şükela:  tümü | bugün
  • iran ailemdeki her bireyin aklında ve gönlünde farklı tanımlara sahip bir ülkedir.

    annem için;karmaşa,sıcak,ucuzluk,güzel kumaşlar,dev büyüklükteki halılar,baharatlar.

    babam için;tebriz köfte,kendovan balı,celo kebap,aromatik pirinç pilavı,ab guşt (kendin ezerek yediğin kuzu eti ve sebzeli yemek),büryan kebap,naneli ayran,lavaş,kavun suyu,macun tatlısı,ges tatlısı .yemek bittiği an başlayan nutuklar,''ilkel kominaal toplumlarda........kimse dinlemez devam eder.....iran turizmine hiç önem vermiyor......kimse dinlemez devam eder.....bakir alan çok fazla.....kimse dinlemez sorar: kavun suyu içelim mi?

    benim için,arkadaşım danial ,şems-i tebriz çarşısı,persepolis açık hava müzesi-milletler kapısı,kaya mezarları,şah-e çerağ türbesi,milli melik müze-kütüphanesi,khaju köprüsü,ali gapu sarayı,kırk sütun sarayı,imam meydanı,siosepol köprüsü,mescid-i kabud.
  • - abi iran var ya çok büyük bir kültür, öyle yazılanlara bakma bizden iyi durumdalar.
    - oğlum iran'da herkes istediği gibi takılıyor bakma her şey yasak dediklerine.
    - amerika'ya karşı duruyorlar diye adamlara kara propaganda yapıyorlar.
    - bütün dünya iran'ın daşşaklarını yesin.

    bu cümleler, telkinler ve hayatında iran'a gitmemiş, görmemiş, gidenden dinlememiş hadi onu da geçtim "iran hakkında biraz bilgi ver" desen ikinci cümleyi kuramayacak insanların avuntuları altında gittim iran'a. ben ki türkiye'den siktir olup gitmek hayaline yıllarını vermiş bir şahsiyetim, oturdum ateyist kafir halimle dua ettim türkiye'de doğduğuma iran'da doğmadığıma, ucuz kurtulmuşuz dedim.

    bir rejimin, bir yönetimin bir memleketi ne kadar boktan bir yer haline getirebileceğine tanık oldu bu gözler. insan hayatının doğuya gittikçe ucuzladığına, mükemmel bir potansiyelin nasıl heba edildiğine, özgürlük kelimesinin bizim diyarlardan dahi çok uzaklarda bulunduğuna şahit oldu.

    binlerce yasağı saymama gerek yok, "televizyonda enstrüman göstermek yasak" diyeyim anlayın siz durumu. "neden?" dedim kimse bilemedi. acaba hangi sakallı orospu çocuğu hangi enstrümanı götüne sokmak istedi tahayyül edemedim. zaten televizyonların hepsi de devlet televizyonu. sokakta gülen, muhabbet eden, birbirine gülümseyen insanlar yok. dünyanın en çok paramiliter gücü ve ajanı olan ülkelerinden olan iran'da herkes birbirinden korkar olmuş. insanların ruhu, umutları gibi evler, arabalar da yıkık dökük. ambargo fena vurmuş ülkeyi "acımadı kiii" diye yıllarca artistlik yaptıklarına bakmayın sarıklı piç kurularının.

    iş için gittiğim için beyaz yakalı kesimle de işçiyle de esnafla da muhatap oldum. yani ırkların, milletlerin bir grubun özelliği olmaz bireyin olur her zaman bunu savunurum da hakikaten genel olarak çok kral insanlar bir de. aynı bizim ülkemiz gibi durumları: okumuş etmiş kesimin çok büyük bir bölümü muhalif, bizim akit sürülerimiz gibi onların da devrimden nemalanan kitlesinin önemli bir kısmı bir baltaya sahip olamamış, eğitimsiz, cahil insanlar. tek farkı onlar bir insanın "muhalif" olduğunu kanıtlayarak ölmesine sebep olabiliyorlar. aynı bizdeki tayyip yalayıcıları gibi en çok yalakalık yapan saygınlık kazanıyor "dünyanın en kolpa devrimcileri"nin sathında. o yüzden iyice korkar olmuşlar muhalifler yobaz, fırsatçı orospu çocuklarından, gerekmedikçe birbirleriyle muhatap olmuyorlar.

