şükela:  tümü | bugün
  • sözlügü birakmaktan daha iyi bir seçenek olabilir bu. hem daha komplike, hem daha şirin hem de istediğiniz sayfadan birakabiliyorsunuz. iyi göründü gözüme bir an.
    (kendime not: zenci'den etkileniyorsun bazen dikkat et)
  • internetin serbest düşüş yapmasına yol açar.

    ayrıca:
    (bkz: herkesin tuttuğu kendine)*
  • daha olsa gelmem internete diyip, teknolojiye van minüts raconu kesmektir. oysa ne güzeldir internet. aradığımızı buluyoruz falan. ödevler desen copy paste. daha ne olsun.
  • önemli olan zirvede bırakmaktır. ben utorrent'te 150 kb/sn hızı gördüğüm gün bilgisayarımı duvara asarım. buraya da yazdım bak...
  • sigarayı bırakmak gibi bişey..
    hem deli gibi istersin, hem de çok zor olacağını bilirsin..
    hep bir sonraki pazartesiye ertelenir, rejime başlamak misali..
  • valla büyük konuşmiim ama eroini, alkolü falan bırakmaktan daha zor olur gibime geliyo.
  • bazıları için* kafasına kurşun sıkmakla eş değer görülebilecek eylemdir.
  • (bkz: davranışsal bağımlılık) olduğu için sigaradan farklıdır. sigara elzem değildir ancak internet elzem olduğu için makul düzeye getirilmesi hedeflenmelidir.
  • iş hayatı nedeniyle %100 olmasa da büyük oranda başardığım eylem.

    her şey bundan 6 ay önce başladı. uzun süredir bahçeli ve müstakil bir eve taşınma niyetim vardı ve aradığım evi bulup* taşınma evresine geldim. daha önce gene müstakil ve bahçeli bir evde 1.5 yıl herhangi bir elektronik eşya kullanmadan yaşamışlığım vardı ve o günleri son dönemlerde çok fazla özlemeye başlamıştım *. iş hayatında internetten, maillardan, telefonlardan, bütün gün ekrana bakmaktan o kadar bunalıyordum ki akşam eve gittiğimde yatıp uzun süre tavanı izleyerek zihnimi sakinleştirmeye çalışıyordum. "lan bağlatmayacağım eve internet" dedim ve gerçekten de taşındığımdan beri evde internet kullanmıyorum.

    ilk etapta en zorlandığım kısım tabi ki takip ettiğim dizileri bırakmak oldu. şimdi belirgin bir sosyal çevrede aynı dizileri izleyen insanlar haliyle dizi hakkında yorumlar yapıyor ve istemsizce spoiler yemiş oluyorsunuz. önceleri bu işten kaçınıyordum lakin sonra farkına vardım ki "ben bu dizileri zaten izlemeyeceğim". ilk 2 aydan sonra izlediğim dizilerin konularını ve olayları çoktan unutmuştum ve artık neler olduğuna dair hiç merakım kalmadığını fark ettim. film kısmını tam olarak bırakmadım çünkü güzel bir film izlemenin tadı öyle kolay kolay bırakılacak bir şey değil. onun için de elimde usb bellekle oda oda gezip "bana film verin lan" diye milleti darlıyorum. o hafta izlemek için 2-3 tane film alıyorum sadece. böylece zamanımın çoğunu da film izlemeye harcamamış oluyorum.

    şansıma evin benden önceki sahibi hayvan gibi bir kütüphane bırakıp gitti bana. uzun süredir okuma işlerini bırakmıştım. bu da gene bütün gün işyerinde sürekli bir şeyler okumaktan kaynaklandığının farkına vardım. bir de üstüne eve gidip o kadar elektronik aleti çalıştırıp, sürekli değişen ışığa ve beyninize sürekli uyarılar gönderen imajlar yüzünden insan dinlenmesi gereken yerde iyice zihnini yoruyor. şu anda eve gelince sadece radyomu açıyorum o anda bekleyen bir işe ya da kafamın estiği şeylere yöneliyorum. bir de eleman çok farklı katagorilerde ayırmış kütüphaneyi. yunan mitolojisi de var, polisiye de, kuantum fiziği ile ilgili kitaplar da var, dünya klasikleri de. şu ara yunan mitolojisi serisi ile başladım tekrar okumaya.

    bir de evin hem içinde hem de bahçe kısmında yapılacak çok iş var. özellikle haftasonları uyanınca mümkün olduğunca o işlere yönlendiriyorum kendimi. bu internet, dizi, film işleri öyle bir tembelliğe yönlendirebiliyor ki insanı sürekli "dur şunu da izliyeyim öyle başlarım, şunu sezonu bir bitireyim öyle girişirim" diye sürekli olarak yapman gereken şeyleri ötelemen için bahaneler üretmene sebep olabiliyor. ha böyle yapmayan insan çoktur elbet lakin kişi de kendini bildiği için, bendeki bu öteleme işlerini minimuma çekmemi sağladı. zaten bir süre sonra dayanamayıp iş aranmaya başlıyorsunuz.

