şükela:  tümü | bugün
  • üst edit: bir çok yazar ve çaylak bana kullanma o zaman diye cevap vermiş. arkadaşlar kullanmıyorum. çevremdeki insanların yaptıkları, hareket ve davranışlarında bunları görüyorum. kullanma demek sadece gözünü kapat demektir ama sosyal medya seni, beni, herkesi etkiliyor. iyi veya kötü. dincilikle suçlayanlar, özgüvensiz olduğumu söyleyenler olmuş. bu yazdığım entry insan psikolojisi ve davranışlarını içermektedir. din ile bir alakasını çözemedim.

    özgüvensizlik konusuna gelincede ben gezdiğim eğlendiğim anların tadını çıkarmayı seviyorum. konser boyunca sadece müziği dinlerim. paylaşmam. buna gerek yok.

    son olarak koyduğum video linkinde video sahibi ile bir alakam yoktur.

    bu videoyu ilk başta izlemenizi öneririm.
    sosyal medya bağımlılığı bizi neye çevirdi nasıl kurtuluruz?

    burda yazdığım yazıyı webtekno kendi sitesinde kullanmış. kendilerine teşekkür ediyorum.

    en somut örneği vereyim. kafede oturuyorsunuz 4-5 kişi. biraz muhabbet ediliyor. sonra hemen telefona bakıyoruz ve konuşmuyoruz.

    benim fikrim instagram tamamen kapanması gerekiyor. insanlık olarak normale dönmemiz için instagram'ın kapanması elzemdir. insanlığın bu kadar vurdum duymaz, bencil, iki muhabbet etmeyi gerek görmeyen, insanlığı değiştiren en büyük araç instagram'dır. instagram kapanırsa insanoğlu biraz olsun eski normal haline dönecektir. keşke msn geri gelse. artık insanlar birbiriyle konuşmaya ihtiyaç duymuyor. gerek görmüyor. eskiden arkadaşlarımla uzakta olsalar da kamera açar saatlerce muhabbet edebiliyordum. şuan buna kimse gerek görmüyor. bu kadar mı unuttuk kendimizi?

    insan ilişkileri gerçekten çok değişti. buna en büyük sebep instagram'dır. ilişkileri bozan, arkadaşlıkları bitiren, gençlerin bu kadar asabi ve büyüklere karşı asi yetişmesinin sebebi sosyal medya ve instagram'dır. tamamen yalanlar üzerine kurulu bir yer bu program. beğeniler sadece arkadaşlık vazifesi olmuş. insanlığı bu kadar esir edebilen bir program. gerçekten kapansa bu bok çukurundan kurtulsak insanlar biraz olsun düzelecek. çok kişinin psikolojisini bozdu bu uygulama.

    sosyal medya gençleri intihara mı sürüklüyor?

    sosyal medyanın insan davranışları üzerindeki etkileri
    paylaşacak özgün bir içeriğimiz yoksa kendi düşüncemize en yakın paylaşımı bularak kendi profilimizden tekrar paylaşıyor,
    böylece konuyu takip ettiğimizi gösteriyor, sorumluluğu üzerimizden atmış oluyoruz.

    türkiye’de 35 milyonun üzerindre internet kullanıcısı bulunuyor ve 36 milyon aktif facebook hesabı var. günde ortalama 2 saat 32 dakikamızı sosyal medyada geçiriyoruz (global digital statistics 2014 – we are social’s snapshot of key digital ındicators).

    sosyal medya kullanımının bir zorunluluk haline gelmesiyle birlikte sosyal medyanın insan davranışları üzerindeki etkisi de arttı. artık kişiliğimizi dilediğimiz gibi, belki de hiç olmadığımız, olmak istediğimiz şekilde sergileyebileceğimiz, sanal benlik kurgulayabileceğimiz bir dünya var.

