şükela:  tümü | bugün
  • iş hayatında yapılabilecek en ahlaksızca hareketlerden biridir, vaktiyle 10 yılı devirmeye çok yaklaştığım işyerimde, bütçesi çift haneli milyon eurolarda olan büyük bir ihale almıştık, eldeki mühendislerin en tecrübelilerinden biri olarak geleceğim parlak görünüyordu, ta ki projedeki bütün kilit pozisyonlar alt yükleniciye verilip bizim bütün ekibi orada ayak işlerinde görevlendirdiklerini öğrenene kadar, bir acaiplik vardı durumda

    yöneticime gittim, bana dedi ki "altyüklenicimiz olan abc şirketi bu işlerde tecrübeli, siz orada işi öğreneceksiniz ve bir kaç sene sonra bu alanda gelen yeni projelerde onlardan bağımsız hareket edebilmemizi sağlayan kilit elemanlar olacaksınız", aslında ilk başta mantıklı gelmişti, katlandık 3-4 ay kadar, sonra bir de baktık ki pratikteki durumun söylenenle alakası yok, bağımsız hareket edebilmek bir yana, gitgide anayüklenici olan biz işin dışına itilirken altyüklenici-müşteri bağı kuvvetleniyordu, bu duruma sebep olduğunu farkettiğim bizim şirkette çalışan iş geliştirmeden sorumlu x şahsının daha önce abc şirketinde çalışmış olması, oradakilerle enseye tokat takılması acaba tesadüf müydü? abc şirketinin bu alanda aslında hiç bir tecrübesi olmamasına rağmen x şahsının üst yönetime "bunlar işin ehlidir, aslandır, kaplandır" şeklinde görüş bildirmesi nasıl açıklanabilirdi?

    sonrasında yağlı müşterimizden yeni bir istek geldi, halihazırda başladığımız projeye paralel bir işti, işin acele olması yüzünden süreci hiç uzatmadan ihalesiz bir şekilde bize vermeyi düşündüklerini söyleyip bir çözüm planı ve teklif sunmamızı istediler

    tabi ki abc altyüklenicisine mahkumduk(!), oturduk altyükleniciyle bir çözüm oluşturup iş kırılımını yaptık, onlardan da kişi sayısı, pozisyonlar, pozisyonlara göre ücretleri falan hesaba katıp bize bir fiyat teklifi sunmasını istedik

    sonra o ilginç toplantı yaşandı, altyüklenici bize öyle bir teklif sundu ki üç gün öncesinde 20 kişi olarak planladığımız işe 50 kişi yazılmıştı, teknik sorumlu olarak bunun mantıksız olduğunu, bu işin 20-25 kişiyle rahatlıkla yapılabileceğini söyledim, kendi şirketimdeki diğer iki şahsın da bana destek olacağını sanmıştım, sağolsun oldular da(!), pazarlık yapar gibi yaptılar ve x şahsının üstün(!) gayretleriyle altyüklenicinin teklifindeki 50 kişi 45 kişiye düştü

    ilerleyen aylarda daha nice benzer olayla karşılaştım, x şahsının altyüklenici lehine insider trading yaptığını ve anayüklenici olan şirketimizi ciddi manada zarara uğrattığını farketmiş ve yöneticime bu konudaki tepkimi bildirmiştim ama söylediklerim pek ciddiye alınmamıştı, şansımı zorladım ama en ufak bir inceleme bile olmadı, sonunda çalıştığım şirketin kurumsallığına inancımı tümden kaybedip istifamı verdim, başka bir işyerine geçtim

    olayın üzerinden 4 ay geçmiş ve bugün bir öğrendim ki o şahsın foyası meydana çıkmış, kalemi kırılmış, ulan fazla mı acele ettik diye panik atak nöbetleri gelmeye başladı şimdi de...lan yoksa benim giderayak yöneticimle yaptığım konuşmaların mı etkisi oldu, ulan şimdi düşün dur, tabi olan olmuş ayrı mesele...

    edit: artık o sözkonusu şahıs ülke için çok kritik bir kurumun kritik bir noktasında üst düzey yönetici olmuş, pisliği yanına kar kalmış, hayat bazılarına ne güzel...
  • ağır suç. cezası da ağır olmalı ama hiç ceza alan duymadım. oysa biliyoruz ki yaygın.

