şükela:  tümü | bugün
  • "hayatta başarısız olduğum bir konu daha var" diye düşünüp hemen diğer bir intihar yöntemini denemesi gerekir kişinin. zira kafasına tabanca dayayıp da silahı çapraz açıda tuttuğu için ölemeyen, sadece kafatası çatlayan kimseler mevcuttur.
  • ilk denemede jileti denemiş ve başaramamış olsanız bile olumlu yönü de vardır elbet.. daha önce hiç duymadığınız ve her zaman kulaklarınızda olacak bir sesi duymuş olursunuz... jiletin bileği öpmesinin sesini...

    ikinci seferde değişiklik yapın ilaç deneyin... midenizin yıkanışını falan hatırlıyorsanız yeterince almamışsınız demektir...

    üçüncü denemede daha fazla ilaç deneyin... hiç bir şeyi hatırlamamanıza rağmen, gözlerinizi cehennem yerine yine bir hastane odasında açıyorsanız... siz hakkaten beceriksizsiniz, tam bir loser'sınız...

    her biri gurur uğruna yapılmış denemelerdeki başarısızlığını yine gurur yapın, kendinize yediremeyin ve bu sefer daha güzelini yapıp yaşamayı bir intihara dönüştürün....

    (bkz: fantastik çocukluk hayalleri)
    (bkz: yok olmanın dayanılmaz hafifliği)
    (bkz: hiçliğin dayanılmaz hafifliği)
    (bkz: götünden sallamanın dayanılmaz hafifliği)
  • eğer intihar edip başaramamışsanız, bu olaya tanıklık etmiş yakın arkadaşlarınızın yüzüne bakabilmek için tekrar denenmesi gereken eylem. en azından "gördün iki kez denedim gene de olmadı" diyebilmek için. ya allahın hakkı üçtür deyip devam edeceksiniz. yada allah istemiyor yanına gitmemi, benden bu kadar deyip pes edeceksiniz. bir kere beceremediniz ya rezil oldunuz rezil! artık ölseniz de onurunuzu kurtaramazsınız...
  • denemeye devam edilmediği takdirde ileride yapılmış tek hata olduğu anlaşılacak beceriksizlik.

    (bkz: dünyanın en güzel beceriksizlikleri)
  • hapla intihar ediyosanız öncelikle içtiğiniz hapın ne olduğuna dikkat etmenizi gerektiren durum.bulduğunuz vitamin haplarını içmeniz sizi öldürmediği gibi,aşırı vitamin yüklemesinden dolayı alerjik reaksiyona sebep olarak sizi ölmekten beter ederek,süründürebilir.
  • istediği gibi yaşamayı başaramamak ile hayatta kalmayı başarmak arasındaki incecik çizgide oynanan sek sek oyunudur. bir beyaz tebeşir gerekir sınırları belirlemek için. kareler çizilir özenle taş zemine. kare kutucuklara numaralar verilir. bir, iki, üç, dört, beş... bir adım ötesi ile, bir adım öncesi arasında bir incecik tebeşir lekesi vardır yerde çizili duran. çizgilere basmadan hep bir öteye atlamaya çalışan biri, o çizmiş olduğu çizgiler arasında hep bir adım ileri gitmeye çalışır. derken başka birileri gelir, çatık kaşlı bir öğretmen edasıyla "bu olmamış! beğenmedim bunu!" diyerek o çizgilerin üzerini kırmızı kalemle çiziverir. beyaz tebeşirle, özenle çizilen ve zaman geçtikçe kendiliğinden silikleşen ama bıraksan uzayıp gidiverecek olan o beyaz çizgiler, üzerine kurulan her kırmızı barajda biraz daha yol almak, uzayıp gitmek ister aslında. ama gel gör ki, atılan her kırmızı çizik, "nafile bir bekleyiş" adını vermiştir artık yaşama. beyaz tebeşirle çizilmiş kare kutucuklar, kırmızı bir canavara dönüşmüştür. bir adım öteye atlama çabası, bir diğeri ve bir diğeri de; her bir kırmızı çizikte biraz daha ürkütür kişiyi. bir boşluk anıdır gereken. umutların tükendiği, dileklerin azaldığı bir an gerekir her şeyi yerle bir etmek için. tüm karelerin, tüm çizgilerin dışına çıkılır umudun olmadığı, dilek ve amaçların tükenip bittiği o "bir tanecik" anda ve o anda kimsenin çizik atamayacağı bir sona, kocaman bir imza atmak kararı verilir. ölüm ile yaşam arasındaki pamuk ipliği üzerine çıkar bir cambaz. bir adım ötesine atar ayaklarını da, bir şey oluverir; yaşam son bulmaz bir türlü. bir adım ötesinde yine "yaşamak" olan bir adım haline dönüşmüştür atılan adım. öncesi ve sonrası silikleşen binlerce adımdan sadece biridir artık.
  • " yani, gel de intihar etme" dedirten eylem...

    bu kısır döngünün bir benzeri de şöyle ki:

    (bkz: rakiya zam geldi diye icmek)