    siyaset konuşmayı seven biri olduğum için "aman oğlum ağzını açma adamın götünü keserler orada" diye telkinde bulunmama rağmen dayanamadım. bizim elemana saydırırken salvomu gören fars kardeşlerim dayanamadı ve onlar da saydırmaya başladı rejimlerine. "lan adamlar nasıl böyle rahat konuşuyorlar, kumpas kurup sikmeseler bari." şüphelerimi de egale etmeye başladılar. beraberce bizim orospu çocuklarından girdik onlarınkinden çıktık fars ellerinde.

    gezi olayları'nı anlattım, onlar da ahmedinejad'ın ikinci kere cumhurbaşkanı seçildiği seçimlerden sonra çıkan olayları anlattılar. sepah denilen orospu çocukları sürüsü(ki siz onları "devrim muhafızları" olarak biliyorsunuz ki bu orospu çocuklarının ülkemizdeki karşılığı olan kurumu da), olayları "5 dakka içinde dağılın" şeklinde ilk uyarıdan sonra direkt kalabalığın üzerine ateş açarak sindirebilmiş. ölen onlarca kişinin haber yapılmadığı iddiaları o zaman da internet aleminde yayılmıştı konuştuğum insanlar da aynı iddialarını sürdürdüler. internet demişken, açık site bulursanız şanslısınız türkiye'deki tüm gazetelere varana kadar binlerce site sansürlüydü o kadar söyleyeyim. zaten "uygunsuz" bir siteye girmeye kalkarsanız sevgili devrimci piçler hemen sansür ekranıyla sizi karşılıyorlar. onlar da vpn'in, ip'nin, ktunnel'lerin kurdu olmuş. bu arada ahmedinejad'dan istisnasız hepsi ölümüne nefret ediyor. onun da malum şahıs gibi "babadan oğula nesil" olduğunu söylüyorlar. bilemiyorum ben onların yalancısıyım.

    yine tanıdık bir senaryo: ülkeden kaçabilen kaçmış, kaçamayan kalmış. codayi-i nadir ez simin'de asghar farhadi'nin de söylemek istediği gibi "hasta babalarını" bırakıp gitmeye vicdanı elvermeyenler de yok değil ancak siktirip giden ve gitmek isteyen doğal olarak çoğunlukta. asghar ferhadi demişken: sanat, edebiyat ve sinema da doğal olarak orospu çocuğu markajı altında. öldürülenler, kaçanlar, hapse atılanlar, ömür boyu işini yapma yasağı getirilenler bir değil beş değil bin değil iran'da.

    sepah denilen şerefsiz, onursuzlar sürüsünü de açalım biraz. iran'da bir sınırları vs koruyan normal asker var bir de bu çakal sürüsü var. bunlar malumuzun "toplumsal ahlak"tan sorumlu kesim. karıya kıza bakıyor musun, örf adet ve geleneklere uygun giyiyor musun, ya da sağda solda kafir kafir konuşuyor musun, mükemmel sistemlerine dil uzatıyor musun onun peşindeler. işlerinden ve rejim götü yalamaktan arda kalan zamanlarında ülkedeki fuhuşun, uyuşturucu kaçakçılığının, silah kaçakçılığının ve içki kaçakçılığının kontrolünü elde tutuyorlar. bu sektörleri döndürenler kodamanlarla beraber büyük oranda sepah'ın üst düzey piçleri. ülkede şu anda hepsi ihya olmuş durumda. bankaları bile var götü siklilerin.

    neyse iç karattım yeter biraz da ülkeye gelelim. gerçi nasıl içi kararmasın insan olanın amına goduğum yerinde. gördüğüm kadarıyla doğası mükemmel gerçekten, çok gezemedim ben aslında tahran ve hazar gölü'nün güneyi arasındaki bir kaç kent haricinde ama gördüğüm kadarıyla doğa genel olarak korunmuş bizdeki kadar anasını sikmemişler. yemekleri güzel zaten çok benzer etleri biraz daha yağlı sadece. her boka safran koymasalar daha güzel olacak ama tolere edilebilir. yabancısınız diye sikme denemeleri gelecek elbette biraz pazarlık yapın hemen iniyorlar. tahran'daki sarayları gezebilirsiniz, kuleye çıkmayın götüm gibi. azadi meydanını ve tejriş meydanını da gezebilirsiniz derbent'e mutlaka gidin.