    babanız maliye bakanıdır, şu tarihte mısır ithalatında verginin katlanacağını biliyorsunuz ve binlerce ton mısır ithal ediyorsunuz, sonra mısır ithalat vergisi artıyor. siz daha ucuz maliyetle ithal ettiniz, rakipleriniz daha pahalı. kazancınız milyonlarca lira. ama size bir şey olmuyor. hiç bir müfettiş, maliyeci, savcı bu işlemde şaibe göremiyor. üstelik anneniz de rabbiyle telepati yoluyla direk iletişime geçebiliyor. tanıdık geldi mi size?
    gavur bunu ağır suç sayıyor, cezası da itibar kaybı da muazzam.
    gavurun karısı örtülü değil diye ahlaksız bizim bakanın garısı örtülü deyü namıslı ha. yuh!
  • "icerden ogrenenlerin ticareti" olarak cevrilebilir. sermaye piyasasi araclarinin degerini etkileyebilecek, henuz kamuya aciklanmamis bilgileri kendisine veya ucuncu kisilere menfaat saglamak amaciyla kullanarak sermaye piyasasinda islem yapanlar arasinda firsat esitligini bozacak sekilde haksiz yarar saglamaktir. caiz degildir.
  • amrika'da vergi kacirmadan sonra en buyuk ikinci ticari suc.
  • ispatlanmasi en zor ticari suclardan biridir. dolayisiyla insider tradingden dolayi ceza gormus kisi sayisi son derece dusuktur. ayrica avrupada insider trading sayilabilecek bazi piyasa hareketleri ornegin amerikada gayet kanunidir. (bkz: oprah winfrey)
  • çok iyi bir teknik analiz bilgisi ve tahta izlemeyle, özellikle hisse senetlerinde olanını büyük bir doğruluk oranıyla tespit etmek mümkündür.

    hatta kendi halinde seyreden senette ilk olarak ortaya çıktığında, elinizde senet varsa veya almayı düşünüyorsanız o anki hareketlenmeye tepkiniz tam olarak şu olur:

    (bkz: bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü)

    türkiye piyasalarında, kurumsallaşmamış veya sözde "kurumsallaşmış" şirketlerde piyasadan bağımsız olarak oluşan alfa hareketleri büyük oranda insider trading kapsamında oluyor ne yazıkki. bilançoları, haberleri günler, haftalar veya aylar sonra öğreniyor piyasa katılımcıları.

    şu da bir başka gerçek, sistem de bu yönde yeterli güvenlik önlemlerine sahip değil. sözde "sürpriz" haber piyasaya düşmeden önceki yukarı veya aşağı yönlü sert alfa harekette kimin alıp sattığı lot lot belliyken bu konunun tek bir kez bile sorgulanıp doğru dürüst ceza verilmemiş olması enteresandır.

    bir de, üçer aylık dönemlerin son günü bile tek tuşla muhasebe programından brüt karın öğrenilebildiği bir bilgi işlem çağında, bilançoların üç-dört ay gecikmeli açıklanması kendiliğinden insider trading'e uygun bir ortam yaratıyor. buna bir de dünya piyasalarında yaygın olan, şirketlerin geçmiş ayki satış gerçekleşmelerinin ay sonlarında hemen açıklanması ve önümüzdeki dönem tahminlerini yayınladıkları raporların bizim piyasamızda yaygınlaşmaması olgusunu da eklersek, sıradan bir yatırımcı için olayın karanlıkta düşen bıçağı tutmaya çalışmaktan farkı olmadığını görmek zor değil.
  • “gri alanların”, yani belirsiz alanların kullanımı ile, yaratılması ile yapılır başarılı olanlar. insider-trading’ı bire bir belirleyen bir kanun, bir system kurmak hakikaten zordur. siz kafanızda neyin ahlaklı, neyin ahlaksız olduğunu çizseniz dahi karşınıza anayasal haklar çıkar, ve bunları çok dikkatlice kullanabilen bir kaç kişi olayı koparır.

    örneklemek gerekirse, 2000li yılların ortalarında ilaç firmaları ile ilgili yapılan insider trading olayları. ilaçlar deneme aşamasında iken, ilaçların yapısından haberi olmayan araştırmacı doktorlara gidilmiş (bu doktorlar sadece belirtileri izliyorlar) ve kendileri ile para karşılığı konuşulmuştur. ilaç testlerinin bir aşamasında, insider trading yapan analist doktorlara şu tür bir soru sormuştur.

