şükela:  tümü | bugün
  • hiçbir zaman ısınamadığım oluşum.

    çünkü defalarca gezgin olmak ile, yeni insanlar tanımak ile alakası olmayan üyeleri ile karşılaştım.

    kendilerini bir değer olarak görüyorlarsa eğer, fena halde yanılıyorlar; bu haliyle cılız bir akımdan öte bir şey değiller.

    hayata dair hiçbir görüşü olmayıp tek olayı arabası ile ''piyasa yapmak'' olan yurdum gençlerinin interrail türkiye bileklikleri bileğinde ''bizim gruptan mısın ehehe'' ile başlayan geyiklerine maruz kaldığım oldu.

    bir yerden sonra karşı tarafla konuşurken bir iki cümlesi kulağına çalınınca anlıyorsun sığlığını ve taklitçiliğini işte.

    bakıyorum, aralarında hayattan iliklerine kadar zevk alan insanlar da var, anı yaşıyorlar sadece; belki biraz daha eğlenceli olur diye bir grupla hareket etmek istiyorlar. gerçekten çok iyi anlıyorum onları ve saygı duyuyorum. birey olmayı başarmışlar çünkü, akıllı insanlar, ülke adına bir umut olduklarını biliyorlar.

    ama, grubun geri kalan büyüük çoğunluğunu hiçbir şekilde sevemiyorum.

    alt gruplarında dönen iğrenç sazan.avi geyikleri, nispeten popüler gönderilerin altındaki yorumlar midemi bulandırıyor, gördüğümde yüzümü buruşturuyorum. birbirlerini ''evinde kaldığım gezgin beni taciz etti'' diye ifşa ediyorlar filan. mide bulandırıcı...

    ''prim'' yapmak için paylaşıldığı bir bakışta anlaşılan fotoğraflara üşüşmüyorlar mı gerçek seyyahlık buymuş gibi, sinirden gülerken yakalıyorum kendimi.

    hayata, insanlara dair keskin yargıları olan biri değilim ve hiçbir zaman olmadım. benim için kutsal olan kavramları ağızlarında sakız haline getirdiklerini gördükçe nefretle dolup taşıyorum ama.

    bak bestami köse abi, hayattaki en güzel şeylerden biri yarattığın oluşumun imkanlarını kullanarak birilerine alan açmaktır. ben sende göremiyorum abi böyle bir şeyi, neden? neyi tekelleştiriyorsun, interrail'i sen mi buldun, her kelimenin sonuna rail ekleyince mucit filan olduğunu mu sanıyorsun?

    her yerde hep sen varsın. bırak bi ya, bırak, gerçekten güzel bir şey yaptıysan insanlar zaten seni fotoğraflamak isteyecekler, sen istemesen de paylaşacaklar icraatlerini. biraz yeraltı ol ya, biraz gözden uzak ol.

    peki sen ne yapıyorsun?

    her ''önemli'' etkinlikte görünen kişi olmak için inanılmaz bir kaygı içerisinde, kokuşmuş sloganların dilinde iğrenç bir gülümseme ile objektiflere poz veriyorsun.

    konuşmalarında gaza getirmeye çalıştığın yerleşik hayat insanından kat be kat daha iğrenç bir insansın ama benim gözümde.

    bazen hiçbir şey yapmamak daha iyi oluyor işte senin gibi insanlar yüzünden.

    gezginliği böyle ''pazarlamak'' yerine, bakkal olsan, akşama kadar sakız satsan daha iyi bir şey hatta.

    ''yol açık yola çık'' filan, yapma yav... düşüyor mu böyle?

    az önce şu paylaşımınızı gördüm ve kendimi tebrik ettim sizin adınıza bu kadar net bir yargıya sahip olduğum için.

    gerçekten yolda olmanın bir felsefesi varsa, siz kilometrelerce uzağındasınız bunun. ''doğada pazartesi yoktur'' gibi cümlelerle ancak taklitçi sivilceli liselilere benziyorsunuz, üzgünüm.

    amacı yeni insanlar tanımak olan kimse ''ben şuradayım, kalacak yer yok'' tandanslı gönderi paylaşmaz profillerinde. etrafına bir bak sığır, yüzlerce insan var, gidip tanışsana bir tanesiyle. ''yolda olmanın iyiliği'' üzerine saatlerce konuşan insanlarsınız, kaç taneniz dijital dünyadan uzak birkaç gün geçirdi yolda? kaç taneniz hiç tanımadığı bir insanın evinde kaldı? biri birine referans oluyor, öbürü gönderiyi ''up''luyor... püh size. özenti aptallar.

    ama bir yandan da seviniyorum biliyor musunuz?

    iyi ki birbirinizi bulmuşsunuz ve sizden bağımsız insanlardan uzak duruyorsunuz, o yüce gönüllülüğü hiçbir zaman göremediniz diye...

    onu da keşfetseniz bir yolunu bulurdunuz pazarlamak için çünkü.

    iyi böyle, iyi, toplanıp bilet alın, hiç çıkmayın kendi çemberinizden.

    arada sırada da otostop yaparsınız işte, birkaç tane komik anı, kamyoncu filan, yaşayın gidin öyle.

    sırt çantam ile yoldayken birilerinin durdurup ''interrail grubundan mısınız'' sorusunu her duyduğumda ''gezerken bir gruba ait olmak zorunda mıyım'' gibi cevaplar veriyorum. umarım denk gelirim aranızdan birkaç tanesiyle yine de, paylarım bir güzel.

    ironi tam olarak bu aslında... fanusunuzdan kurtulmanızı söyleyen insanlar, bambaşka bir fanusa dahil ediyorlar sizi.

    yapış yapış bir samimiyetsizlik ve aidiyetsizlik hissi.

    size gıpta edenlerin de sponsorla gezen paragöz gezginlerin şakşakçılarından hiçbir farkı yok.

