şükela:  tümü | bugün
  • "(...) *bir yandan da tahran'da büyük bir kentsel gelişim başlattı ve (mirza salih'in izinden giderek, ilk kez 6 şubat 1851'de yayıma başlayan) ilk ulusal gazeteyi kurdu. (...) elbette, yozlaşmış kaçar aristokrasisi bu faydalı hizmetlerin hiçbirini cezasız bırakmadı; emir kebir 10 şubat 1852 pazar günü nasreddin şah'ın* emriyle öldürüldü." hamid dabashi - iran ketlenmiş halk

    "babiliğin taşıdığı ideolojik bayrak, tarih boyunca kent ve köy ayaklanmalarını daima tetiklemiş olan binyılcı şiilik mezhebiydi. (...) şiiliğin bu radikal yönünün on dokuzuncu yüzyılda yeniden kuramlaştırılmasında rol oynayan başlıca şahsiyetlerden biri, islam öğretisindeki cismani dirilişi reddetmesiyle bilhassa ortodoks ruhban camiasını kızdıran şeyh ahmet ahsai'dir (1753-1826). şeyh ahmet ahsai'nin ölümünden sonra öğrencisi seyyid kazım reşti (d. 1843) onun kayıp imam ile mümin cemaati arasında bir bağ olduğu şeklindeki savını devralarak, bu insani bağın müslümanların adaletsizliğe karşı dünyevi bir zafer kazanmasını sağlamak üzere tecessüm edeceği vaadinde bulunmuştur. seyyid kazım reşti'nin öğrenci ve müritlerinden biri olan seyyid ali muhammed (d. 1850) bu görüşü alıp mantıksal sonucuna taşıyarak, kayıp imamla şii müminler arasındaki insani bağın bizzat kendisi olduğunu ilan edivermiştir. (...) -yani, kayıp imamla şii cemaati arasındaki "geçit" ya da "kapı" anlamına gelen "bab" sıfatıyla- anılmaya başlanmıştır. (...) bab ise bu popülerliğinden faydalanıp işi büyütmüş, kendini birdenbire "vaat edilen kişi" ya da beklenen mehdi olarak adlandırmış ve kitabı bayan'ın kuran'dan üstün olduğunu ve onu geçersiz kıldığını ilan etmiştir. sonunda ali muhammed bab'ın çizmeyi aştığını düşünen kaçar devlet görevlileri 7 temmuz 1850'de ruhban sınıfından destekçilerinin de onayıyla devrimci lideri kurşuna dizmiştir." agy

    "babiler arasındaki belki de en dikkat çekici sahsiyet, görülmedik bir cesaret, zeka ve hayal gücüne sahip, devrimci bir kadın olan tahire gorret el-eyn'di (1817-52). tahire gorret el-eyn vukuflu bir ilahiyatçı ve cesur bir devrimci liderdi - on dokuzuncu yüzyıl iran'ının rosa luxemburg'uydu o. gerçekleştirdikleri devrimci isyanlar sırasında babilerin ilkel bir sosyalizm biçimini yaşatmaya çalıştığı yolunda tarihsel kayıtlar bulunmaktadır." agy

    "seyyid cemaleddin afgani (1838-97) gibi radikal islamcılar iran'daki babi hareketi ile tütün isyanı'nın siyasi içerimlerini sömürgecilik karşıtı daha geniş çaplı devrimci isyanlara taşımıştır." agy

    "oysa sömürgecilik hem siyasi hem ekonomik bağlamda demokratik kurumları kendi evi olan avrupa'da ayakta tutarken, endüstriyel büyümenin yarattığı sermayeyi dünyanın geri kalanından uzak tutmaktadır. işte bu nedenle demokratik kurumların sermayenin kozmopolit odağında bulunup sömürgelerde bulunmaması aynı madalyonun iki yüzüdür ve küresel kapitalizmin temel paradoksunu oluşturur." agy