    internet üzerinde kişisel profillerimizi oluşturmamıza izin veren sosyal mecralar, birçok yönden bizleri besleyen, arkadaşlarımızla daha sık iletişim kurabilmemize olanak veren, hem yararları hem zararları sıkça tartışılan platformlar. kişisel profil oluşturabilmek, kendini önemseyen insanoğlu için bulunmaz bir fırsat sunuyor fakat diğer yandan egolarımız tamamen doğal olmamıza izin vermiyor. sosyal mecralarda kendimizi daha güzel, daha kültürlü, daha politik, daha çok okuyan, daha çok gezen insanlar gibi göstermek konusunda çaba sarf ediyoruz. her birimiz sahte olmasak da olumlu yönlerimizi daha çok ortaya çıkartıyor, birçok konuda bilgiliymiş davranıyor, olumsuz yönlerimizdense hiç bahsetmek istemiyoruz.

    daha iyi görünmek, daha çok beğenilmek, daha “cool” olmak, daha çok sevilmek, imrenilmek ve dolayısıyla egomuzu tatmin etmek istiyoruz. beğeni, paylaşım, retweet, favori sayısı gibi kriterleri fazlasıyla önemsiyor, her zaman etkileşimi yüksek paylaşımlarda bulunmamız bir gereklilikmiş gibi hissediyor, kendimizi de bu doğrultuda içerik üretmeye programlıyoruz.

    sosyal medyada güncel, toplumsal, siyasi, magazinsel konular sosyal medyanın gündemini belirliyor. bu yoğun trafik içinde, o konuda fikir beyan etmek, tepki göstermek, yorum yapmak sosyal medyanın olmazsa olmazı. eğer böyle bir konuda fikir beyan etmiyorsak gündemden bihaber gibi algılanma ihtimalinin baskısından çekiniyoruz ve hemen o konuda “ben de bu konuyla ilgili fikir sahibiyim” mesajını verecek içerikler paylaşmaya yöneliyoruz. bu konuda paylaşacak özgün bir içeriğimiz yoksa kendi düşüncemize en yakın paylaşımı bularak kendi profilimizden tekrar paylaşıyor, böylece konuyu takip ettiğimizi gösteriyor, sorumluluğu üzerimizden atmış oluyoruz.

    temel motivasyonlar

    gündemi takip edenler arasında bir yarış varmış gibi, haberi ilk önce vermek istiyor, bu konuda bir fikir önderiymiş gibi algılanmak istiyor, böylece en çok takipçi bizde olsun istiyoruz. çok eski bir videoyu paylaşmaktan imtina ediyoruz, çünkü herkes onu çoktan görmüş olabilir ve biz her şeyi geriden takip ediyor gibi görünebiliriz.

    eğer biz yeteri kadar “cool” paylaşımlar yapamıyorsak ve arkadaşlarımızı böyle görüyorsak bu bizde mutsuzluk yaratıyor.

    bazı bireyler, bu durumlarda özendikleri kişileri taklit etmeye başlıyor ve tüm paylaşımlarını bu amaç doğrultusunda yapıyorlar. örneğin; atılan bir tweet’i anında kopyalayıp kendi profillerine yapıştırmayı alışkanlık haline getirmiş olan kullanıcılar daha fazla takipçi kazanıyor, kısmen de olsa egolarını tatmin ediyorlar.

    sürekli aynı konuda yazarak da bir konuda uzman görünmek istiyor, yan yana geldiğinde örneğin picasso’dan hiç bahsetmezken sosyal medyada devamlı eserleriyle ilgili derin blgiler paylaşabiliyorlar.

    bir ünlüyü kaybetmemizin hemen ardından, birkaç dakika içinde onun en güzel fotoğrafını photoshop ile puslu hale getirerek, yanına “güle güle güzel çocuk…” yazan kişinin üzüntüsü pek de samimi gelmiyor. bu yazıyı hızlıca bu şekilde görsellerle ve romantik cümlelerle yazmasının altında yatan daha çok retweet isteği endişe verici.

    kısacası, takip edildiğimizi bilerek hareket ediyoruz.

