şükela:  tümü | bugün
  • deneyimler sonucu içlerinden bazılarının (bir çok kişi tarafından vurgulanan) dikkate alınması gereken öneriler.

    rehber kitap şart (lonely planet ya da lets go), kitabı en az 1 ay kadar önceden alıp okuyun (benim gibi son bir kaç günde alıp trenlerde okumayın),

    her ne kadar her şehirde ücretsiz harita verselerde güzel bir harita edinin (rehber kitaplarda harita ölçek önerileri var),

    önyargısız gidin mesela italya ne çok güvenli ne de abartıldığı kadar tehlikeli (benim başıma hiç bir şey gelmedi ama her daim dikkatli olmakta yarar var),

    gittiğiniz yerde arkadaş bulup (oda maliyetini düşürerek) otelde de ucuza kalabilirsiniz, gitmeden önce iyi bir alışveriş yapın ama abartmayın (ilk bir kaç günün şokunu atlatacak kadar yiyecek alın) fiyatlar aşağı yukarı aynı,

    bazı şehirlerde internet kafe bulmak çok zor (italya'da internet kafeler bizdeki kadar yaygın değil) gitmeden önce araştırın,

    yunanistan'daki tren işkencesini hesaba katın ona göre rota belirleyin,

    unutmayın her interrailciye birileri yardım ediyor (bize fin'li bir eleman bayağı yardımcı olmuştu adam neredeyse italya'yı kendi gezdirecekti),

    kalacak yer bulamayınca hemen moralinizi bozmayın onun da tadını çıkarmaya çalışın,

    sürekli müze saray gezmek bazen geziyi rutinleştiriyor bu nedenle bazen değişik yerler deneyin plaj ya da parka gidin mesela biz roma villa borghese denen bölgede piknik yapıp hayvanat bahçesine gittik iyi bir mola oldu bizim için,

    ara sıra değişik yerler deneyin (biz rehber kitabın yardımı ve trenin de denk gelmesiyle italya'nın güneyinde metaponto diye bir kasabaya gittik harika bir plajı vardı ve çok sessizdi),

    galleri uffizi'nin biletini önceki gün alın ve kolunuzu sallaya sallaya girin aksi taktirde aynı günde ayakta 1 saat kuyruk beklersiniz ve galeriden hiç bir şey anlamazsınız.(gezmesi yaklaşık 2-3 saat sürüyor),

    giyisi için çok kasmayın laundry iş görüyor.

    dikkat milano'da istasyonlar 24'de kapanıyor ve herkesi çıkartıyorlar. dışarda yatmayı göze alamıyorsanız yer ayarlayın kendinize. arkadaşlarınız varsa dönüşümlü uyumak en iyisi, tek iseniz ayakkabıları matın altına bankta sırt yaslama yerine doğru (ya da duvara doğru), paraları külotunuza, çantanızı da başınızın altına koyarak rahat rahat uyuyabilirsiniz.
  • (i) hostel secimi

    oncelikle, kesinlikle hostellerde kalin! x euro fazla verip, hotelde kalayim salakligini yapmayin. hostelde tani$tiginiz kadar insani trenlerde, sokaklarda sittin sene dola$saniz taniyamazsiniz. hangi hostelde kalacaginizi secmek icin, hostelz.com, hostelworld.com gibi sitelere bakin, ve reviewleri okuyun. bana sorarsaniz, hostel seciminde 4 onemli kriter var: (1) sosyal atmosfer, (2) yer, (3) temizlik + rahatlik ve (4) fiyat. fiyat tabii size kalmi$, fakat fiyatlar her zaman 15€-25€ arasinda. genellikle (1) ile (3) ters orantili oluyor, ve eger (1) iyiyse (2)'nin pek bir onemi kalmiyor (bakiniz: gece hayati).

    bana sorarsaniz, buldugunuz en sosyal, en patirdili, en deli hostele gitmek akil karidir. yani, ak$amleyin eglenmeyi uyumaya tercih ediyorsaniz, sizin seciminiz de bu olmali. ufak bir tip: hostelling international'a uye hosteller bu bakimdan cok kotu. cok temiz, cok guzeller, fakat hic sosyal degiller. ko$arak kacin!

    ustune basarak soyluyorum, hostel secimi bir $ehirden olan hatiralarinizi en cok etkileyecek olan $eydir. paris'e geldiginizde eyfel kulesini, notre-dame'i anneniz babaniz ile gezerken gorseniz farkedecek pek bir$ey yok, fakat az tanidiginiz 3 ingiliz, 4 avusturalyali, 2 coloradolu ve 2 san-francisco'lu sacre-coeur merdivenlerini sarho$ken tepmek, sadece bu ya$inizda (18-26 ya$ arasi oldugunuzu varsayiyorum) yapabileceginiz bir$eydir. boyle kayna$ma firsatlari ise sadece guzel hostellerde vardir.

