şükela:  tümü | bugün
  • daha önce iki sefer yaptığım ve boş zamanı doldurmaktan öte bir sike yaramayan şey. ilkinde çirkin, kısa boylu, esmer, entel bir şeydi kız. arkadaş olduk tabii ki, kadıköy'de uzun süre dolandıktan sonra banka oturduk: "çok tatlısın." deyip öpmüş, sarılmıştı kız. tatlı da değildim halbuki, yokluktan olsa gerek. sonra benim doğum günümde, buluştuk, inci'den milföy aldık, yedik. alışveriş yaptık bir ara. oje süren bir çocukla çıktığını falan anlattı. ben kızı arayıp sormayınca, kızda beni sormamaya başladı. iletişimimiz kesildi. bir kere de sinemaya gitmiştik kızla, filmin yarısında çıktım, film kötüydü. hala izlemedim diğer yarısını. *

    ikinci kızla ise yine boşluk döneminde buluştuk, ilk defa fotoğrafından daha güzel görünen bir kız gördüm. kız çok narin, sakin bir tipti. ailesinden çekiniyordu biraz. istanbul dışında okuyordu. muhabbeti eski sevgilisini bana benzetmesiyle başladı. ki daha önce böyle bir muhabbetle başlayıp, en büyük travmam diyebileceğim bir ilişki yaşamıştım. neyse bu kızla da buluştuk, ettik. bu kız da yazıyor gibiydi, yine buluştuk kadıköy'de, yine inciye gittik, yine gidip bankta tatlımızı yedik. (kendimi tekrar ettiğimi fark ettim yazarken. kadıköy'de buluştuğum hangi kız varsa, direkt inci pastanesi'nden pasta almaya götürüyorum. normal arkadaşlarımı da götürüyorum tabii.) sonra o kızı da arayıp sormadım, çok sıkıldığım, alkollü olduğum bir gün aradığımda da: eski sevgilim, aile baskısı dedikten sonra "görüşmeyelim." minvali bir şeyler dedi.

    bunlar da böyle anılarımdır. ne boktan, sıkıcı anılarmış. kendimden utandım.

    düzenleme: çok farklı, apayrı şeyler de yaşanabiliyor. hayatınızın gidişatını değiştirebiliyor. tecrübem bu yönde oldu.

    düzenleme2: iletişim komple internete kaydı ve bu durum sıradanlaştı sanırım. bir bar ortamında, okulun kulübünde ya da arkadaş ortamında tanıştığınız kızdan pek de farkı yok.
  • zamaninda icq'da 100. denemem sonunda basardigim hadise. sonrasinda 6 ay cikmistik
  • bir yıl sevgilim olan şahsiyetin ayrılırken,
    "internetten tanıştık neticede, noolacaadı ki" demesiyle biten hadise.
  • 2 kere buluştum . ikisinde de paso dinledim ve yanıtlamam gereken tek soru vardı.

    -son otobüs kaçta?

    niye beni beğenmiyorsunuz? içten içe bende onaylıyorum tek gecelik ilişkiyi,aşkı,evliliği. yeter ki bi devam edin amk.muhabbetimde sıkıcı değildir.özellikle "bu çocuğa vermeyeceksiniz" diye istihbarat mı geldi anlamadım. şu saatten sonra dine dönsem de kaç huri geleceği belli değil. sonra gelsin "40 yıllık bakir" filmine gülüşmeler, güzel film demeler.

    gülüşmeler derken. ben ve aynamdaki yansımam .

    (son gizemli cümlem de mi etki yaratmadı? amk)
  • tanışıp da buluşmayan, buluşamayanlardan daha ileri bir durum.

    2010 gibi bir kızla tanıştık daha doğrusu beni eklemiş ben de kimdir bu acep diye kabul ettim. sonra sohbet telefonlaşmalar falan derken ilerledi ve devamı gelmesi istendi benim de mali durum elvermediğinden (daha doğrusu bahane buydu, okul devam ederken nereye gideyim) bir buluşma olmadı. daha sonra kızın bir sevgilisi olduğunu öğrendim bizzat sevgilisinin ağzından, ikisiyle de muhabbet ediyorduk hatta ben bu elemanı kızın arkadaşı (bkz: biz sadece arkadaşız) zannediyordum. daha sonrasında durumu öğrenince -büyük bir utançla tabii- ikisini de arkadaşlardan çıkardım bir daha da aklıma getirmedim.