    iran benim için gitmeden önce "doğu'da islam rejimi altında yönetilen bir ülke"ydi. artık "benim kafa yapımda, ruhu, fikri esir alınmış güzel insanların bulunduğu ülke". artık boş hümanizm mesajlarının işe yaramadığını öğretti bana hayat, "bir gün silahlanıp kendilerine bu zulmü çektirenlerin hepsinin götünden kan almalarını" dileyebiliyorum anca. iran'da bu entelektüel birikim var. ihtiyaçları olan maddi desteği ve silahı bulabilirler bir gün umarım. ayrıca iran bu haldeyse arap ülkeleri'ni düşünmek bile istemiyorum. yazık insanlar birbirlerine neler yapıyor amına goyayım.

    bu arada seviye fazla yükselmiş olabilir, kızları gerçekten taş gibi örtünün altından bile belli diyerek sözlerimi sonlandırmak istiyorum affınıza sığınarak. esmer tenler, kocaman kara gözler, kalın dudaklar, dolgun hatlar... oyş.
  • abd-iran anlaşmak üzere. bugün yarın açıklanır ve ambargolar kalkar.

    bundan sonra reza artık müteahhitlik falan yapar herhalde, kendisine gerek kalmamış olacak.

    iran piyasasının batıya açılmasıyla birlikte bizim şirketlere batılı rakipler gelecek

    türkiye'yi yunanistandan'dan çok daha fazla etkileyecek bu ülkedeki gelişmeler.
  • onumuzdeki 10 sene icerisinde abd'nin orta dogu'daki en has muttefiki olacak ulke.
  • iran abd'nin pekala sağlam müttefiki olabilir. ülkede aşırı muhafazakar bir insan grubunun olması çok da problem değil. mesela pakistan'da da var bu, abd ile sağlam müttefik olmalarına karşın özellikle istihbaratlarında ve polislerinde büyük bir el kaide sempatisi var ve abd'ye devamlı zorluk çıkarıyorlar. bin ladin'in yıllarca pakistan'da yaşamış ve en sonunda pakistan'da öldürülmüş olması tesadüf değil.

    şu an ışid'e karşı gayrıresmi olarak mücadele ediyorlar zaten. iran türkiye'den daha büyük müttefik bu konuda.

    israil abd için çok önemli de, komplo teorilerinin aksine abd'yi israil yönetmiyor. abd çıkarları iran'ın müttefik olmasını gerektiriyorsa abd ikisiyle de müttefik olur. israil abd'ye çok zarar vermeye başladı, belki dengeleyici bir unsur bile olabilir, dahası iran'ın rusya'dan istediği gibi silah alabilmeye başlamasıyla birlikte bu kes de iran denince tüyleri diken diken olan arap ülkeleri ve israil de abd ve avrupadan daha da fazla silah alımı yapacak - ki bu konuda haberler gelmeye başladı bile.

    iran'ın dünyaya açılması harika bir pazar olacak, ayrıca iran'ın oldukça iyi eğitimli genç nüfusu da iran'ı basit bir petrol zengininden çok daha öteye taşıma potansiyeline sahip. heriflerin bu kadar kısıtlı internetine ramen ülkede bir sürü internet girişimi varmış mesela.

    çok geçmeden bölgenin kıralı olur iran. bizimkiler de ayağını denk almazsa şimdikinden bile daha önemsiz bir hale geliveririz.
  • hasan ruhani dönemi dış politikasına dair bir yazı; https://www.foreignaffairs.com/…t-iran-really-wants
  • viyana anlaşmasından sonra rusya enerji performansını kaybedecek mi?

    iran ve p5+1 nükleer müzakerelerinde çözüm yolu bulmakta en çok çaba gösteren ülkelerden birisi kesinlikle rusya’dır. ancak müzakerelerin başarıyla sonuçlanması ve bir anlaşmaya varılması durumunda rusya için nelerin olacağı düşündürücüdür. belki de bundan dolayı, rus politikacılar bazı konularda çekinceli yorum yapmayı tercih ediyorlar.

    bloomberg, petrol uzmanları, müdürleri ve uluslararası bankalar ile nükleer anlaşmadan sonraki durumu değerlendirerek şöyle bir kanaat getiriyor; “uluslararası yaptırımların kalkmasıyla birlikte, iran kesinlikle petrol piyasasındaki gerçek değerini yakalayacaktır. dolayısıyla, suudi arabistan ve rusya başta olmak üzere, gerek opec, gerekse uluslararası enerji pazarında bulunan diğer aktörler avantajlı konumlarını kaybedecekler. çünkü iran, petrol üretiminde opec üyeleri arasında 2. ve doğalgaz rezervlerine adına da dünyanın başta gelen ülkesi sayılıyor. bundan önce rusya en başta yer alırken, south pars zone doğal gaz rezervlerinin belirlenmesinden sonra iran ilk sırada yer almaktadır.”