    tüm bu davranışlardaki motivasyon, kendine yeni bir benlik inşa etmek. kendini güçlü hissetmek, egosunu tatmin etmek ve bu vasıtayla daha iyi bir iş bulmak, iyi bir sevgili veya eş bulmak, daha iyi bağlantılar kurmak. normal hayatta kendilerini çok iyi ifade etme fırsatı bulamayan insanlar, sosyal medya sayesinde bu fırsatı buluyor ve bunu kendilerini ifade etme aracı olarak kullanıyorlar.

    bir süre sonra beğenilme ihtiyacı, yerini reddedilme korkusuna bırakıyor. yolda yürürken bir tanıdığa selam verip karşılık alamadığında üzülüp, özellikle de yanında başka insanlar varsa kendini küçük düşmüş hisseden ve bu konuda takıntılı olan kişiler bunun sosyal medyadaki yansımasını da kaldıramıyor. bu noktada, paylaştığı içerik beğeni almayınca, yazdığı yorum cevapsız kalınca içerikleri silerek itibarlarını korumaya geçiyorlar.

    bu kişiler şansları yaver gidip fenomen olduklarında ise cevap vermeyen taraf oluyorlar. aslında olmak istedikleri mertebeye ulaşıncaya kadar çabaları sürüyor.

    birbirimizi takipçi ve profil fotoğrafı beğeni sayılarıyla yargıladığımız, retweet, share, like sayılarını bu derece önemsediğimiz, bunlara sevinip üzüldüğümüz günümüz dünyasında böyle davranışları çok da garipsememek gerekir. sosyal medya çıkışlı başarı ve aşk hikayeleri devam ettikçe kişiler, kendilerini bu şekilde ifade etmeye devam edeceklerdir.

    kaynakça

    • global digital statistics 2014 – we are social’s snapshot of key digital ındicators

    http://markaokulu.bilgi.edu.tr/…zerindeki-etkileri/

    edit: benim dediğim yasaklanması değildir. tamamen yokedilmelidir. sadece instagram'a değildir lafım.

    son sözüm: instagram ve sosyal medya insanlığı yozlaştırır.

    edit2: özel mesajdan küfür edenler, hakaret edenler oldu. burda ben kimseye hakaret etmedim. şahsıma, allaha vb. söven insanlar var. ifşa etmek isterdim de değmez. veyahut direk savcılığa vermek iyi olur.
  • (bkz: tamam)
  • yasakların hiçbir şekilde mantıklı açıklaması yoktur.

    yasaklar tarih boyunca ancak bir şeyi daha cazibeli hale getirmeye yaramıştır. insan fıtratında olan şeyleri yasaklarla sınırlayamazsın. içimizde kalanlar ve mahrum bırakıldıklarımız, birgün birikmişliğiyle birlikte dışa vurur. hatta bu kimilerinin suratlarındadır.
  • kendimi zengin, cool ve trend belirleyici olarak hissettiğim tek yer burası. ölürüm de instagramsız yaşamam. boomerang olmadan nasıl eğlenir ki insan.
  • sırf şeyma subaşı gereksizinden kurtulmak için bile evet. kadını takipten çıkardım yetmedi engelledim yine de karşıma çıkıyor her yerde. bu ve bunun gibi görgüsüzleri görmeyiz.
  • akabinde intihar edenler olacaktır.
    hatunun gerçekte yüzüne bakan yok, instagram’da yüzlerce beğeni alıyor. şimdi kim içtiği kahveyi ve eve dönüş yolunu boomerang ile paylaşıp ego kasacak? bu çöküntüyü her bünye kaldıramaz.
  • yapma volkan yapma! millet, kızlı erkekli elizabethe bağlar. malum günümüz loserlarının karşı cinsten birini bulabildikleri tek yer, instagram olmuş durumda.

    (bkz: kerhaneleri kapatalım da millet bizi mi siksin)
  • narsizmin pençesindekileri bir çatı altına topladığı için pek sıcak bakmıyorum. içerdekilerle dışardakiler belli olsun.