    lütfen, lütfen uzak durun seyyah olmaktan da yabancı insanlara yol güzellemeleri yapmaktan da.

    gezin ama fingir fingir, efektli bir fotoğraf yapıştırıp altına heyecanlı cümleler yazın, belki birkaç kişi ilgi gösterir size, rahatlarsınız, o kadar yordunuz kendinizi.

    olur da ilgi güzel bir şeylere evrilir filan, lütfen üremeyin ama, olur mu?
  • -kiev mi lviv mi?
    -ay canım sen harikasın, mehmet kes sesini.
    -bestami yalamaca.
    -greeancard, vize, vize..
    -genelde okulu bırakmış cool ve kokan tipler
    -bestami'ye krem şanti döküp yalamaca
    -kankişler, herkesin birbirini öpmesi, herkes herkesin bebeyiii..
    -parasız nasıl geziyonuzcular?
    -ciddi bir cahillik ve fakirlik
    -özentilik ama kapıkuleyi geçememe
    -yaş ortalaması 19.5 iq'su 98 siyasi görüşü "dostum bu ülkeden kaçmalıyız meeen" olan tipler.
    -baskın kürt geni
    -karsrail, bolurail her etkinliklerinde sıçıp batırmalar!
    -bileklikli kıllı kol.
    -tekrar baba parası yemek ve fakirlik.
  • türk insanının şekilciliğini, kolaycılığını, tembelliğini, ben-bilirimciliğini, azgelişmişliğini, gösteriş merakını ve cehaletini derinden hissettiren facebook grubu.

    eskinin gösteriş meraklıları malıyla mülküyle övünürdü, şimdikiler ziyaret ettikleri ikonik şehirlerle övünmekte. amsterdam'a gidip, meşhur amsterdam yazısı önünde fotoğraf çektiren 658.981.532. ölümlü olsa da, adam o fotoğrafı gruba yolluyor. diyor ki, ben amsterdam'a gelebildim. zengin olmasam da, farklılığa bir kapı açabildim. hiç değilse vize alabildim lan fakirler. siz de hala evde oturup sörvayvır izleyin. bak bu adam gibi binlercesi var bu grupta. facebook ciddi bi sosyal çalışma alanı bence. bu grup da son zamanlardaki favorim. misal, kelebekler vadisini tepeden gören kayalıklara tırmanıp, saçma ve tehlikeli bir şekilde aynı fotoğrafı gruba yollayan en az on kişi vardır. aynı adam/ kadın çorum'un alaca ilçesindeki benzer sikindirik bir tepeye çıkmaz, çıkaramazsın. neden? çünkü ismi kelebekler vadisi değil. pazarlama gücü yok. çorum'dan sevgiler yazan adamın layk edilme oranıyla, bitli rastalıların akın ettiği vadilerde çekilen, birbirinin aynısı fotoğrafların laykkk edilme oranını bi kıyaslayın, acı gerçeği fark edeceksiniz. olay tamamen şovbizinıs. eskiden insanlar yeni yerler görmenin heyecanıyla yanıp tutuşur, gittiği yerde hayran hayran bakardı etrafa. şimdi bir yere varan insanın ilk işi göt cebinden ayfonu çıkarıp manzarayı ardına alıp selfiye çekmek. sizin yapacağınız geziden edineceğiniz birikimi sigeyim afedersin. carpe diem dedik, dinlemediniz, bak n'oldu şimdi?

    biz devasa bir aileyiz, laylay lomm kafasını kim yaşatıyorsa, kendisine laflar hazırladım. adam siktimin bi ülkesine vize almış, gelip pasaportunun fotoğrafını koyuyor. başkası gelmiş dalavereyle nasıl vize alınacağını soruyor. insan kaçakçısı olsam, ilk takibe alacağım sayfa burası olurdu. tonla pasaport bilgisi mevcut. bazı gerizekalılar bilgileri kapatmadan yüklüyor. bedava veri bankası. cehalet bu seviyede. hepimiz inteyyeyil ayilesiyiz ya, ver bilgiyi amünüm. türkiye çok garip bir kafa yaşıyor. aile fotoğrafı yükleyen mi dersin, tanımadığı insanları evine davet eden mi ararsın. gereksiz bir yardımseverlik halesiyle dolanıyor millet. lan olm, metrobüste birbirine dayayan siz değil misiniz? aşti'de müşteri tokatlayan senin baban değil mi? iki ülke gören, gördüğü ülkelerdeki turist dokunulmazlığıyla fabrika ayarlarına (normal insan) dönen, türkiye'yi "hepimiz aileyiz" kafasıyla değerlendirmeye alıyor.