    “hastalar ilaçlara nasıl cevap veriyorlar?”

    doktorun cevabi da misal, “15 kisiden 12’si iyi cevap veriyor.” oldu.

    bu soru ahlaklı mı? orasını pek bilemeyecem, ama kişiyi insider trading ile suçlamak için yeterli değil. çünkü insider trading için elle tutulabilir bir bilgi alınması gerekiyor. ılaçların yapısı hakkında bilgisi olmayan araştırmacı doktorların bu cevabı placebo etkisini de yansıtabilir. ayrica, bu cevap üzerine ciddi bir yatırım yapmak, yapan icin felaketle sonuclanabilir. ya placebo etkisi gösterdiyse?

    bu sorunun uzerine bir de “belirtilerde duzelme var mi? sorusunu ekleyelim.

    doktordan “evet” cevabini alalim. şimdi insider trading yapmış olduk mu kanunlar çerçevesinde? hala hayir…

    bu tür kesin olmayan cevapların hepsini birleştirdiğimizde ilacin etkili oldugu veya olmadigi yönünde %80-85 oranında –kanunlar çerçevesinde insider trading yapmadan- karar vermiş oluyoruz, ve buna göre analist/kisi/firma yatırımını yapıyor. bazıları kıllanıyor, analist’e dava açılıyor, analist ceza almiyor. çünkü gri bölgeden çıkmadan sorulan 10 soru neticesinde alından %90'lik bilgi, gri bölgenin dışına çıkılarak sorulan 1 soru karşılığında alından yarım yamalak bir bilgi ile karşılaştırıldığında insider trading olmuyor.

    bir de başka örnek verelim. ılaç çıkmadan, bu üstteki bilgilerin geliştirmecilere sunulacak resmi powerpoint sunumu, bir doktor tarafından analist’e email atılıyor. veya sonuçları, ilacın bir geliştiricisi tarafından analiste aktarılıyor.

    dava açılıyor, analist insider trading suçundan 10 yıl hapis ve meslekten ömür boyu men alıyor. "elle tutulabilir bilgi", el değiştirmiş oluyor.

    viagra türü tarihin en çok kar getiren ilaçlarında bu tür davranışlarda bulunan belki yüzlerce kişi olmuştur. bir günlük kazançları ise tahminen türkiye’nin önde gelen holdinglerinden daha yüksektedir.
    insider trading’e karşı şu an en iyi savunma, bir kaç yüksek profilli şahsın ciddi cezalar ile yargılanarak çevreye korku salmak şeklinde. peki bu savunma ne denli başarılı? bilemiyorum, fakat bunu bilememem, pek başarılı olmadığının bir göstergesi olsa gerek.
  • geçtiğimiz günlerde ciddi bir örneği, lider audit firmalarından kpmg'de yaşanmıştır. scott london adındaki, herbalife ve skechershesapları ile ilgilenen çalışanları, firmaların özel bilgilerini arkadaşlarına nakit ve hediyeler karşılığında vermiş, ve bir nevi kendisini ve "arkadaslarini" zengin etmistir. bunu nasıl yapmış derseniz, sadece "adamlar iyi gidiyorlar." "durumlari pek iyi degil" diyerek. döküman paylaşmadığı için arkasında neredeyse hiç iz bırakmamıştır.

    skandal ortaya çıkınca kpmg elbette bu firmaların denetiminden ayrılmak zorunda kalmıştır.

    scott london'un itirafına göre bu yeni bir olay değil, senelerce devam eden bir durum. bu tür çalışanların, hiç kimseye farkettirmeden ufak miktarlarla, kırmızı bayrağı kaldırmayacak şekilde inside trading yapmasının önünde pek engel yok maalesef. öğle yemeğinde "pek iyi değiller aslında..." der ise biri, ve herkes 3 maymunu oynar ise, durumun pek açığa çıkması mümkün değil. hafif şüphelenilse bile ispat etmesi zor.

    eminim scott london'ın dışında bunu yapan 10larca partner vardır. ayda yılda bir, bir tanesi yakalanır ve böyle ufak çaplı skandala yol açar.
  • denetim firmasının bu olaya alet olduğu anlaşılırsa aynen oyulur.
  • 5020 sayılı kanun ile 4208 sayılı kara para aklamanın önlenmesine dair kanun'da yapılan değişiklik ile 2/a maddesi kapsamındaki öncül suçlar arasına alınan böylece elde edilen gelirin de kara para olarak kabul edildiği sermaye piyasası suçu

hesabın var mı? giriş yap