şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: entrepreneurship)

    edit: serbest piyasa içinde, kazanç elde etme amacıyla, risk alarak belli bir proje veya mali faaliyete başlamak olarak tanımlanabilecek, türkçede girişimcilik terimi ile karşılayabileceğemiz entrepreneurship in kurumsal bazda uygulanmasının adıdır.

    bu yönteme önem veren ve iyi uyguladığına inanılan örnek bir firma için, (bkz: 3m)
  • entrepreneurship kavraminin bir alt leveli olarak degerlendirilebilecek kavramdir. intrapreneurship'de genellikle risk gozardi edilir.
  • calisana yeni urun ve servisler bulmasi adina daha fazla hareket imkani vermek ve daha fazla ozgurluk tanimak.
  • şirket içi girişimcilik olarak da tanımlanabilir. buradan hareketle, çalıştığı şirkette süreçleri iyileştirmeye çalışan, yeni projelere imza atmak için uğraşan bir tip intrapreneur olarak adlandırılır. örnek olarak, öneri sistemlerini düşünebiliriz. biz buna içgirişimci desek, iyi demiş olabiliriz.
  • google'ın yardırdığı hede.
  • içgirişimcilik.

    büyük şirketler, büyüdükçe inovatif/yenilikçi yapılarını kaybetmekten, herşeyi büyümenin gerektirdiği şirket içi bürokrasiye, kurallara bağlamaktan, çalışanlarına yaratıcı olup, kutunun dışını da düşünebilip, kendi farklarını gösterebilecekleri bir alan sağlayamamaktan ve gittikçe hantallaşıp en sonunda rekabet avantajlarını kaybedip yokolmaktan korktukları için, şirket bünyesinde, yine şirket adına ama bir girişimci gibi inovatif ve risk alabilen çalışanlarını desteklemek amacıyla uyguladıkları faaliyete verilen ad. özellikle çok hızlı değişimler gösteren teknoloji sektöründeki şirketlerde uygulanmaktadır. aklıma gelen en iyi örneği, google'ın çalışanlarına, kendi ilgi alanlarında birşeyler yapabilmeleri için %20 zamanlarını verdiği politika gelmekte. bu sayede pek çok enteresan fikir google adına çıkmakta. bu şekilde de pek çok spin-off şirket kurulabiliyor.
  • sayesinde inovasyon müdürlerinin, muhtelif taşeron yazılımcıların, holding danışmanlarının para kazanıp, bir kısım üst düzey yöneticinin de pirim aldığı, fakat kurum içi girişimcilerin bir sonuç alamadığı hadise.

    özellikle güzel ve yalnız ülkemde her büyük kuruluş bu işlere giriyor, incubator yapıyor, üst düzey yöneticileri silikon vadisine gidip, havalı sunumlar yapıyorlar. fakat yaklaşık 32 büyük firmadaki tüm kurumiçi girişimcilik faliyetlerinden 4 senede hiç bir sonuç çıkmıyor.

    sebep basit, normal bir startupda çalışan bir ürün ortaya koymak için çok çalışan, donanımlı ve işin mülkiyetine sahip bir ekip gerekiyor. o ekip bu işten ileride milyoner oluruz hevesinde olacak, öyle ki işini bırakıp bu vaktini bu işe vakfedecek. intrapreneurship'de ise onun yerine kurumun mevcut kaynakları ile (8-5 çalışan ve bu işlerden hiç bir kendisine birşey düşmeyeceğini bilen çalışanlar ile) bu işi kotarırız formülü var.

    sonuçta, normal bir startup'un 6 ayda varacağı yere intrapreneurship programında 2 senede varıyorsunuz. normal startup 6 ayda yaptıkları yanlışlara ancak vakıf olup hızlıca değişiklik yaparken, siz 2 senede vardığınızda herhangi bir değişiklik yapma lüksüne sahip olmuyorsunuz, projeyi sakat atı vurur gibi sonlandırıyorlar.

    gene de buraya yazıyorum, bu işlere giren hevesli gençler bir zahmet itü çekirdek'e, workinton'a filan gitsinler, tam zamanlı bu işlere vakit ayıranların nasıl çalıştıklarını, hangi maliyet ve beklentilerle bu işe girdiklerini görsünler, sonra plazalarda haftanın bir günü müdürüm bu işe vakit ayırmama izin verir mi endişesi ile daha scaleble ve repeatable'ı bile bilmeden vakit öldürüp öldürmemeye karar versinler.

    olması gereken nedir, iyi örnek yok mu? var. eğer kurumun ana faliyeti pazarlama ve dağıtım kanalı olmaksa ve üretim kasları kuvvetli ise bir de ekibe uzun vadede ortaklık imkanı sunabiliyorsa ancak birşey çıkabilir. hep google örneği verilir, onun üzerinden anlatayım, oturmuş bir düzen var, kaynak var, para var huzur var firmada. en önemlisi adamlara bir işle gittiğin zaman ne yaptığını anlayan bir yönetim var. john hanke'nin gittiği güzergahı incelesin arkadaşlar. bu adam zaten google'dan önce keyhole'u (googlemaps in basiti) kurmuş google'a satınca google kardrosuna geçmiş. sonra googlemaps yaygınlaşınca bu sefer farklı fikirlerle gitmiş google'a . adamlar yatırım yapmışlar niantic'i kurmuşlar. bu adam taşşaklı, bu adama para yatırıp pokemon go gibi ürün çıkmasını sağlayan google yönetimi..
    şimdi türkiye'de bir firma söyleyin ki kendi ortadüzey yöneticisi veya üst düzey yöneticisine güvensin ver ona yatırım yapıp yeni şirketine ortak olsun. belki enteresan örnek olacak ama rönesans inşaat firması buna benzer bir metodla büyüyor..