    (ii) hostel rezervasyonu

    hosteller $oyle cali$iyor. her gunun bir saatine kadar (bu saat genellikle 8:00 ile 10:00 arasi oluyor), o gece orada yatmi$ insanlarin bir gun daha kalacagini varsayiyorlar, o yuzden onlarin kaldigi yataklar "vacancy" olarak gozukmuyor. deadline saatine kadar orada kalanlar odeme yapmami$sa, o yataklar aciga cikmi$ oluyor ve "first come first serve" $eklinde isteyene veriliyor. o yuzden, cikmadan once her $ehirde 2-3 adet hostel bulun, bunlarin telefon numaralarini bir kagida yazin, ve oraya varacaginiz gunun sabahinda bunlari teker teker arayin, bo$ bir tane hostel bulacaksiniz. tabii flying pig, yellow hostel gibi a$iri unlu hosteller bu kuramin di$inda kaliyor, fakat toplasaniz avrupada bundan toplam 5 tane ya vardir ya yoktur.

    (iii) yemek

    herkesin soyledigi gibi avrupa'da yemek cok pahali. fakat bazi yerlerin tavsiye ettigi gibi cantanizi turkiyeden yemekle doldurmayin. cok gereksiz. avrupa'daki supermarketlerdeki fiyatlar turkiye'nin cok ustunde degil, sadece di$arida yemek a$iri pahali.

    oncelikle bed & breakfast'larda breakfast'i kacirmayin! icabinda 8 gibi kalkip kahvaltinizi edin, sonra lock-out (her hostelde olan bir$ey, mesela saat 11-15 arasi hostel'de bulunamazsiniz diyorlar) vaktine kadar uyumaya devam edin. cogu zaman, hostellerde yemeklerinizi koyabileceginiz bir common buzdolabi bulunuyor. her $ehre vardiginizda supermarkete bir ugrayin ve size orada yetecek kadar yemek alin.

    keyfinize gore ya oglen ya ak$am yemeginizi nutella-ekmek/kraker olarak geci$tirin. oteki yemegi di$arida ucuz bir yerde, veya hostelde supermarketten aldiginiz yemek olarak yiyin. yanliz yediginiz $eyin icinde ye$il bir$eyler olmasina dikkat edin (amsterdamda bulunan ye$il $eylerden bahsetmiyorum, sizi ahlaksizlar), yoksa saatlerinizi tuvaletlerde kaybedersiniz (bkz: kabizlik). genelde, gunde 6€-8€ yemek parasini gecmemeye cali$in.

    (iv) icki

    "pre-gaming" yapin! acikliyayim: once bir $ehre vardiktan sonra supermarkette ucuz alkol stoklayin, sonra ak$amleyin bar-mar takilmadan once hafiften kafayi bulun, barda ise sadece 1-2 pint (pint ~= 1/2 litre) ile cilalayin. yoksa bir gecede barda 30€ birakmaniz i$ten bile degil. bu stokladiginiz alkol size para tasarrufu saglamakla kalmayacak, hostelinize dondugunuzde cici hanimlarla "after-party" olanagi saglayacaktir. a$agi yukari soyliyeyim, 66cl birayi 0.60€-1€, 1l box wine'i 1€-2€, 75cl votka'yi 4€-5€ kadar ucuza bilebilirsiniz.

    ayrica, ak$am beraber bara ciktiginizda tani$tiginiz tipler "this round's on me, lads" demeye ba$larlarsa cabucak "no thanks man, i'm good" deyin. yoksa sira sizin round'a gelir, ve 35€'yu bir anda batirip 3 gun yemek yememeye karar verebilirsiniz.

    kola-portakal suyu gibi $eylerden vazgecin. bir ay boyunca su, ve sadece musluk suyu icin.

    (v) ot-bok

    amsterdam hakkinda soylenecek pek bir$ey yok. ye$il-beyazli her yer sizin i$inizi gorur. ucuz jamaica otu alacaginiza, gramina 6€-7€ verip kaliteli bir$ey alin, cunku otekisinden zaten kafayi bulmak icin iki kati icmeniz gerekecektir. car$af ve zivana kagidini ufak marketlerden ucuza alin, bir de "drum" dedikleri tutunden alin, ilk joint denemelerinizi onunla yapin. ha$ha$ alirsaniz bu tutun zaten size "spliff"ler icin gerekecektir.

    amsterdam di$inda cogu zaman ha$ha$'tan ba$ka bir$ey bulunmuyor, onu da sokaktan almak beni hic cekmedi. beraber dola$tiginiz insanlarda varsa, onlarla takilin, yoksa hic ugra$mayin. eger beraber takildiginiz insanlar amerikaliysa, "chip-in" yapmayi (ictiginiz miktara gore birkac euro vermek) teklif edin, biliyorum bizde boyle sacmalik olmaz ama orada racon oyle.