    yaklaşık 2 yıl sonra kız beni tekrardan ekledi. kabul ettim ve neden ekledin diye sordum ancak çok da üstelemedim o da birşeyler geveledi lafı çevirdi ancak bir açıklama getirmedi "istersen konuşmayalım" tarzı birşeyler söyledi ben de üstelemedim biraz devam etsin bakalım diye ancak bu sefer bir isteksizlik vardı. önceki dönemde kız yurtdışında okuyordu ancak şu an türkiyede bir bölüme başlamış olduğunu öğrendim. isteksizlik vardı demiştim, yazdığım mesajlara cevap geç geliyordu. online görünürken yazdığım mesajlardan sonra kızın ortamdan uzaklaştığını görüyordum daha sonra mesaj geliyordu benim olmadığım zamanlarda. ama bu cevaplar 1 günü geçmeden geliyordu. daha da sonra yakın zamanda yazdığım mesajlara 1 haftadan önce cevap alamayınca "yeter la ne uğraşacam" deyip mevzuyu sildim attım, son mesajımı gayet havadan sudan girip kızla olan arkadaşlığı iptal ettim. şimdi merak ediyorum ne zaman farkına varacak çıkardığımın? 1 aya yakın zaman oldu bir cevap gelmedi. 1 seneyi geçirmez diye düşünüyorum... *

    öyle böbrek.avi tadında değildi ama bi de buluşaydık sıkıntıdan ölürdük herhalde. bu sebeple buluşup da öyle kalanları gördükçe çok üzülüyorum... **
  • fuzuli bir eylem, yani bir haftada sonuçlansa belki, neyse.. sırf omuzları geniş, saçlarını toplarken yüzüne düşürmesi çok hoş diye kimse aylarca beklenilmez. günlerce bile beklenilmez. tekliflerinden 3 ila 5 gün sonra düzenli cinselliğe alışan , beklentiye giren adama papağan gibi ilişki sürdürmek bunaltı verir.
  • vahim olaylara sebep olan buluşma.

    internetin henüz öyle pek bir nimetini önümüze sunmadığı, sadece mırc ile sohbet edilen ve bir flört aracı olarak kullanılan internetin en karanlık olduğu yıllarda geçiyor hikayemiz.

    gerçi benim böyle çok rezil buluşmam oldu ama en sevdiğim rezalet bu. sanırım milf tutkumu tetikleyen dürtüler de buradan gelmekte.

    deli gibi sohbetlerin döndüğü, invitelerin havada uçuştuğu ve kaçak cc'lerle shell alınıp satıldığı zamana götürüyorum sizi, yani 97-98 yıllarına.

    aktif bir user ve uslanmaz bir reklamcı olarak o sıralar internette oldukça vakit geçiriyordum. lezbiyen kanalı senin, kızkıza kanalı benim dal.net'te nisa taifesi adına ne varsa hepsinde fink atıyordum.

    işte yine öyle bir gün, bir kadınla tanıştım. de, kadının hali ve hareketleri biraz tuhaftı. kadın hep am'lı kanallar açıyordu ve aslında ben onun kadın olduğuna da inanmıyordum. hangi aklı başında kadın #am-bar #am-a #kel-am gibi kanallar açardı ki? hem kadının tuhaf davranışları hem de kadının aslında kadın olmama ihtimaline karşı hep ona ihtiyatlı davrandım. o sohbet etmeye çalıştıkça ben geri çekildim falan...

    derken reklamın su gibi aktığı bir dal.net gecesinde kadın bir hışımla şöyle dedi;

    "herkes benimle konuşmaya çalışıyor ama bir sen ben konuşmaya çalıştıkça kaçıyorsun. bu halinden çok etkilendim ve seninle buluşmak istiyorum"

    diyemedim ki "bilsem kadın olduğunu monitörden nickini yalayacağım" diye... dedim ben senin kadın olduğuna inanmıyorum. nasıl ispatlayabilirim ki? dedi. dedim ispatlayamazsın ve o yüzden mesafe hep böyle olacak.

    sene 97-98 cep telefonları şimdiki gibi aktif değil, adsl switch yok ve internette isen ev telefonu hep meşgul çalar... dedi ev telefonunu ver ve internetten çık arayacağım seni. dedim veremem ev telefonu kusura bakma, çok ısrar etti verdim :( dkşlskflk

    telefon çaldı ve arayan oydu. evet, kadındı... allah vergisi enteresan bir ses tonum olduğunu kabul ediyorum ve internette başıma ne geldiyse bu ses tonu hadisesinden geldi. neyse, kadın 37-42 arası bir şeydi tam hatırlamıyorum ama benim 2 katı yaşımda olduğunu hatırlıyorum.

