaplar çekmek ve sarsıntılı büyük değişikliklere uğramak, şimdiye kadar insanlığın kaderi olagelmiştir. bu itibarla, insanlığın geleceği içerisinde, fakirlik ve harp düşüncesinin yok edildiği ve her türlü korku ve endişenin "patolojik olaylar sahası"na itildiği, yüksek bir noktayı; belli belirsiz, silik bir şekilde de olsa farkeder gibiyiz.

    bu mesut neticeye giden yolun, çok uzak olmasından korkuyorum. fakat bu, en son ümidi de yitirmemiz için bir sebep değildir."

    verdiğin bilgiler için teşekkür ederiz, sağolasın bay bertrand.
    neyse sabah olmuş, uzatmayalım...