    (vi) gece hayati

    $imdi, egri oturup dogru konu$alim. gece klubune gitmenizin arkasinda yatanin 90%'i "oteki yarimizi" bulmak. "yok degil, ben butun gece dans edip, pipim/kukum elimde eve donmek icin gidiyorum klube" diyen varsa, eyvallah.

    o vakit, $imdiden soyliyeyim, kaldiginiz yerlerde veya barlarda kiz/erkeklerle tani$mak daha kolay, ve daha ucuz. tabii ki bir melkweg'e, paradiso'ya, roxy'e, ve ozellikle dogu avrupa'daki $ik kluplere bir ugramak gerekir, fakat her ak$am gece kluplerine 15€ bayilacak paraniz varsa, interrail sefaletini ya$amaniz gereksiz diye du$unuyorum. 1 ayda ben toplam 3 kere "cover-charge"'i olan gece kluplerine gittim, fazlasinin gereksiz oldugunu du$unuyorum.

    hostel secimindeki ilk madde bu yuzden bu kadar onemli. oradaki hostel atmosfer guzelse, yeri pek onemli degil. gun boyu $ehri gezdikten sonra ak$amleyin ya $ehirde bir barda takilmi$siniz, ya hostel barinda, ne farkeder.

    (vii) gunduz hayati

    bir $ehre varir varmaz, tourist information office'i bulup, bir harita edinin. burada dagitilan haritalar genellikle bedava oluyor, bazen 1€'ya kadar ucret talep ediyorlar. sakin kalkip market gibi bir yerde banliyoleri de dahil eden gereksiz 5€'luk haritalardan almayin. harita'yi edindikten sonra "bu $ehirde x saat/x gun kalacagiz, sizce nereleri gormeliyiz?" diye sorun, hatta o yerleri haritada i$aretlemesini rica edin. bundan sonra, metro/otobus/vaporetto biletleri, kontrol sistemleri, ceza fiyatlari ve alternatif ula$im yollari hakinda bilgi edinin, odeme expectation'u ucuz olan yolu secin. amsterdam'da "utrechtdwarfstraat"'taki bisikletciden gunde 5€'ya bisiklet kiralayin. rotterdam'da strippenkaart kullanin. paris'te tek biletle 5 ki$iye kadar gecebilirsiniz, tabi ortalikta polis yoksa. italya'da, ozellikle roma'da "abbonamenti" geci$lerinden elinizi kolunuzu sallaya sallaya gecin, bu "benim valid bir biletim var" anlamina gelir. "cool" gozukun, renk vermeyin yoksa 50€ ceza da odeyebilirsiniz. bruj, floransa, venedik gibi kucuk $ehirlerde hic kasmayin - direk taban tepin. hem para tasarrufu, hem eksersiz oluyor, ilaveten $ehri de en guzel $ekilde gorebiliyorsunuz. bu daha az da olsa buyuk $ehirler icin de gecerli, paris'te arc de triumph'tan place du concorde'a, oradan chatelet'e kadar yuruyun. iki-uc saatinizi alsa da degecktir.

    (viii) yuk - ta$ima

    iki canta aliyorsunuz, biri okul cantasi, ikincisi ise daha buyuk (a$agi yukari 65-70l) bir sirt cantasi. sirt cantasi sirtiniza, okul cantasi ise onunuze gelecek $ekilde ikisini de omuzunuza asiyorsunuz. okul cantasinda ne bileyim, $emsiye, yemek, $arj aleti, $apka vs gibi her an gerekebilecek $eyler koyun, sirt cantasina ise diger her$eyi. sirt cantasini ozel durumlar haric ya hostelde ya emanette birakin. ama bir $ehirde 3 saat bulunacaksiniz, emanet icin canta ba$i 3.5€ vermek yerine cantayi sirtinizda e$ek gibi ta$iyin.

    hafif gidin, hafif donun. tane "kargo" $ort, iki tane yine "kargo" pantalon, 6-7 t-shirt, ve 7-8 tane don/corap yetecek te artacaktir. tren veya tren garlarinda gecirdiginiz gecelerde ustunuzu degi$tirmediginiz goz onunde bulundurulursa, bir ayda toplam 2, en kotu 3 yikama yeterli olacaktir. yikamalar adam ba$i 4€'ya falan cikiyor, fakat accayip kari$ik (benim icin). yikama yerinde bulunan herhangi di$i bir varliktan yardim isteyin, severek size her bir$eyi anlatacak, hatta bir dahaki sefere tek ba$iniza ba$arabileceginizi zannedecektir.

