şükela:  tümü | bugün
  • kişinin, başkalarının davranış ve özelliklerini kendi kimliği* içine aktarma ve benimseme süreci. ilk kez freud'un öğrencisi sandor ferenczi tarafından projeksiyonun tersi olan süreci tanımlamak için kullanılmıştır.

    (bkz: projeksiyon)
    (bkz: içyansıtım)
  • bireyin içinde tanımlanan mekanizmalar, sindirilmemiş dışsal yönler. birisinin rahatsızlıklarından dolayı kendisini sorumlu tutması.
  • sevilen veya nefret edilen objelerin kısmi veya bütün olarak içe alınmasıdır.
    freud “yas ve melankoli” eserinde özdeşleşmenin depresyonun oluşum mekanizması içindeki yerini göstermiştir .kaybedilmeye tahammül edilemeyen ama bir şekilde (ayrılık, ölüm sebebiyle) kaybedilen nesne ego’nun içine alınarak (introjeksiyon) korunur.
    bu nesneye karşı geliştirilen duygular ambivalandır. yani hem nefret hem de sevgi içerir.
    bu yüzden saldırgan duygular egonun içindeki nesneye ve dolayısıyla egoya yöneltilir. depresyonun öz suçlamaları ve hazsızlığı içe dönmüş bu saldırıdan kaynaklanır.
    içe alınan nesneye karşı ambivalan duygular kuvvetli değilse introjeksiyon işlemi sonrası yas dönemi yaşanır ama melankoli gelişmez.
    inkorporasyon ve internalizasyon isimli benzer iki mekanizma daha bulunmaktadır.
    inkorporasyon, genellikle oral bir nitelik taşır ve kanibalistik (yamyamsı) fantezilerle ilişkilidir.
    ilkel kabilelerde öldürülen düşmanların gücü kendilerine geçsin diye kalpler çıkartılarak yenirdi. bu gün de geçerli bir anane olan ölü ardından yemek verilmesi alışkanlığı, şamanist inançlardan yadigar olup yakınların ölenin ruhunu (gücünü) içe alma arzularını temsil edilmektedir.
    internalizasyonda içe alınan nesne daha bütünsel olduğundan daha organize, daha gelişmiş bir mekanizmadır.
  • ıntrojeksiyon psikanalizde kişinin çevresinin kişiye yönelik karşı sözlü ya da sözsüz, açık ya da kapalı değerlendirmelerini kendi bünyesine katması olarak adlandırılır. kişi başkalarının görüşlerini ve kendisi hakkındaki yorumlarını içselleştirir. örneğin anne ya da babası çocuğa zaman ayırıp sorduğu sorulara yanıt vermiyorsa bu çocuk tarafından anne ve babasının kendisine değer vermemesi olarak yorumlanacak ve introjeksiyonla kendisinin değersiz olduğuna kendisini inandıracaktır. sigmund freud'e göre bir savunma mekanizmasıdır. çocuklar her zaman yanlarında olmayan ebeveynlerinin kendileri hakkındaki görüşlerini içselleştirerek anne ve babaları sanki her zaman yanlarındaymış gibi davranırlar.