    "(...) bütün iran ulusu ile onların özgürlük mücadelelerini anlatan tarihçilerce hala minnetle anılan iki sıradışı amerikan vatandaşı vardı. bunlardan biri 1909'da tebriz isyanı sırasındaki çetin bir muharebede (çoğu kendi öğrencisi olan) bir iranlı savaşçı alayına önderlik eden, hıristiyan misyonerlikten dönme bir devrimci olan howard conklin baskerville*; diğeri ise 1911'de iran maliye bakanlığı'nda devrim yaparak, iran'ı ingiliz ve rusların sömürgeci boyunduruğundan kurtarmaya çabalamış bir mali danışman olan william morgan shuster'dir." agy

    "celil muhammed gülizade* (1869-1932) tarafından 1906'da kafkaslar'da kurulan molla nasreddin de iran'da sömürgecilik karşıtı modernliğin yükselişinde keza çok önemli rol oynayan sıradışı mecmualardan biriydi." agy

    [edward said'den önce frantz fanon ve antonio gramsci de, madunların davasını başlatması gereken gramsci'nin yerinde bir ifadeyle "sorelvari* yarılma ruhu" dediği şeyin zorunluluğuna dikkat çekmiştir. edward said tahakküme karşı (somut) direniş eylemleri olarak kültürün ve bilhassa edebiyatın önemini bütün diğer sömürgecilik sonrası teorisyenlerden daha fazla vurgulamış ve kuramlaştırmıştır. daha sonraları said'in hayatındaki en belirleyici tema halini alan edebi hümanizm, tıpkı "alçaltıcı yaraların izleri [ve] farklı uygulamaların kışkırtıcısı" gibi, şimdinin kendiliğindenliği ile revize edilmiş bir geçmişin baştan düzenlenişini yaratıcı bir şekilde birleştirmelidir ki devrimci özgürleşme hareketi ortaya çıkabilsin ve ayakta durabilsin.] agy

    [hicvin meşrutiyet dönemindeki siyasi seferberlikte önemli bir rol üstlenmesi, dönemin düzyazı ve şiiri açısından son derece belirleyici olmuştur. mirza ali ekber tahirzade sabir (1862-1911) bu dönemde hiciv şiirinin en göz alıcı örneklerini verdi. sabir şiirlerini çoğunlukla azerice yazmasına ve molla nasreddin'i kafkaslar'da yayınlamasına rağmen, evrensel bakışıyla devrim iran'ında geniş bir okur ve hayran kitlesine ulaştı. (...) bu dönem üzerinde çalışan bir edebiyat tarihçisinin de ortaya koyduğu gibi, "sabir'in şiiri mutluluk ve ışığa yakılan bir türkü, özgür, saygın ve onurlu bir yaşama yazılmış bir şarkıdır." (...) mümtaz meşrutiyet dönemi tarihçisi janet afary'nin de doğru bir şekilde dikkat çekip belgelediği gibi, *meşrutiyet devrimi (kadınıyla erkeğiyle) iranlı, azeri, türk ve ermenilerin -yerli ve yabancı- zorbalığa karşı onurlu bir başkaldırı başlatmak üzere birleştiği son derece çokkültürlü ve çoğulcu bir harekettir.] agy

    "kuşkusuz, tahran üniversitesi aynı zamanda kum ve meşhed'teki ilahiyat okullarının seküler muadili işlevi de görüyordu. böylece ortaya birbirine tamamen zıt iki eğitim sistemi çıkmıştı; birisi neredeyse münhasıran pehlevi hükümetinin kontrolü altındayken, diğeri özerk denilebilecek bir ruhban kurumunun denetimindeydi." agy

    "sohrab sepehri (1928-79) kitabının 1951 tarihli yayımından sonraki otuz yıl içinde, halkına gizli bir dünya hayalini sunan, gözünü açsa göreceği denli yakın, unutamayacağı kadar kıymetli olan -ve ona akıl dışılıktan beslenen bir çağın siyasal bayağılığından çok daha fazlasını sunan- yanı başındaki bir dünyanın ufuklarını açan şiirlerini ve resimlerini yayımlamaya devam etti. sekiz cilt dolusu şiir ve birbirinden güzel resimlerle dolu küçük bir müze ile noktalanan muhteşem kariyeriyle, sohrab sepehri, haysiyeti ve şerefi uğruna sokaklarda durup dinlenmeden mücadele veren bir halka huzur ve dinginlik, zarafet ve güven aşıladı. sohrab sepehri mücadeleyi ne reddetmiş, ne de onaylamıştı. insanların haysiyetlerini yitirmekten korkmasının söz konusu olmadığı güzellikte bir dünyanın şiirsel temellerini atmakla meşguldü o." agy