    (ix) hal/tavir [attitude]

    inanilmaz arkada$ canlisi olun, hatta ayiptir soylemesi biraz yav$ak olun. herkesle oturup konu$un, fazla du$unmeyin. alkol bu konuda cok iyi bir yardimci. bundan ba$ka, flexible olmaya cali$in, nice'ten milano'ya giderken, trende tani$tiginiz 4 kiz genoa'da iniyorsa, icabinda siz de onlarla inip, gununuzu orada gecirin.
  • interrail yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli husus burada yazan hususları sallamak kendi başının çaresine bakmak ve tadını çıkarmaktır.
  • oncelikle italya'ya girerken muhtemelen feribotta sizi turk oldugunuz icin diger "gelismekte olan ulkelerin" vatandaslari gibi bekletebilirler.. hic panik yapip "ulan yunanistan'da 1 ay napicaz" demeyin.. gerci (bkz: santorini).. en sonunda alicaklar iceri sakin olun.. italya ve fransa'da, ozellikle belli mekanlarda (bkz: colosseum) turla gezen gruplarin pesine takilin, boylece bedavaya tur guide'iniz olmus olucak.. paris'te metroya para vermeyin turnikeden atlayin.. onemli bir ayrinti olarak da amsterdam'da redlight district'e dalip da van gogh muzesine gitmeyi sakin unutmayin..
  • tren saatlerini ayarlarken ispanya-fas arasındaki 2 saatlik farkı gözönüne almak.
    fas'ta bi şey alırken pazarlığa en az yarı fiyatından başlamak ve taksi şöförlerine güvenmemek.
    fas'ta marakeş'e gidilirse jma el fna meydanı civarındaki otellerde geceliği 40-50 dirhama (4-5 euroya) kalmak.
    fas'ta kazablanka'ya gerekmedikçe uğramamak. sıkıcı bi yer.
  • trende gece ayaklariniz da sandalet olmasin, oturarak gidiyorsaniz, ustune corap giyin. böcekler sokuyor. tüm seyahatinizin bir anda tadi kacabilir.
  • -kamp olayina girecekseniz sakin cadir falan tasimayin yaninizda. kamplarin neredeyse hepsinde portatif evler veya hazir cadirlar bulunmaktadir, bunlarin cogu da ya kendi cadirinizla odeyeceginiz parayla ayni ya da cok az daha pahalidir. o 3-4 kilodan kurtulmak icin kesinlikle deger.

    -istasyonlarda "hostel, hotel" diyen insanlardan uzak durun

    -italya'da yer rezerve etmeden binerseniz ileriki duraklarda birileri "kalk lan yerimizden aha rezervasyon numaramiz budur" diyebilir. paraniz varsa zepline bininiz, yoksa ayakta durmayi goze aliniz.

    -konserve falan tasimayin yaninizda bir sekilde market vs bulursunuz.

    -catal bicak da tasimayin, hostellerin cogunda bu alet edavatlar bulunur. kamp ortam icin ise gene yakindaki supermarketten alinacak plastik catal bicak tabak isinizi gorecektir. bi tane kirilmayan bardak bulundurunuz, hava sicak olunur, damaginiz kurur

    -ufak plastik torbalar bulundurun (buzdolabi poseti olabilir), inanilmaz ise yarayabiliyolar.

    -mutlaka cop torbasi bulundurun, kirli camasirlar , kamp esnasinda uzerine oturmak icin vs.

