şükela:  tümü | bugün
  • anadoluda, ıncığını cıncığını çıkartmak anlamında kullanılan kelime.
  • (bkz: analiz)
    (bkz: tespit insani)
  • bir olay veya durumun kökenine inerek, kimi zaman içinden çıkılmaz bir hale sokarak, incelemek.
  • enfes kelime. hemen aklımdaki ataşlanmış fotoğrafını nakşedeyim: yere çömelmiş bir çocuk, elindeki sopayla topraktaki böcek gibi bir şeyi dürtüklüyor. böcek belli ki hareket ediyor, kaçmaya çalışıyor, çocuksa anlamaya. sopanın ucuyla sırtüstü çeviriyor bacaklarını oynatışına, karnına bakıyor. sopanın ucunu yaklaştırıyor, bacaklarının sopayı hemen kavrayışına bakıyor. zarar vermek yok, nazikçe. evirip çevirip impuls verip tepki ölçüyor sadece, anlamaya çalışıyor. (tekrar zoom out) vakit güneşli bir öğle sonrası, çocuk fotoğrafın ortasında ama az sağ alt köşeye doğru. soldansa çarpuk çurpuk bir yol uzanıyor, karede yarısı çıkmış bir at arabası geçiyor o anda.. neyse. işte buna irdelemek denir. (didiklemekteyse çocuk az önce şaplağı yemiş, sümüğünü çeke çeke çömelmiş oraya, bakışları kızgın, içinden söylenip duruyor, aklı başka yerde. böceği dürtüklüyor ama görmüyor, her an karnını bile deşebilir. analizde sağ üst köşede çocuğa bakan ayşe var, çocuk ondan kasılıyor biraz, bilmiş bilmiş dürtüklüyor böceği. arada hmm falan diyor. ayşe meraklı da yaklaşmaya çekiniyor, eteği soluk kırmızı. of yeter)
  • hırpalamak, zedelemek (boyabat-sinop yöresi).
  • bazı klas sınavlarda bazı soruların sonuna "... neden ve sonuçları ile birlikte irdeleyiniz." şeklinde şukela bir ifadenin içerisinde yer alan kelime.
  • (bkz: aykut kocaman)
  • "bir şeyi 50 kere söylersen başına gelir" lafını doğrulayan kelimedir.

    (bkz: aykut kocaman)
    (bkz: trabzonsporun penaltıları irdelenmeli)
  • çoklu analiz yapmazsa ölecek hastalığına yakalanmış insan eylemidir.
  • iyimser ile kötümser:

    aslında umutlu/iyimser olma ile umutsuz/kötümser olma eşit ölçüde olgulardan (istatistikten ve deneyimden) bağımsız, içsel yani sanal kaynaklılar. içsel/kişiliksel olan bunların kökü erken çocukluk dönemi ve ailedeki büyüme öyküsü bakımından yine olgusal olanla (deneyimle) birleşiyor. orada ise olgusalın yönü ve yönetimi denetlenemiyor, rastlantısal kalıyor. can suyu diyebileceğimiz anne (anababa) ne benzersiz bir ilk hız (ilk etki) vericidir, hayret!

    bu durumda düzeltici-onarıcı deneyimler, kurulmuş zemberek gibi keyfi giden insanoğlu için altın veya gömü değerinde. hani yaşamın bazen kötü başlayan darbelerinin bizde umut dinamiği yaratacak bir yön kazanması gibi. bir de dönüşüm ebeliği yapan terapi, yardımlaşma mesleklerinin değeri o seyrek yaşanabilen viraj alışlarda saklı. daha düzensiz olarak olağanüstü haller, toplumsal histeriler, bir de devrim dönemleri yüksek potansiyelli trafolardır denebilir. mucizenin başka terimlerle tanınması ve irdelenmesi bu.

    (bkz: irintilemek)