    avrupa'yı 100 avroyla gezmeye çalışanı mı ararsın, bim'den aldığı tek cidarlı laylon çadırıyla likya yolu yürümeye kalkanı mı ararsın, envai çeşit iyiniyetli ama cahil genç sayfada dolanıyor. adama rica etsen, 100 avroyla buradan yozgat'a gitmez. ama işin ucunda avrupa olunca, boklu hindistan falan olunca, dönüşte yükleyeceği fotoğrafları düşünerek gaza gelip ya allah diye çıkıyor yola. olm 100 avroynan avrupa'nın nesini göreceksin? zaten bi sik gördükleri de yok. paso otostop çekip, otostop esnasında tecavüze, gaspa falan uğramazlarsa araç sahibiyle çektikleri selfiyeyi yüklüyorlar. avrupa geziyorum diye, otostop turu yapıp dönüyorlar. müze var mı? yok. kültürel etkileşim? sıfıra yakınsamış. gittiğin ülkenin yemeğini, suyunu, örfünü adetini görebiliyor musun? hayır. moslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde ilk sıralarda yer alan barınmayı, güvenliği falan çözmeye çalışıyor haspam. sonra bunun adı inteyyeyil. he amk, inteyyeyil. çok iyi tecrübe oluyormuş. fakir fukara edebiyatının nesi tecrübe olacaksa. ramazan'da tutulan orucun fakirleri anlamaya yardımcı olacağını söyleyen kodaman kafasının aynısı. bakın o kadar özenti bir gençliğe sahibiz ki, konsepti çok yanlış anlamışlar. gavurun çocuğu çombalağı, üniversitede veya bitirince beş parasız olduğu için, aile siktiri bastığı için kıt kaynaklarla, aslı adana şalvarı olan hipster pantulunu giyip seyahate çıkıyor. bizimkilere bakıyorsun, baba özel okulda okuyor, beyaz gömleğiyle yılann gibi ortamlara akan bi eleman, facebook profilinden şatafat akıyor. gelmiş, yok şurada iki avroya yemek yiyip bira içtim, otostopnan 27 saat yolculuk yaptım diye geriniyorlar. biri de bunların kafasına vurup demiyor ki, amacın ne aslanım? sanki çilehanede pişiyor haspam. mevcut konfor alanlarını terk ettiklerini düşündürmeye çalışıyorlar. böylece, her koşulda hayatta kalırım mesajı vermeye çalışıyorlar sanırım. mesaj dedim, çünkü bunu içselleştiren insanın yaptığı, ettiği, yediği içtiğini afişe etmekle uğraşacağını düşünmüyorum. kendisi için yapıyordur, reklamını yapmaz, paylaşmayı da gerekli görmez. ama ne zaman ki iş sosyal medyada olayı an be an paylaşmaya dönüyor, işte o noktada beynimdeki soru işaretleri de çoğalıyor. konfor alanımı terk ettim panpalar mesajının, cinsellikle de bi ilgisi olabilir, bilmiyorum. hayvanlar dünyasında da benzer davranışların olduğunu okumuştum. şimdi hatırlamıyorum nerede okuduğumu lakin, avcıların önüne atılan, tehlikeli ve sıradışı davranışlar sergileyen hayvanların, bunu çiftleşme şanslarını artırdığı için yaptığı gibi bir sonuca varılıyordu. yar dibinde selfiye çeken tipleri gördükçe aklıma gelir. çiftleşme şansını artırmak için böyle sikko atraksiyonlara girmeye gerek var mı, bilemiyorum. efendi gibi gidin, görün, hissedin lan. pizza kulesine elini dayayıp da fotoğraf çektiren üçyüzellimiyonaltıyüzonbirbinyirminci kişi olmanın ne sana ne de bize faydası var.

    cehalet dedik, ben bilirimcilik dedik, kolaycılık dedik, hepsi için uzun uzadıya örnek verebilirim. zira, epeydir takibimde olan bir sayfa ve faydalandığım da olmuştur. memleketin yüzde onluk bi kesiminin at başı misali geri kalanları batıya çekiştirdiğini düşünüyorum. ama adam cahil, yazılımı uyumsuz. biri gelip likya yolu diyor, diğeri gelip bim'de 49 tl'ye çadır var, watsons'da 39 tl'ye şişme yatak var diyor. akepe burjuvazisi gibiler lan. sıfır ar-ge ile her siki ben yaparımcılık oynuyorlar. bakın hiç abartmıyorum, bir tanesi himalayalar'a nasıl gideceğini, bölgenin güvenli olup olmadığını falan sordu. everest, annapurna falan ha sorduğu yerler. aklımı yiyecektim. başka ülkedeki benzer platformlarda bu kadar cahil özgüveni görülüyor mudur merak ediyorum. bindiği otobüsün önündeki eşek kadar tabelayı okumayıp da otobüs şoförüne istikameti soran tipler var ya, işte onların çocukları bunlar. polonya'ya gidicem, vize alabilir miyim? eşşeğin skinde ski yapıcam, güvenli mi? böyle işte. epey dökmüşüm içimi. oh iyi oldu. mallar ya. tersi olması gerekirken, bilgiye erişim olanakları arttıkça bizim millet tembelleşiyor.
  • bu grubun bütün üyeleri blogger olma peşinde. hepsi kişisel gelişim bestseller yazarı modunda "sen de gezebilirsin." tarzı ahkam kesme derdinde. tabii ki bunu nasıl yapıyorsun? insanlara yancılık yaparak, türlü şark kurnazlıkları ile. sorsan pratik zeka derler. sorsan hepsi avrupa ne güzel, ne kadar modern, ne kadar medeni, insanlar ne kadar saygılı ne kadar bilinçli der. gider avrupa'da toplu taşıma araçlarında kontrol olmadığı için bilet basmaz, yakalanır. cezayı alır. "ödemesem ne olur? :)" diye bu gruba ağlar, zaten yorumlarda da görürsünüz çoğunluk "ödeme ya bir şey olmaz, ben de ödemedim" yazmıştır. sorsan bahaneleri vardır mutlaka, öğrencidir, para biriktirip çıkmıştır, kendi yaptığı hırsızlığı mutlaka meşrulaştırır. sonra ağlar "türkiye çok kötü.", tamamen samimiyetsizlik. önceki entrylerde bir yazar yazmış, kontrolsüz büyüdü diye. kesinlikle. çomarı, sapığı, ölücüsü, sahte doğa sevicisi, avcısı hepsi bir arada şimdi. en iyi ihtimalle adamakıllı orada bin üye vardır, gerisi komple bu saydığım eylemleri gerçekleştiren vasat kitleden.
  • türk insanının, özellikle de maalesef türk gencinin vizyonsuzluğunu, bilgisizliğini, kültürsüzlüğünü gösteren grup. ve unutmayın ki "kuzey norveç'te limanda bilmemne yazısını gördüm, sen mi yazdın *bilmemkim*" gibi şeyler yazan arkadaşlar türkiye'yi yurtdışında temsil eden kitle olarak görülüyor. kolpa bir iltica hikayesini yazan kişi grupta kahraman gibi karşılanıyor. nasıl hile hurda yapılır onu konuşuyorlar. vize almak için nasıl konsolosluk kandırılır bu tartışılıyor. tren biletlerinde nasıl hile yapılır, bu yazıyor. tamam bazen sosyal sorumluluk adına da bir şeyler yapıyorlar, ancak nedir bu yahu? yani bu kadar mı düştünüz? hiç mi kendinize saygınız yok? biletim olmadığı için elimde ağır yüklerle kaç kilometre yürümüş insanım ben sırt biletsiz binerse ve kontrole denk gelirsem o görevlilerin yüzüne nasıl bakarım diye. gittikleri her yere zarar vermekle övünen bir "kültür" olmaz olsun. şimdi böyle yazdım diye saldıranlar olacak. well, ı'm bulletproof, nothing to lose. fire away, fire away.

