şükela:  tümü | bugün
  • robert bly'ın türkçe'ye "sert erkek güçlü erkek" adıyla çevrilen ünlü kitabının adı.
  • amerika'da 1950'lerden itibaren değişim gösteren erkek algısını, mitler ve masallar üzerinden akıcı bir dille inceleyen kitap.

    türkçeye sert erkek güçlü erkek olarak sikko bir şekilde çevrilmiş.
  • /.../ 18. yy spiritüalisti polonyalı baal shem tov genç öğrencileri otuz beş yaşına gelmeden bazı metinleri okumasına izin vermezdi. bazıları erkeğin yaşamındaki ilk yarısındaki görevinin maddeyle ilişkisi olması gerektiğini savunur: bir zanaate hakim olsun, odunla, yeryüzüyle, rüzgar ve ateşle arkadaş olmayı öğrensin. jung zürih'te bir tedavi merkezi açtığında başka bir alanda, kariyerinde başarı göstermemiş insanları kabul etmezdi, otuz beş ya da üstü sınırı demenin bir başka yolu.

    ortaçağ avrupasının kıt kültürü, gençlere pek yükselme imkanı tanımazdı. günümüz gençleri için bu konuda çok az sınırlama var. bolluk, caka satma kültürü içindeki gençlerin ihtiyaç denen tanrıça konusunda neredeyse bir fikirleri yok.

    /.../ üç kelimenin ışığı altında inceleyeceğiz: pasiflik, naiflik, uyuşukluk.

    binlerce yıl boyunca erkekler ve kadınlar başardıkları işlerden dolayı birbirlerine hayran oldular, tehlikeli bölgelere girdiler, cesaretlerini şelalelere taşıdılar, yaban domuzlarını kuyruklarından yakaladılar. biliyorlardı ki, ancak başarılı olurlarsa çocuklar rahatça uyuyabilir. şimdi yaban domuzları çiftlerde evcil hayvanlar oldu. şelalelerden akan nehirler ise modern sanatlar müzesinin arka bahçesinde.

    insanlar hayvanların bölgesine girme cesaretini göstermişlerdi, onlarla boğuştular, ruhlarıyla savaştılar, bazıları şaman oldu, spiritüel alana da girdi, ruhları kandırmak için mücadele etti.

    insanlara büyüleyici girişkenliklerinden dolayı hayran oldular, uçsuz bucaksız okyanuslara atıldılar, kayalıkların arasında çiftlik kurdular, yeni bir iş hayal edip, başarıyla yürüttüler. genç vikingler kürek çekilirken uçlarında yürüme talimi yaparlardı.

    /.../ son yıllarda insanlar akıntıya uyum sağlamaya, liderlik etmek yerine izlemeye yönlendiriliyor, hiyerarşi olmadan, kırılgan bir yaşam. din kurumları itaatkar insan istiyor, üniversiteler evcil insan istiyor, şirketler takım çalışmasına yatkın bireyler istiyor.

    eğitim sistemi onları ürünlere dönüştürdükçe, pasiflik artıyor.

    on sekiz yaşına ulaşan ortalama amerikalı, dört binden fazla reklam görmüş oluyor, buna rağmen pek az televizyon baltalarla parçalanıyor.

    genç çocuk narsist baba ve annenin ellerinde bocalıyor, onu istediği gibi yontmaya çalışan, istedikleri gibi şekil vermeye çalışan ebeveynlerinin ellerinden kurtulup özgürlüğüne kavuşamıyor.

    çocuk bunu başaramayınca somurtmayı öğreniyor. insan somurtunca, kendi incinmiş duygularına karşı pasiftir.

    ne istediğini söylemedikten sonra, evde edindiği pasiflik hayatının diğer alanlarına taşıyor, bu robotik hali işinde de sürdüyor, aslında arzu ettiği şey bu olmasa da.
  • let's take a ride on iron john's shoulders,
    he has more gold than anybody in this world...
    let's take a ride, heigh-ho on iron john,
    he has more gold than anyone in this world...