    birçok enerji uzmanlarına göre, rusya ile iran, ab pazarında kıran kırana rekabete gireceklerdir. fakat rusya’nın batı dünyası ile yaşadığı siyasi sorunlar ve ambargolardan dolayı, iran’ın önü açılmış vaziyette görünmektedir. ab’nin 2012 yaptırımlarından sonra iran’ın bu kıtaya normal enerji akışı sekteye uğramış, ardından abd’nin kararı ve bm’nin yeni yaptırımlarıyla iran artık petrol ve doğal gazını satamamıştır. 2011 yılında iran’ın petrol satış miktarı günlük 3,6 milyon varil iken, 2014 yılında 2,5 milyon varile düşmüştür. başka bir deyişle, iran’ın enerji ihracatının üçte biri azalmıştır.

    geçen günlerde ekonomi kriziyle karşı karşıya kalmış olan yunanistan, kurtuluş yolunun bir nebze de olsa nükleer müzakerelerin sonucuna bağlamaktadır. zira müzakerelerde olumlu sonuca varıldığında, yunanistan enerji sektörü kollarını iran enerji pastasından payını almak için sıvayacaktır. nitekim, “iran’a karşı ambargoların kaldırılmasından sonra normal faaliyetine geçtiği kesindir. dolayısıyla, enerji piyasasında ağır petrol miktarı kayda değer ölçüde çoğalacaktır. bu, ab rafinerleri için iyi olduğu gibi, bizim ülkeye de pek çok yönden katkısı olacaktır.” diyen yunanistan petrol ürünleri şirketi müdürü dimitris rapidis, konun önemli olduğunu bir kez daha açıklamıştır.

    burada önemli bir konuyu ilave etmeliyiz ki, yunanistan ambargolardan önce ab’nin petrol ihracatının % 25’ni iran’dan yapıyordu, fakat ambargoların uygulamasından sonra rusya oral bölgesi petrolü iran petrolünün yerine geçmiştir. bu nedenle yunanistan, bu kez avrupa birliği’nin fosil enerji gereksinimini rusya petrol şirketinden alarak kıtanın yakıt ihtiyacının % 30’nü almaktaydı. işte bu durumu karşılaştırdığımızda, rusya ambargo altında kaldığına göre, nükleer müzakerelerin olumlu sonucundan sonra ibreler tekrardan iran’a doğru dönebilecek ve ab’nin enerji kaynağı tekrar iran’dan karşılanacaktır.

    bloomberg, iran ile rusya arasında enerji ve ekonomi rekabetin kaçınılmaz olduğuna değinirken, iki ülke arasındaki politik uzlaşı, özellikle bölgesel ve uluslararası çapta ortak stratejik hedeflerinin olduğunun da altını çiziyor. çünkü iran ile rusya’nın gerek ortadoğu, gerekse ab’ye karşı ortak menfaatleri vardır ve bundan dolayı her iki ülke müttefik haline gelmiştir. ama önemli noktaysa rusya’nın gelişmiş silah üretimi potansiyeli ve üstünlüğüdür.

    yıllardan beri rusya siyaseti hep iran’dan yana olarak, bu ülkenin silah gereksinimlerini karşılamıştır. özellikle iran-ırak savaşı’nın 3. yılından itibaren iran’ın pek çok teknolojik ihtiyacını ister uçak, ister tank vs. olarak sağlamıştır. tabii bu arada iran savunma bakanlığı’na bağlı olan savunma teknoloji ve sanayi sektörü ise kendi bünyesinde birçok yönden gelişip, günümüzde uzak menzilli füzeler ve hatta uzay mekikleri üretimine başlamıştır. buna rağmen, iran savunma sisteminde henüz yeni ürünlere ihtiyaç duyulmaktadır. s-300 balistik füzelerin alışveriş konusu da bundan ibarettir. ayrıca, viyana’daki iran ve p5+1 müzakerelerinde rusya ve çin ülkelerinin anlaşmayla birlikte eş zamanlı olarak silah alım ve satım yaptırımlarının da kaldırılması niyetleri de işte bu nedenledir. rusya enerji sektöründeki pazarını iran’a kaptırsa bile, silah pazarını tercih etmesi pek akla yatkın görünüyor. zira milyarlarca silah satımı ve iran aracılığıyla üçüncü ülkelere satışı kolay olacaktır.