    kısacası; amacından saptığı ya da saptırıldığı gün gibi ortada olan grup.
  • hakkında şu ana kadar okuduğum en doğru yorumların aşağıdaki yazıda yapıldığı topluluk.

    "özellikle, son 1 yıldır türkiye'de başını alıp giden bir interrail türkiye ve kampçı instagram hesabı çılgınlığı var. kendilerini bu topluluğun bir parçası veya kampçı-dağcı olarak lanse eden binlerce genç arkadaş çıktı ortaya (decathlon'un piyasaya iyice hakim olmasıyla eş zamanlı olarak). bu insanların sayısı öylesine arttı ki eski kampçı, izci, dağcı, kuş gözlemcisi, doğa yürüyüşçüsü vb. çadırda konaklayan kim varsa, toplasanız bu insanların sayılarının yarısına dahi ulaşamaz duruma geldi. hatta benim gördüğüm kadarıyla şu an her 10 yeni nesil kampçıya (burada interrail vb. gruplar ve gaz veren instagram hesapları sayesinde kampçılığa başlayan kişiler kastediliyor) karşı ancak 1 eski kampçı var.

    yıllar önce birçok kişinin hayatına rock'n coke ve zeytinli rock fest ile giren çadır, bu festivallerle birlikte yeni misyonuna hazırlanmaya başladı. tam olarak ne zaman patlak verdiğine emin olamıyorum ama bir süre önce türkiye'de kampçılık konusunda bir kırılma yaşandı. bir grup insan, otellerin pahalı olmasından yakınarak çadır aldı, diğer bir grup doğayla iç içe olmak isteyerek kampçılığa başladı ve başka bir grup da çadırın özgürlük olduğunu düşünerek bu işlere girişti.

    decathlon'un birçok yerde devasa mağazalar açmasının yanı sıra (bu yazıda decathlon kesinlikle hedef alınmamaktadır) artık mahalle aralarında dahi "outdoor malzemeler" satan mağazalar bulunabilir hale geldi. yani çadıra, kamp malzemelerine ulaşım kolaylığı artmış oldu. hem biliyorsunuz ki türkiye'de north face, columbia, jack wolfskin vb. markaların ürünlerini giymek de trend oldu. ayfon alır gibi kıyafet alanlar var. bu kişiler dağcılık yapan kişiler olsa neyse. yaptıkları en "extreme" faaliyet menekşe yaylası'nda kamp atmak (kamp yerine kadar da arabayla giderler).

    bu kısımdan çıkacak sonuç, çadırın herkes için artık daha kolay ulaşılabilir, sahip olunabilir bir malzeme olduğudur. hem ucuz hem de zahmetsiz. bana sorarsanız adı "çubuklu poşet" olan, 2 saniyede kendiliğinden kurulan zahmetsiz çadırları artık her yerde görebilirsiniz.

    herkes bir şey!

    insanların sosyal medya hesaplarına bakıyorum da herkes bir şey! ya gezgin, ya dağcı, ya kaşif ya da gurme. yahu basit insan yok mu benim gibi? herkes kendine bir misyon uydurma peşinde. ama uygulamada baksan kaç kişi gerçek dağcı? gerçek gezgin kaç kişi var? adam 2 sene önce kampa gitmiş, 5 gün kalmış, kampın 3 gününde hiç durmadan fotoğraf çekmiş ve hala onları paylaşıyor. eski bir arkadaşım 1 kez aladağlar'da kaya tırmanışına gelmiş, 1 kez de yazılı kanyon'da kampa gelmiş olmasına rağmen tüm sosyal medya hesaplarında profesyonel dağcı olduğunu gözünüze sokuyor. hayatında ailesinden uzaklaşmamış genç kardeşim 1 kez kampa gitti diye kendini maceraperest, kampçı ilan etmiş, çok mu?

    sosyal medya etkisi!

    "yola çık, yol açık, yalnız çık, parasız çık, atla çık. çık da çık!". instagram’ı açınca hemen pişman olup kapatasım geliyor. birçok instagram fenomeni kadar olmasa da sık sık seyahate çıkan bir insanım. gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi, yeni insanlarla tanışmayı çok severim. ama ben neyim ki? instagram’da herkes fenomen, herkes gezgin, herkes maceraperest. binlerce gezgin hesabı var. binlerce kampçı güzel yerlerde fotoğraf çekip paylaşıyor. altında da "çık da çık, evde oturma" gibi yorumlar. millet birbirini gazlıyor. bunu gören genç arkadaşlar da kampçılık, doğa bilinci, yerel halkla iletişim gibi birçok önemli konuda fikri olmadan, 100 liralık "poşet çadır" veya maksimum 300 liralık 2 saniyelik çadırlardan alıp yola düşüyorlar. önlerine gelen ilk yeşil alanda kamp atmayı en doğal hakları görüyorlar. doğaya neyin, ne kadar zarar verebileceğini anlayamıyorlar. kampın özgürlük olduğunu biliyorlar ama sınırlarını kestiremiyorlar. bu yüzden kamp alanlarında sabahlara kadar bağırarak şarkı söyleyip civardaki kişilerin bahçelerinden izinsiz odun alıyorlar. yeşilliğin üzerinde ateş yakmaktan hiç çekinmiyorlar.