    laf lafı açarken kadın bana porno sever misin? dedi. dedim pornoyu kim kaybetmiş ben bulayım? cine 5'in karıncalı yayınında izliyoruz bir şeyler işte, ne görüyorsak o. üzülme dedi, ben sana dergi okurum. derken kadın hemen hemen her gün porno dergilerdeki hikayeleri okumaya başladı bana.

    günler böyle ahlaksız ahlaksız geçerken kadın bir gün ev adresimi istedi. dedim yok, vermem... ben gelmeyeceğim dedi, hediye yollayacağım. hediyeyi duyunca tabi hemen yaz dedim, bak kefale bak... verdim :)

    *bak bu kadın benim gözlerimi ve hayata bakışımı çok değiştirdi...

    neyse işte bu yine ara sıra arıyor ve porno okuyor falan... ben ev adresini verdiğimi bile unutmuşum. yine bir gün sokakta top oynamışım ama nasıl ciğerim yanmış, okyanusları içeceğim adeta.

    -anne, su sal!

    - anneaaa, su sal!!

    aa annem duymuyor, en iyisi yukarıya çıkayım ya öf! çıktım basamakları ve kapıyı çaldım.

    annem kapıyı açtı ve hemen dolaba koştum ve suyu içtim... aa misafir var evde, hoşgeldiniz teyzeceğim...

    annem;
    - oğlum ne teyzesi, internetten arkadaşınmış bayan.

    ama annemin gözlerini ilk defa öyle sinirden parlarken gördüm.

    arkadaş? ne arkadaşı? ben internete girmiyorum ki?

    aa nasıl saçmalıyorum korkudan...

    kadın güldü, maşallah abisinden yakışıklı olur bu* dedi.

    sofra kurmuşlar, gelin kaynana lahmacun yemişler... dslkfşsdlkf rezilliğe bak ya! neyse gel ben seni bırakayım evine dedim ve kadını aldım çıktım.

    ama kadın bildiğin gösterişli kadın.

    banu alkan/1986

    şimdiki değer yargılarıyla kadını aşağılamayın lan, ananız pazen don giyiyordu o yıllarda.

    neyse, top oynuyorduk ve su içmeye çıkmıştım ya yukarı, aşağıda da çocuklar bekliyor beni... maç yarım kaldı! ben kadınla bunların yanından geçerken bi bakışları var, gerçi akraba takımı falan sanıyorlar kadını ama bakışlarıyla bizi adeta lanetlediler.

    dedim siz top oynayın benim daha önemli işlerim var.

    şimdi ben bu kadınla ne yapacaktım ya? ekemezdim, ev adresimi biliyor ve yine gelir... nasıl yaptın sen bu hatayı derken, kadın "nereye gideceğiz" dedi. dedim bekle bulacağım bir yer.

    ben 15*16 yaşında çocuğum, kadın kafadan 40... içinde boğulurum ben bu kadının... deneyim desen ancak elizabeth taylor ve bunun da şu anki durumda pek bir yardımı dokunmaz.

    normal düşünen ve sağlıklı her erkeğin yapması gerekeni yapacaktım, kaçacaktım!

    de nasıl kaçacaktım işte...

    bindirdim bunu taksiye ve bir market türü yer gelene kadar arabayı sürdürdüm. büyük bir market işimi görürdü ve aha da koskocaman bir market bir serap tadında önümde duruyordu.

    - dur dur! ben bi sigara alacam...

    ön kapıdan girdim ve arka kapıdan çıktım. eve gidemezdim bu kadın gelebilirdi, ne yapacaktım? anneannem... tabi ya!

    direkt gittim anneanneme, anneanne seni çok özledim biraz burada kalsam ve sen de anneme durumu izah etsen olmaz mı? dedim... olmaz mı eşekoğlueşek dedi ve orada kaldım 2-3 gün.

    olaylar yatışmış mıydı acaba? kadın benden ümidi kesip gitmiş miydi ve en önemlisi ev telefonuyla arıyor muydu? hayatın bütün soruları üstüme üstüme geliyordu!

    anlamanın tek yolu vardı, internete girmek...

    girdim internete ve kadını o gün göremedim... başka bir kız vardı öyle kakara kikiri yaptığım, sekreterdi. bunun da yaşı epey vardı gerçi...