    ek bir avantajı da hem kendinize hem de hobilerinize veya yeteneklerinize zaman ayırmanıza yardımcı oluyor. geçen gün mesela uzun yıllardır çürümeye bıraktığım bir klarnetim vardı onu tekrar çıkarttım kutusundan. 1 gün boyunca söktüm, taktım, bakımını yapıp tekrar çalınabilecek hale getirmekle uğraştım. bir süredir de tekrar çalışmaya başlayıp sevdiğim 3-5 parçayı çalabilecek hale geldim. yakın bir zamanda da becerebilirsem kendi meyve şarabımı yapma işine girişeceğim. bahçemde hali hazırda bir kaç çeşit mevye ağacı var ve yakın zamanda sevdiğim 1-2 mevye ağacı daha dikip 2-3 seneye mahsül alacak hale getirmeye çabalayacağım. bir de bir tane üzümüm var bakalım şarabı nasıl olacak merak ediyorum. büyük ihtimal ilk seriler bi b.ka benzemeyecek ama bu işlerden daha önce edindiğim tecrübelere göre diyebilirim ki; en güzel ürün "deneme-yanılma" ile elde ettiğin b.ktan ürünlerden ekşiyen midenin ızdırapları sonucu oluşuyor.

    hadi ben alıştım bu duruma ama misafir ağırladığım zaman komik anlar oluyor çoğu zaman. çok fazla ziyaretçim olmuyor lakin birileri geldiği zaman da özel bir ricada bulunup telefonunu bir kenara bırakmasını rica ediyorum. eline de benim radyoyu verip "hadi güzel bir şeyler bul da dinleyelim" diyorum. radyoda sevdiğin bir parçayı aramak çok keyifli bir aktivite aslında. başta herkes bi mırın kırın ediyor ama bulunca çocuk gibi seviniyorlar. bir de muhabbet etmeye mecbur kalıyorlar ya o da başka bir keyif. son yıllarda insanlar kesikli muhabbete alışmışlar. biraz sohbet, çokça telefon kurcalama ve tekrar biraz muhabbet. o sessizlik anlarında kaçış yolu olan telefonunu denklemden çıkardığın zaman fark ediyorsun ki insanlar "yüz yüze susmayı" unutmuşlar. genelde geriliyorlar, sonra hafiften saçmalıyorlar ya da alakasız bir şekilde çok değişik bir konuyla aramıza giriş yapabiliyorlar. bu olay beni hep eski zamanlara götürüyor. ben çocukken de ev içinde en sevdiğim zaman elektriklerin kesildiği anlardı. akşamları ayrı köşelerde vakit geçiren aile mecburen bir araya gelip konuşmak zorunda kalıyorlardı ya çok hoşuma gidiyordu. anılar anlatılıyordu, hayata dair anne-babadan tavsiyeler, hikayeler dinleniyordu. eski çağlara ait garip bir samimiyet hissederdim o anlarda. lakin elektrik geldiği anda sanki o an hiç olmamış gibi herkes gene televizyonun karşısında sessizliğe gömülüyordu.

    tabi herkes bu internet olayını kessin diyemem. kimi hiç böyle bir şeye ihtiyaç duymayabilir hayatı boyunca hatta onsuz yaşamı düşünemez bile lakin içinizde biraz da olsa mevcut düzeninizi değiştirme, biraz değişiklik yapıp kafanızı toplama ya da hobilerinize yönelme gibi bir düşünce varsa hiç tereddüt etmeden gidin ve internet kablosunu bıçakla kesin. acil durumlarda ne yaparım diye düşünüyorsanız şimdiden söyleyeyim öyle "acil bir durum olmuyor". zaten telefonunuzda ihtiyaç olduğu zaman kullanabileceğiniz kadar internet paketiniz mevcut. böyle durumlarda oradan işleri halledebiliyorsunuz. zaten bir süre sonra telefona da bakmamaya başlıyorsunuz.
  • ciddi ciddi düşündüğüm eylem. "internet artık bir zaruriyet" fikrinin yanlış olduğunu anlamamla bu fikir gelişti. günde zaten iş, uyku ve yemek dışında bana kalan 4-5 saat. bunu da sosyal medyadır, abuk sabuk videolardır, sözlüktür falan harcıyorum. günde 1 saat kitap okuduğumda kendimi şanslı hissediyorum. haftasonları da dışarıda geçirebileceğim zamanı ekran karşısında harcamak açıkçası topyekün ziyan. varsın gündemi anlık takip edemeyeyim, zaten neyini takip edeceğim allah aşkına? siyaset desen özgül ağırlığı sıfıra yaklaşan bir konu. vatandaşlık görevim olan oy verme dışında ilgimi kaybedeli çok oldu. eskisi kadar dizi de izlemiyorum hatta game of thrones dışında hiç izlemiyorum. ileride çok istersem gider bir yerde izlerim. film izlemeyi olması gerektiği gibi sinemada, eski filmleri de usb belleke atarak halletmeyi düşünüyorum. futbol çocukluktan kalma bir tutku bunu da tuttuğum takımın maçlarını dışarıda izleyerek çözebilirim. araştırma-öğrenme kısmını da mümkün mertebe kitaplarla halledebilirim, çok meraklı olduğum bir konu için telefonun internetini kullanabilirim, kota falan az gider. sürekli bir imaj bombardımanına maruz kalmaktan gerçekten patates olmaya başladık, bir şekilde bunu kırmak gerekiyor.