    sorsanız facebook gruplarında insanlar bilinçlendiriliyor, sorularına cevap bulunuyor. bu sorulara cevap verenler kimler? olaya ne kadar hakimler? 22 yaşında 3 kez çadırda kalmış genç bir arkadaşımız hangi tecrübesiyle, hangi bilgisiyle diğer arkadaşlarını doğru şekilde yönlendirebilir? bu gruplar değil mi "arkadaşlar yurt dışında otobüs bileti almayın, zaten kimse kontrol etmiyor" diye paylaşım yapan? bu vizyondaki, bu duruştaki arkadaşların vereceği tavsiyelerle yola çıkan arkadaşlar mı bizi, hepimizi temsil ediyorlar?

    evet sevgili dostum, doğru duydun. sen kolunda bu grubun bilekliğini taşıyor olsan da, bir gazla yola çıkmış olsan da hepimizi temsil ediyorsun. hemşin’deki amcalar veya avanos’taki teyzeler senin kolundaki bilekliğe bakmıyorlar. arkandaki çantaya, kaldığın çadıra bakıyorlar. eğer o çantayı taşıyorsan veya akşam o çadırda kalıyorsan onların gözünde bizden birisin. ama tabii ki sadece onların gözünde. çünkü sen asla bizden olamazsın. biz dediğim, federasyonlardan veya bir kulüp kültüründen yetişen eski ve yeni dağcılar, izciler, kampçılar, kuş gözlemcileri, doğa fotoğrafçıları, doğa sporcuları ve diğerleri.

    dağa taşa, çiğdem yaylası'ndaki amcanın bahçesinin çitine, kapadokya’daki doğal ve tarihi sit alanı olan kayaların üzerine, arhavi'deki mençuna şelalesi'nin dibindeki tahta oturağa, küçükkuyu’daki zeus altarı’nın üzerine, güre’deki trafik tabelalarına, erikli yaylası'ndaki elektrik direklerine ve elektrik dolaplarına, istanbul - karaköy’deki sanat eseri sayılabilecek graffitilerin üzerine “interrail türkiye” yazan bir kişi bizden olamaz.

    erikli yaylası - yalova
    mençuna şelalesi - artvin

    yaptığı kampta çöpünü geride bırakma konusunda zaten herkes yazacağını yazmış, ben görmediğim için yazamayacağım ama şunu biliyorum ki, köylü amcanın bahçesinden odun çalan adam bizden olamaz. önüne gelen her yeşilliği kamp alanı olarak gören ve o yeşilliğin üzerinde çekinmeden ateş yakan kişi, bil ki bizden değilsin. yaylalarda çimler zarar görürse, kendini çok zor yeniler. bu yüzden çim üzerine çadır attığımızda, en geç 2 günde bir çadırın yerini değiştiririz ki çimler kendine gelebilsin. buna rağmen yaylada çimleri söküp çadırına yağmur oluğu yapan kişi, utanmadan oradaki çimlerde de ateş yakan kişi, kamp malzemesi olarak çadırdan sonra balta alan, o balta ile milletin bahçesinden, yaylasından ağaç kesmeyi hak gören kişi, unutma ki bizden değilsin.

    interrail türkiye, camprail vb. grupların veya gezgin instagram hesaplarının en başta gayet masum şekilde kuruldukları konusunda benim de hiç şüphem yok ama uygulamaya bakmak lazım. 10 yıl önceki durumla şimdiyi karşılaştıralım. 10 yıl önce herhangi bir yaylaya vb. yere gidip çadır kurmak istediğimizde, en yakındaki eve gider izin alırdık. genelde ev sahipleri bizleri yemeğe davet eder, bir eksiğimiz olup olmadığını sorarlardı. hatta birçok kez evlerinde kalmamız için ısrar eden kişilerle karşılaştım. çanta ile yolda yürürken herkes selam verirdi, güler yüz gösterirlerdi. 2004 yılında riva’da kamp attığımızda, yaşlı bir teyze sabah erkenden kalkıp bize kahvaltı hazırlamıştı.

    şimdi 2017 ve dün akşam öğrendiğim güncel bir habere göre riva'da sabah erken saatlerde yaşlı bir amca elindeki balta ile kampçı arkadaşları kovalamış. sebep, gece gizlice amcanın bahçesinden odun çalmış olmaları. güncel durumda çadır taşıyan herkes hırsız, etrafı kirleten, gürültü çıkaran kişiler olarak görülüyor birçok yerde. içip, çekip, sarhoş olup, gece vakti olay çıkaranları saymıyorum bile.

    istanbul - burgazada'daki madam martha baskınını bilen bilir. adalar'da, yeni nesil kampçılığın merkezi durumundaki madam martha koyu'na yüzlerce polis, deniz polisi ve helikopterle şafak vaktinde baskın gerçekleştirildi. sebepleri veya amacı hakkında yorum yapmayacağım. sizlere sadece, ada halkının ne kadar güzel insanlar olduğunu, birçoğunun anlayışlı ve kültürlü insanlar olduğunu hatırlatıp baskından 1 hafta önceki durumu anlatacağım.

    o hafta işlerimiz olduğu için istanbul'da kaldık. akşam saat 18:00 gibi bir arkadaşım, adalarda kamp atma fikrini ortaya attı ve hazırlanıp yola çıktım. motor, adada yürüme vs. derken, ancak 22:30’da kamp yerimize ulaşabildim. arkadaşlarım sağ olsunlar, aşağıdaki kaostan uzak bir yere kamp atmışlar. ağaçların arasında, herkesten uzak ama yine de sesler duyuluyor. sabaha kadar bağrışmalar, çığlıklar… sabah giderken göz atıyorum, her yer çöp. kampçılığı içki içip ot çekmekle özdeşleştiren, sabaha kadar etraftaki diğer kişileri rahatsız eden bu grup; bizden değilsiniz!

