şükela:  tümü | bugün
  • 23.12.2008 tarihli milliyet pazar ekinde gençlerin ilişkileri ile ilgili duymak istemeyeceğimiz bir tespitte bulunmuş insan.
    söyleşiden alıntı:
    i.kuçuradi:sınıfta bazen soruyorum öğrencilerime: "sizler niye sık sık kız arkadaşınızı, erkek arkadaşınızı değiştiriyorsunuz?" şaşkınlık oluyor, bir şeyler söylüyorlar. sonunda onlara, düşünme malzemesi olsun diye, şunu söylüyorum:
    "siz o kişiyi, o kişi olarak sevmiyorsunuz, onunla arkadaşlık ederken bir ihtiyacınızı karşılıyorsunuz. o kişiyi o kişi olarak severseniz, yani sahip olduğu etik özelliklerden dolayı severseniz, onu değiştirme ihtiyacı duymazsınız. ama sizin bir ihtiyacınızı o anda karşılıyor diye beraberseniz, o ihtiyacı karşılamaz olunca başka biri onun yerini alır. çünkü onu o kişidir diye sevmiyorsunuz, kendinizi seviyorsunuz."
    mesele buna dikkat çekmek, bir şeyin farkına vardırmak: egoistçe insan ilişkileri ile değerlerin yaşandığı bir ilişkinin farkını göstermek.
  • üniversite birinci sınıftaydım. çankaya servisine bindim. sonra yaşlı sarışın bir teyze şöföre 'cinnahtan geçer mi?' dedi. şöför de 'geç teyzecim geç şöyle ön tarafa' diyerek kollarından tuttu ve oturmasına yardımcı oldu.

    yaklaşık bir hafta sonra kampüste aynı teyze bana merhaba canım dedi. bende merhaba teyze dedim. içimden de ne kadar sıcak kanlı bir insan diye geçirmiştim. sonra konuştuk bir kaç dakika yeni okula başladığımı falan anlattım.

    sonrdan fark ettim ebesinin nikahı gibi bir bilgi ve donanıma sahip bir insan olduğunu ama bu derece mütevazi olduğunu.
  • "yaşamda öyle anlar vardır ki iki değer çatışır. bu duraksatır insanı ama yaşam durmadığı için bir seçim yapmak gerekir. işte trajedi böyle bir şeydir." diyen bilim insanı.
  • cumhurbaşkanının türkçe'yi felsefe için yeterli bulmamasına cevaben;

    “biz türkçe felsefe yapıyoruz, yayınlarımız da var. ama belli ki kendisi bunu bilmiyor. şunu da söylemeliyim, türkçe bugün felsefe yapmaya çok elverişli bir dil. kullanılan terimler, batı dillerindeki gibi yüklü değil. bu da türkçe felsefe metinlerinin okura ulaşmasını kolaylaştırıyor”

    http://www.cumhuriyet.com.tr/…oruz_o_bilmiyor_.html
  • uğruna cezaevine girdiğim mükemmel kadın.

    olay şöyle; insan haklarıyla ilgili resim ve karikatür yarışmasına cezaevinden, sonunda birinciliğe ve üçüncülüğe layık görülecek çalışmalarla katılmış, ancak bir süre sonra tahliye olmuştum. çıktıktan bir hafta sonra bana "ödülünü cezaevinde vereceğim" diye haber göndermişti. çaresiz kabul etmiş, misafir olarak cezaevine girmiş ve ödülü "içeride" onun elinden almıştım.

    ve tekrar... "mükemmel kadın"
  • 1998'de bostonda yapılan 20.dünya felsefe kongresinde uluslararası felsefe kuruluşları federasyonu başkanlığına seçilen , en büyük rüyası olan 21.yüzyılın ilk felsefe kongresini türkiye istanbulda gerçekleştirme düşüncesini başaran, goethe madalyası dahil pek çok uluslararası ödül kazanan, aynı zamanda türkiye felsefe kurumu başkanı olan büyük ve saygıdeğer akademisyen, duayen...
  • insan ve değerleri adlı eserinde “bir kişiyi tanımamızda bize tek ipucu veren şey onun yapıp ettikleri, onun iç içe yürüyen değerleme ve değerlendirmeleri, fiilen yaptıklarıdır.” demiş düşünür.

    şurada (bkz: bir insanı en iyi tanımlayan şey/@istenc) bir kamyon dolusu yazarak anlatmaya çalıştığımı ioanna hocanın kaleminden okuyunca gurur mu duysam, derdimi kısaca anlatamayışıma mı yansam karar veremedim.
  • biraz önce, haber türk kanalı, "söz sende" programında söyleşirken, birden lafı ağzına tıktı, "son dakika" diye bir başka yayına geçti. ulan, bu gerilimli ortamda, çok önemli bir gelişme mi oldu diye, bir anlık endişeli bekleyiş sonrasında, başbakanın antalya konuşmasından bir kesit verdi; meğer, hocaların hocasının konuşmasını günlük siyasetin dedim, dedi siyaseti için kesmişler. hocaya çok ayıp ettiler; biz dinleyicilerine de.
  • 1996 çocuklar için felsefe yarışmasına jürilik yapmıştır. birinciliği kazanan çocuğun konusu: "dilimin sınırları dünyamın sınırları demektir" (bkz: ludwig wittgenstein) idi. çocuğun anlattığı ise thor adlı çizgi romandan bir diyalogtu. bu diyaloğun sonunda tanrılar tanrısı, thor'a: "tanrıların da bilemeyeceği şeyler vardır" diyordu. tanrıların aralarında geçen konuşmanın da dille lisanla bir ilgisi yoktu. thor'un herhangi bir macerasındaki diyalogdu. yarışma sonunda çocuk bu kompozisyonu sesli olarak okuduğunda jüri üyelerinin yüzüne yayılan o sıcak gülümsemeleri görmeliydiniz. neye, niye, nasıl diye sormamalıydınız.

    böyle de şahane bir insandı. hayır tamam beni birinci yapma ama öyle bir birinci seç ki ben de onun gibi olmaya çalışayım ileride büyük adam olayım di mi? ondan sonra sen o nesilden hayır bekle, gidip marksist diyalektik okumasını, kant'ı, hegel'i özümsemesini bekle.

    bu onun için küçük benim için ise büyük bir adımdı. unutmadan yazayım şu adreste (bkz: http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=2813) biyografisi de vardır.
  • türkçeyi cahilce aşağılamaya kalkanlara karşı türk olduğunu düşünenler suskun kalırken, cesurca sahip çıkan çok güzel bir insan.

    ilkel beyinlerinizdeki ayrımcılığınıza ne koydu be!
    bu utançla yaşamak en büyük ceza size.