    ayrica (bkz: yeni baslayanlar icin youth hostel)
  • avrupalı insanların aslında çok canayakın ve yardımsever olduklarına inanın ve sizde canayakın olun.hatta o kadar canayakın insanlar tanıdım ki tanıdıgım kızlardan biri bana 3 gün sabah akşam stockholm ve göteborg u gezdirmekle kalmayıp benim bıdı bıdı etmelerim sonucu doğum günüme ev adresime hediye olarak in flames t shirt ü yollayarak beni dünyanın en mutlu insanı yapmıştır
  • ayni yerde japon ve amerikali ile oturmamaya gayret edin. bosu bosuna akbank'tan kredi almak zorunda kalabilirsiniz.
    (bkz: turk amerikali japon ve tren temali akbank reklami)
    (bkz: sidik yarisi)
  • - oncelikle nasi bi interrail istediginize karar verin. nerde yatip nerde kalkacagim belli olsun, e$$ek gibi gezesim var uykumu iyi alayim, gunde 2 kez yikanmaliyim, benim icin yurtdisinin en onemli tarafi yedigim yemek, her gece cikayim ve sabah uyandigimda kendimi tanimadigim hemcinslerimle ayni odada bulmayayim, sokakta sabahlayasim yok ya da ne bileyim ortak banyo bana uymaz falan gibi dertleriniz varsa gayet basit hazirlanin, yaniniza cadirdi uyku tulumuydu yuk etmeyin, belli yerler haricinde hostel ya da camping olayina girmeyin. kendilerine 800-900 euro civari taktigimiz icin bulunma paranoyasiyla su an adini belirtmek istemedigim ucuz otel zincirlerinden birine kapagi atin ve 2 kisilik odaya 3, bilemedin 4 kisi girerek kacak konaklamak suretiyle deli gibi tasarruf edin. kesinlikle ayni paraya, hatta bazen daha ucuza gelecek ve konfor farkina inanamayacaksiniz, sansliysaniz kapasite sorunundan payiniza ekstra yatakli odalar bile dusebilir. hatta isi iyice cigrindan cikarip altin kakmali mobilyalari falan olan butik otellerde de boyle kalin, durumu resepsiyonistin gozune gozune soksaniz dahi killari kipirdamiyor. yuzsuz olun.

    - cok fazla dusunmeyin, 10 gun icinde karar verip yola cikin, o kadar kisa surede mumkun degil diyenlere inanmayin. insanlar sacmalamaya cok meyillidir, kulaklarinizi tikayin ve bildiginizi yapin. verdiginiz kararin ani olmasina falan bakmayin. interrail her turk gencinin aklina mutlaka gelmis ve dillendirilmis bi olaydir ama nedense bi turlu kagida dokulmez, sizi motive edecek bisey bekleyin; mesela yunan adalarina gitmek isteyip bunun icin bilanco cikardiktan sonra sozkonusu plani hincal uluc'la seviyeli bir beraberlik yasamadan gerceklestiremeyeceginizi anladiginizda bilin ki sizi interrail paklayacaktir. her turlu aksilige ve surprize de hazirlikli olun, gelmesi yuzde 1 milyon olan birinin gelememesine de, imkani yok dediginiz insanlari yaninizda bulmaya da.

    - ucakla gidin, ucakla gelin, allahin yunanistaninda vakit kaybetmeyin, hele ki yesil pasaportunuz varsa yunanistan icin vize alicam diye hiic kasmayin, hicbir yerinin karsiyaka sahilinden ya da girne bulvarindan bi farki yok. tanidik birilerini bulun, araya sokun, biz vergiler dahil gidis donus 90 euroya acik bilet alip istikametlerimizi gunlerimizi kendimiz sectik, ustune bi de donuste arkasi bos olan ucakta kisi basi 3er kisilik yer kapip uyuduk. akilli olun, dogru secimler yapin.