    eski kampçılarla güncel kampçıları birbirinden ayıracak bir terim gerekiyordu ve bu boşluğu dolduracak tanımı, bir arkadaşımın yorumunun içinde buldum: yeni nesil kampçılık.

    yeni nesil kampçı: çadırda konaklamayı sarhoş olup bağırıp çağırmakla, etrafı rahatsız etmek ile özdeşleştirmiş, bir sürü kamp fotoğrafı paylaşılan bir instagram hesabına sahip, genellikle 17-25 yaş aralığında ve doğa bilinci ve genel kamp kültürü konularında bilgisi olmayan veya yanlış bilgisi olan kimse.

    cümle içinde kullanımı: "yaylamıza yeni nesil kampçıların girmesi yasaktır."

    pokut yaylası'nın merkezinde veya civarında kamp atılmasına izin verilmiyor (tıpkı birçok başka yayla gibi). tahmin edin neden?

    bu konuları konuştuğum, tartıştığım bazı arkadaşlarım insanların böyle davranmalarının sebebi olarak ülkedeki durumu, insanların zaten çöp atan, hayvan tekmeleyen, kötü niyetli kişiler olmasını gösteriyor. evet, bunun da etkisi olabilir ama hala çok geç değil. en azından işler daha kötüye gitmeden bu kötü görünümümüzü düzeltebiliriz. benim aklımdaki birkaç çözüm şu şekilde;

    - bu işlerde öncülük eden sayfa yöneticileri, topluluk liderleri, instagram hesaplarının sahipleri kampçılık, izcilik gibi konularda duayen olmuş kişilerden, topluluklarını-takipçilerini yönlendirmelerini, eğitimler vermelerini talep edebilirler. bu konularda yardımcı olmak isteyecek, para peşinde koşmayacak birçok hocamızı biliyorum. en azından, insanların biraz daha bilinçlenmesi sağlanabilir. eğitimler canlı yayınlar şeklinde yapılarak, çok büyük kitlelere ulaştırılabilir.

    - dernekleşmeye gidilebilir. etkinliklerde eğitimciler, liderler ve diğer katılımcılar bir araya gelerek, bir takım standartlar belirleyebilir ve topluluğun üyesi olacak kişiler bu kurallara uymak zorunda bırakılabilir. ya da insanlar zaten var olan federasyonlara, derneklere üye olmaya teşvik edilebilir.

    - en etkilisi; bilinç sahibi her kampçı, etrafı kirleten, insanları rahatsız eden, doğaya zarar veren kişileri uyarabilir. buna verilecek cevabı tahmin edebiliyorum, "biz zaten uyarıyoruz" diyeceksiniz ama çözüm bu değil. gerekirse önce suçu yüzüne vurulmalı ve hatta ısrar ederse dışlanmalı diye düşünüyorum. "eğer böyle devam edersen seni aramıza almayacağız" diyeceğiniz kişi emin olun ki ister istemez kendine çeki düzen verecektir.

    kısaca özetlemem gerekirse, bir süre önce yaşanan gelişmelerle beraber "yeni nesil kampçılar" türedi ve bunların sayısı çok fazla. sayılarının çok olması sebebiyle hepimizi onlar temsil ediyorlar. kontrol edilemez ve sistematik olmayan, rol model kişilerin olmadığı (rol model kişileri instagram fenomenleri midir yoksa?) bir ortamda türeyen bu kişiler hem doğaya, hem kendilerine hem de bize zarar veriyorlar. ama unutmayın ki her instagram hesabı olan gezgin, her sırt çantası olan dağcı, her çadırı olan da kampçı değildir. lütfen, doğa sporlarına gönül veren kişiler hakkında bir önyargı oluşmasını engellemeye çalışalım.

    yol açık maçık değil güzel kardeşim, yola çıkma sen. "sen çıkma ulan, ayı!"

    yola çık ama bilen birisiyle çık. saygıyla çık, sevgiyle çık. doğaya da, insana da…"
  • hippi kılıklı, sivas, rize, karabük falan takilip "into the wild" edasıyla fink atan. samimiyetsiz comar sürülerinin takıldığı facebook grubu.

    fazladan biriyle yatmak için her türlü saklabanlik yapabilirler.
  • hakkında yazdığım şu entry'den sonra grubun ''sahibi'' bestami ve sözlükteki şakşakçıları tarafından küfür yağmuruna tutulduğum cılız akım.

    hem de ne küfürler, ulu orta yazıyorlardı utanmadan.

    sonra sözlüğe şikayet ettiler beni, sözlük de her zamanki özgürlükçü tavrını kullanıp sansür uyguladı.

    kırpa kırpa tekrar yazdığım sevgili entry'm şu an başlıkta en şükela entry olarak görünüyor, yazdıklarımda haklı olduğumu ise ancak zaman gösterdi.

    interrail türkiye'nin şakşakçı üyeleri ve tırt yönetici/sahipleri, burayı tırnaklarınızı yiyerek okuduğunuzu biliyorum.

    ve o kadar keyif alıyorum ki şu an, size biraz anlatmak isterim içinde bulunduğum hali.

    sözlük siz böylesine gündem olmuşken sansür uygulayamaz, siz isteseniz de engelleyemiyorsunuz bizi sosyal medya hesaplarınızda tepki gösterenlere yaptığınız gibi...

    hahahahahahaha

    noldu şimdi şekilci parazitler?

    böyle söylediğim için küfür etmiştiniz, napmışsınız peki ormanı öyle, tipik parazit davranışı değil mi yoksa bu?

    biraz baktım az önce ilgili kamptaki fotoğraflarınıza, olum, altıma işedim gülmekten lan.

    ne güzel şiirler falan yazmışsınız yine efekt üstüne efekt eklediğiniz fotoğraflarınızın altına öyle.

    hahahahahahaha

    çektiğiniz fotoğraflardan sonra da orayı o halde bırakıp gittiniz değil mi?

    yaptığınız basın açıklamasını daha fazla keyiflenmek için okuyorum şimdi.

    nasıl der yabancılar, you made my day interrail türkiye.

    kişi başı on lira toplamışsınız, yedi sekiz bin kişiden eder bi sürü para, on temizlik görevlisi ile anlaşamadınız mı abi :(

    olum, tamam, daha fazla yazmayacağım bir şey.

    iyi ki sizin seviyenize inip ben de küfür etmemişim o gün, şu an aldığım hazza gölge düşecekti yoksa.

