şükela:  tümü | bugün
  • ders çalışmasi gerekirken bilgisayarin ve sozlugun cazibesine kapılanlar..
  • iradesiz, yapmayacağım dediklerini her zaman dolaylı bahanelerle yapandır.
  • derler ki söze sheakespeare ile girmek sünnettir. o hâlde demiş ki hazretleri:

    "kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak
    en çabuk unuttuğumuz şeydir her ne yapsak"

    her seferinde kendi kendime verdiğim sözleri unutsam da bir tek sheakespeare'nin bu sözü hep aklımın bir köşesinde. aklımın diğer köşesindeyse ezel'den bir sahne var: ömer'in eyşan'a "benden yüzüme bakarken mi vazgeçtin" diye ah ettiği sahne. her gün bilmemkaçkez aynada yüzüme bakıp dururken, aklımın bir köşesinde daima sheakespeare'nin sözü... irin irin nasıl da irademden vazgeçtiğimi izliyorum. irademin bu yitirilişini ve yitirilişin kavrayışını fark etmek de koyuyor bana.

    başka bir deyişle iradem ömer ise şayet, kendim eyşan oluyorum. günden güne ömer'i kaybettiğimi fark etmeme rağmen her gün bir kez daha irademe ihanet ediyorum. yine olsa yine ederim... gelelim, her ne kadar belli bir iradeye sahip olmak beni diğer varlıklardan daha fazla mutlu etse de ben yarın bir kez daha ömer'e ihanet edeceğimi biliyorum. işte bunu bilmek de o kadar acı verir ki eyşan'a... elimde olsa irademi iade eder, büsbütün ömer'siz olmayı yeğlerdim.

    sonrasına mesela, düşünüyorum marx'ın şu sözünü: "bir köylü kulübesinde bir saraydakinden farklı düşünülür." ve diyorum ki o zaman: şartlar değiştikçe işler de değişir. ama durun bir dakika... ben bunu dün de demiştim, ondan önceki gün de demiştim, ondan önceki günün öncesinde de... bu dediklerimi de hatırlayınca bu kez, anlıyorum ki ben yarın da aynı şeyi söyleyeceğim. yarın da sheakespeare'nin sözünü anımsayacak yarın da ömer'e ihanet edeceğim.

    bu entry'i ben yarın yolladım zaten, dün bu vakitlerde yazıp şimdi üzerine düşüneceğim. ve kuşkusuz bu entry bugün imal edilmedi, yarın imal edilmeyecek ve dün imal edilebilirdi. bundan dolayı, sizin önünüzde, yalnızca her gün bu entry'i girmeyi bileceğimi, bu entry'de bahsi geçen konu üzerine düşünmeyi bildiğimi ve tam da bu sebeple onun dışında başka bir şey bilemeyeceğimi söylemek isterdim. istiyorum.

    işi daha karmaşıklaştırmaya gerek var. ama dediğimi anlayan anladı. anlamayanlarsa anlayanlara anlattı. sheakespeare tam da benden bahsetmişti, senden bahsettiği gibi... o kadar iradesizsin ki demiş, kendi kendine verdiğin sözleri en çabuk unutsan da, "kendi kendine her seferinde sözler verdiğin eylemini" hiç unutmuyorsun, malumsun buna, mahkumsun ve de mecbursun bu hakikate demiş.

    baylar, sözlerim sizlere, irademi satılığa çıkartmak istiyorum... hem emlakçı parası yok, üstelik yıllarca o kadar çerçöple doldu ki içi, içinde istemeyeceğiniz kadar eşya var. o yüzden en ucuz fiyatı veren alır ve satışı başlatıyorum!.. ama demiş miydim? inanın muhtaç durumda olmasam, elimde olsa satmazdım irademi... iade ederdim.
  • 'sigarayi istedigim zaman birakirim ama istemiyom abi' diyenler
  • digiturk'ün fiyat politikasına kızıp, her sezon başında lig tv üyeliğini iptal ettirip, ancak birkaç hafta aradan sonra tekrar açtırandır.
  • bi kasiklada yetinmeyip koca kavanozu bitirenler (bkz: zeytin)
  • irade sahibi olmayan.
  • yok böyle bişi. inanıyorsan iradelisindir.
  • irade dışı.