    - sinirlerinizin fazlasiyla yipranmasina hazirlikli olun. mumkun oldugunca ezik ve ne deseniz he diyen insanlarla yola cikmaya bakin (artik ne kadar eglenirsiniz bilemem). eger birden fazla asiri baskin karakterli insan olarak bu yola baskoyduysaniz ottan boktan kavga etmeye, birbirinize sac kurutma makinesi firlatmaya falan hazirlikli olun. en son kendini kaybetmis pasaportunu camdan firlatmaya calisan birini sakinlestirmeye calistim ornegin. deliler gibi eglenirken bi yandan da birbirinizi yiyeceksiniz ve bu durum gitgide daha da eglenceli bir hale gelecek, bastan boyle olacagini bilin ve yola cikmadan once insanlari karsiniza alip kavga edersek aninda unutalim gunumuz kotu gecmesin vs deyin. ciddi anlamda ise yariyor. isin kotusu tek problem siz ve yakin cevreniz olmayacak zira bati avrupalilarin kivrak zeka eksikligi denilen sey oylesine soylenmis diil, gercekten var ve birazcik olsun asabi bir insansaniz deli olmamaniz isten bile degil. insanlarin salakliklarina mumkun oldugu kadar sinirlenmemeye calisin. ornegin hicbirinde bir sey yiyemediginiz 3 aktarma ve 10 saatlik yoldan sonra indiginiz garda yemek namina sadece mcdonald'sin bulundugu korkunc bir durumda, kalacaginiz yer belli olmadigi icin okuz olusu gibi cantalarla garin cevresinde restoran arayacak haliniz yoksa ve siz 4. siniftan beri mcdonald's yememis, bir omur boyu daha kendisinin sinirlarindan iceri duhul etmek istemeyen bi insan olarak karninizi orda doyurmak talihsizligine dustugunuzde tum bu aksiliklerin ustune patatesin yaninda ketcap veren, ketcap istemiyorum mayonez verin dediginizde mayonez icin para isteyen, nasi yani ketcap bedava mayonez parayla mi sorusunu evet diye yanitlayan, orta yol bulma istegiyle siz benim ketcabimi alin bana mayonez verin kardesim ketcap istemiyorum ben dediginizde ketcabi alip mayonez vermeyen, sinirden cildiracak gibi olup ve inatla 40 cent odemeyip tamam lan ver ketcabi dediginizde onunuze 5 (yaziyla bes) adet ketcap dizen lavuk kasiyere 5 tane ketcap verene kadar 1 mayonez vereydin ya a angut diyemeyip oylece bakakaldiginizda, international travels bolumunde ingilizce konustugunuz gise gorevlisi size ingilizce bilmedigini beyan edip internationalda ne isiniz var o zaman sorunuza sinirlendiginde, beraber bara gittiginiz super ortam cocugu takilan hostel komsulariniz giris parasi karsiliginda aldiklari bileti cope atarak parayla icki alip siz beles ickilerinizi icerken mal mal baktiklarinda, adres sordugunuz uber alles almanlar arka sokaga gitmek icin otobuse binmeniz, bunun icin de otobus terminaline gitmeniz gerektigini soyleyip sehrin obur ucundaki otobus terminalini gosterdiklerinde, 2 farkli kredi kartiyla odeme yapmak durumunda kaldiginizda kasiyer size hayatinda ilk defa boyle bir sey duyuyormuscasina baktiginda, kredi kartinizin arkasinda imza olmadigi icin odemenizi reddedecek, bizim ulkemizde imza kullanilmaz parmak basiyoruz biz dediginizde inanacak, kart arkasindaki imzayi taklit etmek cok zormus gibi dunyanin en guvenli yonteminin bu oldugunu iddia edecek ve sifre lafini duydugunda amerika'yi yeniden kesfetmis gibi bakacak insanlarla muhatap oldugunuzda turklerin ne kadar zeki, ne kadar musfik, ne kadar mukaddes insanlar olduklarini bir kez daha anlayacak, urfa istediginiz yerde onunuze adana geldiginde cennet yurdumun guzide kebapcilarini, gece son metrodan inen insanlari gorunce sicacik evlerine ve dolu buzdolaplarina kostuklarini dusunup guzelim evinizi, kuf kokulu carsaflara uzaninca tertemiz yataginizi, param biter diye dusunup begendiginiz bilmemkacinci cantayi almayinca babanizi, kaldirim ustunde soguk makarnaya talim edince annenizi, yol arkadaslariniz tepenizde ciyak ciyak bagirinca geride biraktiginiz o sessiiiz sakiin mulayim dostlarinizi, mutemadiyen ayaklariyla birbirlerini oksamak suretiyle 3er 5er kisilik yer kaplayan antipatik ciftlerle ayni kompartimanda 7 saat gecirince sevdiceginizi, oglen vakti zeyna ve seker kiz candy yayinlanan televizyonlara maruz kalinca seda sayan'i, yolda gordugunuz alelade bi kadinin ustundeki etekten o esnada yurdunda, sicacik evinde, ailesiyle aksam yemegini yemekte olan bi arkadasinizda daha oldugunu dusundugunuzde arkadasinizi, evinde oldugunu dusunup evinizi, ailesiyle sofrada oldugunu dusunup.. amaan.. otu boku, herseyi ozleyeceksiniz. shuffleda metin arolat bile ciksa huzunlenecek bir sey bulacaksiniz (aah bir zamanlar merve ildeniz vardi.. birbirlerinin ustune yogurt dokup yalarlardi..)
    ayrica o lacka olan sinirlerle dunyanin en sacma esprilerine ya da metroda karsinizda oturan adamin kravatina gozunuzden yas gelene kadar gulmeye falan da hazir olun.

    - turklerin yogun olarak bulunduklari yerlerde size saglanacak kolayliklarin yaninda abuk subuk olaylara da hazirlikli olun. berlin ucaginda kadinin teki 5 aylik bebesini kucagima verdi ve iniste kopegini teslim alma derdine dusup cocugunu bende unuttu. boyle de manyaklar var.