    öptüm seni bestami, özlemiş misin yazılarımı bari?

    biraz daha stalk'la hadi beni, köpeğimin olduğunu öğren, kitaplar hakkında yazdığım yazıları oku, ihtiyacın olur ilerde, anlarsın ya, kıps kıps
  • vay başkan atarlanmış (hatta direkt bana mı atarlanmış anlamadım. ama yok bayadır ortalarda gözükmüyorum aslında).

    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    arkadaslar hepinize selamlar.
    oncelikle beyin sikintisi olan troll arkadaslara sesleniyorum. bu grubun aktif oldugundan beri degismeyen bir grup aciklamasi var sag kosede. ' gezginlere yardim etmek ' bu grup devam ettigi sürece de bu böyle olacaktir. e güzel kardesim halkada yanimizda olmak varken mala baglamanin sebebi nedir.
    bazi arkadaslarin anlamasi gereken su;
    • bu gruba goygoyu biz getirdik( biz biliriiizzz!!!) grupta tek interrail ile alakali post yokken sabahlara kadar goygoy yaptik. ama bu demek degil ki her postun altinda gereksiz goygoy yapilabilir. espri yapmak icin kendini zorlayanlar yapmayin lütfen. goygoy planli ya da her zaman olmaz bir anda olur.
    • grubu cok ciddiye alan arkadaslar ise; bu grubun amaci ' gezginlere yardim etmek ' felsefesini gonullu yapmaktir. bi cevap alma zorunlulugu ya da faydali, kutsal bilgi verme amacimiz yok cani isteyen yardim ediyor cani istemeyen yardim etmiyor bu kisilerle alakali. kaldi ki eger bu grupta soruna cevap alamiyorsan muhtemelen bilinmiyordur.
    • grubun eski zamanini bilmeden de ' bozdu yeaaa' demenin ya da ' ben eskiyim ' egosuna girmenin yorumlarda ezmenin anlami yok.
    sitem gibi degil de bu grupta turkiye'de kimsenin yapamayacagini dusundugumuz seyler yaptik. "biz kimiz" yazisinda olanlari yasamak kolay degil ve devam ediyoruz. o yuzden zarar vermeye calisan guzel arkadasim neden halkaya girmek yerine bos islerle ugrasiyorsun. goruyorsun ki taktigimiz yok, ne kadar mala baglasaniz silip yolumuza devam edecegiz ama ne geregi var?
    •kadin arkadaslarimizdan ricamiz rahatsiz oldugunuz ya da grup araciligiyla yurume dedigimiz olayi sapiklik noktsina getiren kisileri caps alip admin arkadaslara gondermenizdir. arkadaslik istegi olur, mesaj olur. ( kisa bir sure ispiyonlayin, bizim icin )
    • eger konu disiysa da su gonderilerin basina konu disi yazmayin allah askina yazmayin. ılk kim yazdiysa okudugum bela yeter. adam her seyin basina konu disi yaziyor. seyahat konumuz disi degildir :))
    •hayir su da var cok kizdigimiz da yok. ne bileyim olum bu kadar guzel insan toplanmis surda birseyler basarmaya calisiyor karsilik beklemeden, 100'lercesinin interrail e gitme sebebiyken. yapmayin.
    grup organizasyonlarinda basa koydugumuz mentalitemiz gibi; ' seyahat etmeyi asilamak ' istiyoruz. bu grup da bir gün sabah uyandiginizda yok olacak, ne kaparsaniz efenim. " secilmemis secilmisler " bizim kendimize koydugumuz isimdi. facebook'un fosilleri olup ' eskiden ' ' vay be ' dedirtecegimiz zaman yakindir.

    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    burayı okuyor biliyorum. tamam tek istediğim türklerin ahlaksızlığa pratik zeka demesi durumunu engellesin, kendisi de dahil yaymasın, özendirmesin, 'trick' vermesin yeter. başka da bir şey istemiyorum. kendisi eğleniyorsa yorumlar altında istedikleri kadar cıvıtsınlar. ne de olsa 'onun grubu' değil mi?

    muhtemelen de kim olduğumu biliyorsun bestami. kendi isteklerinin yanında halkın isteklerine de kulak aç biraz. hatta halkın isteklerini geçtim, biraz doğru ve mantıklı şeylerin yanıında dur. hostelde beleşe kalıyorsan bir şey diyemem kimseye ahlak dersi verecek değilim ama bunu yayımlıyorsan, millete de hostelin ismini verip bu konuda özendiriyorsan sesimi çıkarırım 3 maymunu oynayamam.

    interrail bir ihtiyaç değil, bir lükstür. herkes yapmak zorunda değil. yapan da kendi imkanları dahilinde yapmalıdır. ben interrailimı kuzeyin soğuğunda sokakta geçirdim. elbette bana sesini çıkarmayacak hostel ben de bulurdum. adamlar iyi niyetli. ama iyi niyeti suistimal etmenin anlamı yok.