    ["yaşamalıyız. her yer kızıl gelinciklerle kaplanana dek." geçenlerde sepehri'nin* bu dizesini iran'daki bir çölün ortasında, meçhul bir sonsuzluktan diğerine yolculuk eden bir kamyonun arkasına işlenmiş olarak gördüm.] agy

    "birinci ve üçüncü şii imamları olan emir'el'müminin* ali bin ebi talib* ile hüseyin ibn ali, müslüman dünyasında evrensel sevgi ve koşulsuz takdirin simgeleri olarak dinci seküler ayrımının ötesindedirler. bilhassa imam hüseyin zorbalık ve adaletsizliğe karşı devrimci direnişin neredeyse evrensel takdir kazanmış figürüdür." agy

    "muhammed gaffari gibi başka tiyatro yönetmenleri de taziye oyunlarını, avrupa tiyatrosu ile avangard tiyatroya da yer veren şiraz sanat festivali'nin son derece başarılı bir unsuru haline getirmişti. daha yakın dönemlerde ise iran'ın dünyaca meşhur tönwtmeni abbas kiarostami de taziye oyunlarının yaratıcı uyarlamalarına ilgi göstermiştir." agy

    "(...) şiilik bir protesto dini olarak islam'ın özünü kusursuz biçimde yansıtır ve ancak kendini devrimci bir tasarı olarak konumlandırdığı müddetçe geçerliliğe ve meşruiyete sahip olabilir. islam (şiilik) egemen bir devlet ideolojisi haline geldiği anda, kendiyle çelişmeye başlar. siyasi ve öğretisel islam tarihinin tayin edici paradoksudur bu. sonuç olarak islam cumhuriyeti islam'ı zorba konumuna getirmiş ve en nihayetinde islam'ın kendisini geçersiz kılmasına ve -en temel dayanaklarına kadar öğretisel ilkelerinin- yerle bir olmasına yol açmıştır. emevilerden (661-750) abbasilere (750-1258) kadqr büyüklü küçüklü islam imparatorlukları* ve hanedanlıkları arasında , islami baglamda temelden sarsılmayan ve kendiyle çelişkiye düşmeyen tek bir islami yönetim biçimine dahi rastlanmaz." agy

    "iran'da son derece kusurlu da olsa demokrasi vardır. yönetici ruhban elit kesim, seçimle işbaşına gelmemiş, bütünüyle gayrimeşru teokratlardan oluşan bir asalaklar grubudur- öte yandan bunlar taban demokrasisini ortaya çıkaran bir siyasi sürecin parçasıdır. bu demokrasi çatlaklarla doludur ve kurumsal anlamda islam cumhuriyeti'nde belirleyiciliğe sahip gayri demokratik bir dizi kurumun gölgesindedir; yine de iran'ın kaderine bir kral veya diktatör, bir amerikan imparatoru veya iran şahı değil, halk yön vermektedir. (...) iran demokrasi düzeyi bakımından suudi arabistan, kuveyt, mısır ve ürdün gibi (hepsi de abd müttefiki olan) gayri demokratik bölge devletlerinin birkaç ışık yılı ötesindedir. abd'nin yakıp yıktığı ırak ve afganistan'la karşılaştırıldığında, iran bölgenin umut ışığıdır. filistinlilerin acıları üstüne kurulu bir yahudi devleti olan israil'in (apartheid) rejimiyle yan yana konduğunda iran bölgenin eşitlik ve adalet simgesidir. ruhban sınıfının denetiminde, son derece baskıcı, kabilelere ayrışmış, siyaseten hizipleşmiş, muhalif görüşlere fazlasıyla hoşgörüsüz, ürkütücü ölçüde kadın düşmanı ve ortaçağdan kalma islam cumhuriyeti tarafından yönetilmesine rağmen, iran'ın yine de bölgenin en iyi durumdaki devleti olması, dünyanın bugün geldiği noktaya dair en üzücü yorum olsa gerek." agy