    viyana müzakerelerinin 9 temmuz sürecinin sona ermesiyle birlikte hâlâ diyalogların devam etmesi zaten bu sorundan kaynaklanmaktadır. iran enerjisinin ab piyasasına aktarılması sadece rusya değil, birçok afrika ve güney afrika şirketlerini de sarsacaktır. petrol sektörü uzmanlarınca, suriye ve ırak’taki olaylar ve iç savaşlardan dolayı petrol ihracatının normal akışı sıkıntıya girmiş, akdeniz bölgesindeki akış duraksamış, libya kaynaklı enerji ise güney sudan korsanlarının tehdidi sonucu pek çok miktarda düşmüştür.

    dolayısıyla, bu vaziyeti dikkate aldığımızda kesinlikle iran, nükleer müzakerelerden sonra enerji ihracatında atağa geçecektir. nitekim iran petrol bakanı bijan namdar zanganeh, mayıs ayında gelecek 6 ay içindeki programlarını açıklarken, ab ve asya piyasasına tekrardan aktif şekilde döneceklerini açıklamıştır. iran petrol bakanı, ayrıca opec’in 5 önemli üyesine yazılı nota ile önümüzdeki günlerde iran’ın ihracat hacminin yükseltilmesini de talep etmiştir. tercih ve planlanmış ihracat kapasite ise günlük olarak 4 milyon varil olarak planlanmaktadır. zaten iran’ın 2008 yılında ürettiği ve ihraç ettiği potansiyel zaten bu orandaydı.

    rusya’nın oral bölgesindeki petrolünün teknik spekt ve özelliği aynen iran ürünü gibidir. işte bunun için ab, oral bölgesi ürününü tercih etmişti, fakat ukrayna olaylarından sonra rusya’ya karşı uygulanmış yaptırımlardan dolayı, ab bu ürüne pek fazla meyil göstermektedir. işte bu alternatif de diğer faktörlere ek olarak dikkate alındığında, iran’ın piyasadaki konumu ve özelliğini daha da netleşiyor. unutmayalım ki, ırak petrolü de birçok yönden iran petrolüne benzemekte, ancak ırak ülkesinin siyası dengesizlik ve sorunlarından dolayı bu rekabette pek fazla etkilenmeyecektir.

    sonuç olarak, iran’ın enerji piyasasına geri dönüşü kimisini olumlu, kimisini ise olumsuz etkileyecek, ama nihayetinde tüm ülkeler kendi çıkarlarını korumak amacıyla günümüz uluslararası dengesinde biraz da olsa sarsılıp, kendine yeni düzen vermek zorunda kalacaktır. iran’ın aktörlüğünün ise, pek çok yönden -en azından bölgesel sorunların- çözüme götüreceğine inanılıyor.

    prof. dr. ghadir golkarian

    uluslararası ilişkiler ve ortadoğu uzmanı

    yakın doğu üniversitesi öğretim üyesi

    kaynak: http://politikaakademisi.org/…ansini-kaybedecek-mi/
  • iran'ın yükselişini şii hilali yükseliyor deyip baska inanclara da saldırı gibi göstermek iran'ı ve iranlıları tanımamaktır.

    iran islam devrimi gerçekleştidiginde, özellikle medrese mollaları rahmetli imam humeyni'ye gelerek, bu şii devrimidir diye tebriklerini sunarlar. imam humeyni ise bu devrimin bir şii devrimi olmadıgını, bu devrimin bir islam ınkılabı oldugunu ısrarla vurgulamıştır.
    her kazançtan sonra kaybedenleri tehtid etmek acizlerin işidir. bazen senin kazancın, başkaları farkında olmasaa bile onların da kazancı olabilir.
    her rekabetin bir kazananı varsa bir kaybedeni olmayabilir. bazen ikisi birden de kazanabilir.
  • su an avrupa birliği ile müzakere yapıp medeni seviyelerde adımlar atiyor. bizimse sarayimiz var
  • çok şapşik bir ülke galiba: https://www.youtube.com/watch?v=_2legowbzsc