şükela:  tümü | bugün
  • çok uzak gelmiyor.bence en mantıklı olanı herşey yolundayken çekip gitmek. ben bunu severim! en sevdiğin şarkıyı dinlerken, en sevdiğin yemeği henüz yemişken, en sevdiğin kadını/erkeği yeni öpmüşken...bana kalırsa bir intiharın en güzel noktası budur. kıvamında ve tadına vararak...

    velhasıl kelam şu an pek yetersiz geliyor bu tür şeyler. bir ölümü, yaşamın en güzel seviyesinde tercih etmek başka, en kötü seviyesinde tercih etmek bambaşka. biz ikinci alternatifi kullanan insanlara aciz diyoruz. çünkü biz mükemmel insanlarız. sikimiz taşağımıza denk her yeni günü ıslıklarla karşılıyoruz.

    ama yok yahu...bir insan bence bedenine sığmadığında gitmeli. sevenlerini falan düşünmek...gereksiz...olmuyor, olamıyor. hiç bir kalıp senin fabrika çıkışına uymuyor.nasıl hissedeceksin bundan sonra bilmiyorum ama sanırım fazlasın bulunduğun yere. senden sonra bi dolu felsefe, ağıt, öykü vs.vs...yapabiliyorsan sonsuz saygılıyım. yapamıyorum, itibarımı yitirdim...kendimden özür dilerim!
  • şu komboyu yapınca bileklerimi keser halde buluyorlar beni:
    1- i'm not a chance i'm a person http://www.youtube.com/watch?v=g8ign5mvusa
    2- timing is everything http://www.youtube.com/watch?v=tln2dor9ocw
    3- everything, everyone, everybody ends http://www.youtube.com/watch?v=el4eukmlujg
  • boşluğun hemen önündedir.
  • gerçekleşmesi hâlinde büyük bir sonsuzluğa adım atılan ama gerçekleşmediği takdirde her gün o eşiğe tekrar gelişmek istenen eylemdir, fikirdir de.
  • ıntihar eşiğine geldiğimi bluzun yandan sarkan bir parmak boyundaki 2 parmak enindeki etiketini bluz üstümdeyken kesmemle anlamış oldum. sonuçta üstte iken kesersen ömrün kısalırmış.
  • ruhunuzu çocukluğunuzdan beni hasta hissediyorsanız aslında hep kıyısında gezdiğiniz yerdir. çok gariptir. içinizde düzelmeyen bir şey var gibidir, nedir sahi o şey? hiç bilemezsiniz. mutsuz ve korkaksınızdır. başarılarınız bir şey ifade etmez, her gece yok yere durgun olursunuz. ruh halinizin değişkenliği sizi öyle bir yorar ki yıllarca uyumak , aylarca ağlamak istersiniz. doktorlara gidersiniz, bir şeyiniz yoktur. ama siz bilirsiniz, bir şeyiniz vardır. aslında işiniz, düzeniniz vardır. dışarıdan normal olan hayatınızın içinde bomboş bir gökyüzü hayal edersiniz.
    birini seversiniz, o da sizi sever. ama siz onu bir süre sonra sevmezsiniz, içinizdeki huzursuzluk yalnızlığa alışmıştır. süreklilik arz eden her şey size hep yük gibi gelir. velhasıl intiharın hep kıyısında olursunuz, çevreniz sizi sosyal biri olarak bildiğinden bu intihara da en çok onlar şaşıracaktır. bu sizin için planlı değil, bir yorgunluğun son damlasında sebepsizce olacaktır. ama hep bilirsiniz bunu, siz yaşlı yatağında torunlarınız yanınızdayken ölecek birisi hiç olmayacaksınızdır.
    bunları neden yazdım peki, biliyorum ki modern toplumda yalnız değilim. bu duygulara kimse sahip olsun istemem, zor. ama bu konuda yalnız olmadığımı bilmek iyi geliyor. benim gibi olanlar da bilsinler, yalnız değiliz. bizler dünyadan hiç bir şeyi yokmuş gibi geçip giden hastalıklı tipleriz.