    dedi ki "artık buluşalım ya"

    dedim çok zor zamanlardan geçiyorum, şu an için olmaz ama buluşuruz en yakın zamanda. ısrar etti, tamam dedim. zaten ısrar karşısında hemen dizginleri bırakıyorum. ne zaman buluşacağız? yarın... tamam şu saatte-şu adreste ol.

    arkadaşın nicki prenses!

    dedim artık şans yüzüme gülsün, prenses geliyor...

    buluşma yeri, evimizin yanında olan otobüs son durağı. üstüne giyinecekleri de tarif etti, bulmam zor olmadı. geçen buluşmadan ağzım yandığı için yanıma 2-3 kişi alarak buluşma yerine gittim.. en ufak bir mevzu çıksa, amına koyacağız ortalığın! şlfkşsfdk

    aha, oradaydı prenses ama hiç prenses gibi değildi. bildiğin tipik sokakta rastlayacağın ve bakmayacağın bir insandı. çirkin falan değildi ama bir prenses değildi. madem prensesler gibi değilsin, niye beklentiyi yüksek tutturuyorsun? ayse-34f neyine yetmiyor?

    ve tahmin edilceği üzre yaşlıydı bu da. yine bir hayal kırıklığı ile başlayan buluşma. elinde pastahaneden alınma bir poşet vardı... o ne dedim? frambuazlı pasta aldım dedi... frambuaz ne lan? ekmeğin içine sana yağ sürüp üstüne şeker ufalayan çocuklarız biz, frambuaz ne? aa çok severim dedim.

    yalnız kız çok iyi bir kız çıktı lan. bana frambuazlı pasta almış. götürdüm eve bunu... annem gördü ve kadın şok :s tanıştırayım x, x annem... bana alınan frambuazlı pastalardan yerken kızcağız sürekli gözlerime bakıyordu. ama bildiğin böyle şefkatle bakıyordu... makara kikiri falan derken, gitmek için yola koyuldu... merdivenlerde yanağımı öptü ve kardeşime çok benziyorsun dedi... baktım gözlerine ve sırıttım. normal bir şekilde adeta insan gibi uğurlayacaktım kızcağızı. uğurladım da :)

    yapamadı kız, yapsa ve ilerlese bir şekilde beraber olurdum ama dirayetli davrandı... kardeşine benzemeseydim beni çatır çatır kötü emellerine alet ederdi büyük ihtimalle... ama çok iyi kızdı lan, frambuazlı pasta bile almıştı bana.

    derken günler günler kovaladı ve 2 yıl falan sonra bu prensesi yeniden gördüm. piremses naber, hatırladın mı beni dedim? hatırlamaz mıyım! dedi... 18 oldun mu sen dedi, yok hala 17 dedim ve gülüştük :)) frambuazlı pasta almıştı bana, gönlü piremses...

    bunlardan başka sapkın buluşma anılarım da oldu ama onların çoğu fiyasko ile sonuçlandı. hiç hayırlı biten bir buluşmam olmadı. çoğu yapıştı gitmek istemedi, gitmemesini istediklerim bir sebepten gitti falan.

    ama anneme çok eziyet çektirdim lan :( kadın bu yaşı büyük kadınları her gördüğünde çıldırıyordu :)

    bak aklıma geldi.... yine bir kızla konuşuyorum, bunalmış böyle ve dedi ki bana, benim 2-3 gün kafa dinleyecek yere ihtiyacım var size geleyim mi? gel dedim! gel gel de, ben anneme ne diyecem diyemedim... sadece gel dedim. adres verdi ve gittim aldım bunu, aa kız taş!

    kız taş eyvallah ama ben bunu eve nasıl götürecektim ki? hadi götürdüm nasıl bizde kalacaktı? lise sondayım ve doğru düzgün okula da gitmediğim senelerdi. ataköy'de baruthane var, hani bu satanistlerin uğrak yeri... oturduk orada sohbet falan derken yerdeki gazeteye çarptı gözüm.

    "kosova'dan kardeş aileler ülkemize giriş yaptı"

    kosova, arnavut.... kız sarı....

    vay amına koyim ya :(

    - anneaa, okuldan kardeş aile verdiler, 2-3 gün bizde kalacak. notları da aileye davranışlarımıza göre vereceklermiş.

    kdşlklfkşkşk, yemişti ya lan garibim :)
  • kızla buluştuğunuzda karşınıza internette gördüğünüz resimlerinden daha kötüsü denk gelirse aklınıza şu videoyu getirebilirsiniz.