    sonra ırkçılığa varan bir sürecin içine giriyoruz.
    1) internet ortamı yüzünde zaten kötü bir söhretimiz var bu yalan değil (bkz: why do turkish people add me on facebook) (her türlü sosyal platformda geçerli) ***
    2) türkiye'ye gelen bir daha gelmek pek istemiyor çünkü gelen turisti kazıklamaya çalışıyoruz + taciz ediyoruz.
    3) bir de üstüne adamın ülkesine gidip beleşçilik yapıyoruz, bir de orada kazıklıyoruz.

    ondan sonra 'where are you from' diyen kuzeyliler türkiye'yi duyunca yüzünü ekşitir, yardımcı olmak için aldığı haritayı kapatır koyar (amına kodumunun ırkçısı moralimi çok bozdu. ama adamın gözünden bak bir de).

    bunun bir şekilde düzelmesi lazım tabii ki. neyse konuyu çok dağıttım.

    bunları oku 'admin'.
  • dünyanın en büyük loserlarının türk gezginler olduğunu gösteriyor, belgesel tadında bir grup. kendimi çok önemsediğimden değil de bugün itibariyle 3 yıldır üye olduğum gruptan ayrıldım.

    şu gruba daha 2000 kişiden az kişi varken üye oldum. kıdem basmak gibi olmasın da o zamanlar daha bir amatör daha bir biz bize durumu vardı. hiçbir etkinliğine filan katılmadım ama sahiplenme konusunda hiç sıkıntı çekmedim.

    öncellikle şunu söyleyeyim, yöneticilerin hiçbir şekilde eleştiri kabul etmediği bir ortam var. 2 ayda bir her türlü eleştiriye açık olduklarını yazmaları aslında kendilerinin de bu durumun farkında olduğunu gösteriyor. dolayısıyla burada birazdan yazacaklarımı da "pfff kim bilir kimle ne sorun yaşadı da bizden biliyor?" diye değerlendireceklerine eminim. ama durun öyle değil. bugün gruptan çıkmam grupta "ukraynada sikiş arayan erkekler"e karşı çıkarak cevap yazan bir başka erkeğin toplu lince uğraması sebebiyle oldu. daha sonra elemanın ya gruptan ayrıldığını veyahut da gruptan atıldığını (ilkidir muhtemelen) gördüm. mahalle baskısının bu boyutlara ulaştığı bir yerde yöneticilerin hiç suçunun olmadığını düşünmesi tıpkı rte'nin ülkedeki kötü olayların hiçbirinden kendisini sorumlu görmemesi, iyilerin hepsindeki en büyük pay sahibinin kendisi olması gibidir. içgüdüseldir ancak doğru değildir. elbette ki tek sebebim bu değil.

    son 1 yıldır hatta son 9 aydır ise ne bir bilgi paylaşımı, ne bir güzellik. hiçbir şey yok grupta. tamamen bomboş bir erkek muhabbeti, benim okumaya utandığım şeylerden 70 bin insanın önünde bahsedenler türedi. adam 3 saat boyunca gezerken tanıştığı kızı nasl hostele sokabileceğini anıra anıra gülerek anlatıyor lan daha kötü ne olabilir? daha da acayip olan ikide bir "25 kişiyiz 30 kişiyiz şöyle adminiz böyle adminiz" diyen bestami köse ve tayfası, koskoca grubu gezgin grubundan ziyade abazalık anılarıyla doldurulmasına izin veriyor. soru ve sorun yönetimin başındaki adamdan değil, yönetim anlayışından kaynaklanıyor. her yanımızı sarmış olan ataerkil dil, interrail türkiye grubunda da önden önden gidiyor.

    grupta herkes ya gittiği yeri paylaşma merakında ya da yüz kere sorulmuş bir şeyi arama dahi yapmadan tekrar sorma derdinde. bildiğin grup bitti, konu üretemiyor.

    son 5-6 aydır grubun paylaşımlarından sayfama düşen gönderilerin özeti;

    "ukrayna'ya geldik masaj salonu önerisi alayım"
    "x'e gelin çok güzel" (bir fotoğraf, nasıl ucuza gidilir, nerede kalınır gibi soruların hiçbirine yanıt olmayan ufak bir yazı, yüzlerce beğeni)
    her fotoğraf paylaşımının altında çok zeki birilerinin "ayder yaylası" esprisi. (kimi linç etse de buna hala gülen hıyarlar var)
    "amsterdam'dayız, burada olanlarla buluşalım" (en değişiği de bu, nereden baksan amsterdam'da aynı anda 2 milyon kişi vardır tanışmak çok zor bişi değil)
    "ispanyol merdivenlerinde türk gecesi (bir fotoğraf)" (he amk ilk ve tek giden sz oldunuz çok değişiksiniz sdljkfsdklf)
    "x şehrinde dışarıda kalınır mı?" (gezdiğim birçok yere beş kuruşsuz gittim, dışarıda da yattım. emin olun dışarıda en az yatan millet biziz, bunlar konuşup konuşup hostel buluyor herhalde sdjfsdjf)
    "x şehrinde nereye çadır atılır?" (aramayı kullansa bulacak da üşeniyor haspam)

    ciddi ciddi şu ana başlıklar haricinde hiçbir paylaşım yok. gerçekten yardıma ihtiyacı olanların ise pipisi varsa hiç şansı yok, hasbelkader memeli bir cinsse 1-2 salakça esprinin arasında bir bilgi kırıntısı olabiliyor.

    aşağı yukarı 4 yıldır her yaz ve kış elimden geldiğince geziyorum, 40'tan fazla ülkeyi totalde 8000 euroyu geçmeden gezmişim, kimi ülkede 2 ay kimi ülkede 10 gün kalmışım, adam beni şehrimden çıkmamakla itham edip (nasıl bir ithamsa bu sdfsdjkfj sanki ayıp aq) aklı sıra dalga geçiyor.

    neyse eyyorlamam bu kadar. her güzel şeyin bir sonu var demek ki bu grubun da dümeni bu şekilde kıvrılarak geldi.