    - ucuz diye sehir disinda kalmayin. kendinizi leverkusen'de, heysel'de, roma'nin 50 km disinda ve ilk metro duragina gidecek trene binmek icin ulasmaniz gereken tren istasyonuna yururken fare oluleri uzerinden atlayarak gececeginiz gubre kokulu otoban kenarlarinda bulabilirsiniz. aman diyim.
    (bu kural bi tek amsterdam'da gecerli degildir, sehir disindaki ibis'te kalin, hem odaya 2894529454 kisi girseniz de kimse cakmaz, hem otel gereginden fazla luks hem de her dakka schiphol'e shuttle var, schiphol'den sehiricine giderken interrail bileti gecerli ustelik.)

    - guneyde lockerlara guvenmeyin. onlar yoook.

    - biletlerinizin ustune iyi bakin, kalkis garinizin adindan emin olun, abuk subuk yerlerde tren kacirip lanet etmeyin.

    - en guvenilir arkadasiniz lonely planet olsa da dikkatli olun. cadde numaralari bazi baskilarda yanlis verilmis, yanlis taraflarda yaldir yaldir gezmeyin.

    - bogazinizdan kesmeyin, en buyuk eglenceniz yemek yemek olacak. yalniz dikkat edilmesi gereken en onemli husus acikmadan da biseyler alip atistirmaniz gerektigi, zira karniniz deliler gibi ac degilken aksam yemegi yiyeceginiz yere dair karari daha mantikli bi sekilde verebiliyorsunuz, neresi ucuz diye gezecek haliniz olsun, aksi takdirde acliktan gebererek ilk gordugunuz luks restorana saldirip otele verdiginiz paranin 2 katini yemege yatirabilir, sanki babaniz yanindaymis gibi masayi donattirabilir, sonra da mariah carey'nin oturdugunuz masada yemek yerken cekilmis resmini gorup ilerleyen haftalarda icinde bulunacaginiz ekonomik durum hakkinda deriiin dusuncelere dalabilirsiniz.
    kimi zaman 2 gun yikanmamis 3 gun ustuste ayni kiyafetleri giymis halinizle oturdugunuz masaya hicbir garson ugramayabilir bile.
    (kissadan hisse: interrail illaki kilo verilecek bi platform degildir, yiyin ve yayin, 3 kilo alip dondum hic de pisman degilim)

    - barcelona'ya giderseniz mutlaka hiko'nun hostelinde kalin. omrunuzde boyle bi insanoglu daha gormemissinizdir ve onu tanimadikca gormeyeceksinizdir. sinyorita machu (ya da macho?) ile de illaki tanisin. (pl ramon berenguer el gran 2 12pa 503 08002 barcelona)

    - duzen takintiniz falan varsa acilen ara vermeye bakin. ayni sekilde asiri titiz arkadaslariniza da bi cozum bulun, yola cikmadan once yanlarina domestos almalarini engelleyin, son ana kadar cantalarini kontrol edin.

    - hakkinda herhangi bir fikrinizin olmadigi konularda muze gezmekten hoslanmiyorsaniz, daha once adini duymadiginiz bi heykeltrasin aciklamalari anlamadiginiz bi dilde yapilmis eserlerine 1 saat harcamak size cazip gelmiyorsa, belki de biraz odunsaniz, louvre'u uffizi'yi bilmemneyi daha once gormus olup bi daha gitmek icin herhangi bir istek duymuyorsaniz, yaninizda goturdukleriniz de kaderin bir cilvesi olarak tam tesekkullu kultur mantarlariysa kendi yolunuzu kendiniz cizin. alisveris yapin, aldiginiz muhtesem cantalari gosterdiginiz arkadaslarinizin gozlerinde o mutsuz entel bakisini gorun ve omur boyu gam yemeyin. ya da programi bizzat kendiniz yapip gece treniyle gitmek suretiyle yari uykusuz gecirdiginiz gecelerin ertesine daha once gordugunuz sehirleri koyarak sicacik dusunuzu alip oglene kadar uyuyun. o da olmadi yaniniza bi sise bakkal sarabi, ipod ve bestseller bi kitap alip yesillik bi alana coreklenin. hepsinden daha cok egleneceginiz kesin.

    - gece hayatinin ayri bir baslik konusu bile olamayacagina, eglencenin cogu yerde geceleri muzik calinmasi belediye karariyla yasaklanmis olan gumusluk'ten bile asagilarda seyretmesine, turklere sorulan salak sorulara, yurdumun kirolarinin bile yeri geldiginde ne kadar guzide insanlar sayilabilecegine, hepsine hazirlikli olun. ve turk oldugunuz, istanbul'da yasadiginiz, eglencenin ne oldugunu bildiginiz icin, raki icin, bogaz icin, nevizade icin, hepsi icin sukredin. umit besen icin de sukredin kimi yerlerde hislerinize tercuman olacak.