    "new york'a sırtımı verip, yüzümü (alışılmadık durgunluk ve grilikteki) nehre çevirdim ve mesnevi'den rasgele* bir sayfa açıp kendi kendime yüksek sesle okumaya başladım:

    milletlerin savaşları hep iyilik uğruna
    cennet ağacının bereketini hatırlatıyor çıplak dallar
    insanların öfkesi hep barış arzusundan
    huzura kavuşmanın sırrı hep kargaşa yaşamakta
    surata inen silleler şefkatli okşayışlar aslında
    tüm şikayetler minnettarlıktan
    düş tekin içine de var evrene
    her zıtta onun tam aksini kokla
    savaşlar barış getirecek kuşku yok buna" agy

    "sömürgecilik sermaye birikiminin işleyişinde tesadüfi değil, tayin edici bir yere sahiptir. sermayenin küresel işleyişine ahlaki ve normatif anlamda geçerlilik veren ideolojik eğilime modernlik*, dünyanın geri kalan çoğunluğunun bu modernlikle tanışmasına aracılık eden şeye sömürgeci modernlik demek gerekir. (...) halen çözümlenmeyi ve soruşturulmayı bekleyen küresel bir tehlike ve vaadin kod adı olan modernliğe dair okumam "gelenek" ile "modernlik" arasındaki mutat kategorik ayrıma bütünüyle aykırı düşüyor." agy

    "sömürgecilik sonrası mevzilerde sömürgecilik karşıtı modernlik diye sunduğum şey, kapitalist odaklardaki postmodernliğin muadilidir. ne var ki postmodernlik ahlaki ve siyasi failliği normatif nihilizmin kıyısında yerle bir ederken, sömürgecilik karşıtı modernlik bu failliği normalleştirilmiş bir başkalığın kıyılarında meydana getirmekte, haklı kılmakta ve teorileştirmektedir." agy

    "iran tarihinin büyük bölümüne temel teşkil eden kozmopolit kültür son iki yüzyıldır ne bütünüyle islami ne de islamcılık karşıtı, ne münhasıran ulusçu ne de ulusçuluk karşıtı, ne salt sosyalist ne de sosyalizm karşıtı olan bir nitelik taşır." agy

    "farklı türden bir ulusçuluğun açık belirtisi olan (kürt, azeri yahut iranlı arap gibi) alt-ulusal kategoriler ırksal, etnik ve kabilesel yakınlıklar yoluyla bu kozmopolit ulusçuluğun coşkunluğunu yıkıma uğratır. söz konusu yakınlıklar en parçalayıcı ve baltalayıcı sonuçlara yol açarak kozmopolit ulusu kabilesel formasyonlara indirger. şayet iran, türkiye, ırak ve suriye'deki kürtler biraraya gelip katışıksız bir kürt ülkesi oluşturacak olsaydı, etnik açıdan arıtılmış bir ulus-devlet bugün iran'a hükmeden ruhban kabileciliği modelini şiddetlendirmekten başka işe yaramazdı." agy

    "islam kültürü münhasıran islami değildir - islam alanında söylenip yapılan her şeyin kuran vahyine ve peygamber hadislerine dek izi sürülemez. islam kültürü dediğimiz şeyi tayin eden, teoloji ve şeriattan islam felsefesi ve mistisizme kadar uzanan teknik açıdan islami söylemler çokluğundan ibaret değildir." hamid dabashi - iran ketlenmiş halk

    (ilk giri tarihi: 19.12.2019)

    (bkz: emir kebir/@ibisile)
    (bkz: babilik/@ibisile)
    (bkz: mirza habib)
    (bkz: the adventures of hajji baba of ispahan/@ibisile)
    (bkz: mirza reza kermani/@ibisile)
    (bkz: mirze elekber sabir/@ibisile)
    (bkz: dehhoda)
    (bkz: ahmed şamlu/@ibisile)
    (bkz: ferruh yezdi)
    (bkz: sohrab sepehri/@ibisile)
    (bkz: ayetullah montazeri/@ibisile)
    (bkz: humeyni/@ibisile)
    (bkz: haşimi rafsancani/@ibisile)
    (bkz: mahmud ahmedinejad/@ibisile)
    (bkz: hans-georg gadamer/@ibisile)
    (bkz: nima yuşic/@ibisile)
    (bkz: giorgio agamben/@ibisile)