    - (ara edit) acid rain'in yazdiklariyla hatirladim, dikkatli davranmazsaniz su ciddi bir problem olabilir. musluk sulari her yerde iciliyor ama cogu yerde tadi berbat. tabii zamanla tat mat gorecek haliniz kalmayacak, yine de sabah doldurup ciktiginiz sular biterse turkler tarafindan isletilen bufe/restoran/firin bulmaya calisin. almanya'da cok zorlanmayacaksiniz, oralardan alacaginiz saka, hayat ya da erikli sadece lezzetli olmakla kalmayip marketten alacaginiz herhangi bir evian'dan cok daha ucuza gelecektir hemsehri ayagina. memleketleriyle alakali biseyler gosterip bam tellerini titretin, merhaba'dan sonraki ilk lafi turkiye'den mi geldiniiiz, istanbullu musunuuuz, yoksa kadikoylu muu olan bi bufeciye (bkz: #11104247) fenerbahce sapkasi gosterip 2 euroluk suyu 50 cente aldim ornegin ve yanimdakiler ayni indirimden yararlanamadi. hazirlikli gidin, oylelerini buldugunuzda toptan alisveris yapin. musluk suyunun tadinin en kotu oldugu ulke ispanya'dir ancak bu durum size cok koymayacak zira su otomatlarindan avrupa'nin geri kalaninin yari fiyatina su temin etmek cok kolay. avusturya'da ise isi gucu birakip devamli su icmek isteyebilirsiniz musluk sulari degme kaynak suyundan daha guzel. diger ulkelerde -ozellikle fransa'da- sabahlari cantanizi bosaltip icine siselerce su koyun. baslica icecegin su oldugundan bihaberler allahsizlar.

    - arkadaslariniza kafalarina vura vura mont, semsiye, svetsort, allah ne verdiyse aldirin. ben ne kavgalar gordum semsiye disinda kalanlarin ignelemeleriyle baslayan, 5 derecelik trenlerde donanlarin sizlanmalariyla alevlenen..

    - omurgasi kayana, burnu akana, saglam dizinizde de basgosterecek meniskuse.. hepsine hazirlikli olun ve ise yarayin, fazladan canta tasiyin, vitamin bulun, topallamayi eglenceli hale getirin, yaninizda bol bol etol fort bulundurun.

    - bazen oyle bi dagilacaksiniz ki hic degismeyen tek eglenceniz insanlarin yuzlerine gulumseyerek annelerinin para karsiligi cinsel munasebette bulunan baagyanlar oldugunu belirtmek olacak. yine de dikkatli olun, kel alaka yerlerden turkler firliyor. futursuzca kufretmemeye bakin, ana avrat duz gittiginiz adam hem turk hem de dunyanin en kibar adami cikip her isinize kosarak kendisiyle ayni vagonda gecirmek zorunda kalacaginiz 5 saat boyu sizi vicdan azabindan vicdan azabina surukleyebilir. terbiyeli olun.

    - ulkenizden haberleri ulastiracak insanlari iyi secin, ince eleyip sik dokuyun, magazin haberlerinden sorumlu kildiginiz kisi size tugba ozay'in hapse girdigini soylemeyen, magazinde tek konunun selulit oldugu iddiasinda bir kalle$ cikabilir, caniniz cok sikilabilir gurbet ellerde.

    - vodafone ciddi ciddi ise yariyor, turkcell'in yarisindan bile ucuza geldi. aklinizda bulundurun.

    - en onemlisi.. sakin, ama sakin, kesinlikle, kati surette leverkusen denilen garabet bucaga ugramayin, yolunuzu dusurmeyin. almanya'da fazladan bir gun kalmaniz gerekiyorsa hem dusseldorf'a hem koln'e yakin hem de ucuz diye kendinizi burda bulmayin. unutmayin! leverkusen bir hayalet sehirdir, ruhunuzu emebilir, ayrica icinde sadece psikopatlar yasar. sakladiklari cok korkunc bir sirlari var, muhtemelen geceleri kurtadama falan donusuyorlar.. gurbetci $aban'da koskoca $aban'in bile basini yiyecekti burasi.. en sonunda kendi baslarini da yediler, kumeye oynayan ex sampiyonlar ligi finalistleri! her gece yatmadan once tanriya oraya dusmaninizin bile yolunu dusurmemesi icin dua edin.

    - her sey bitince hep beraber oturun ve yol boyu tanidiginiz acaip insanlarin listesini cikarin. bogulana kadar guldukten sonra sakinle$in ve farkedin ki; hepsini toplasan bir turk etmez.