şükela:  tümü | bugün
  • ise gitmemekle / istifayla sonuclanacak ruh hali.

    yaptigi isi sevmeden ortamdaki insanlar ugruna calisan insan tanirim. ama aksi mumkun degildir. insan calistigi kisileri sevmiyorsa yaptigi ise tapsin, yine en sonunda cizer kafayi, ceker gider.
  • (bkz: the office)
  • mobbing'in nihai sonucu bu. türkçesi yanlış bilmiyorsam, orospu çocukluğu idi. terfi beklentisi, patron/ müdür/ şef yalakalığı, bir şekilde antipatik gelen mevkiidaşının altını oyma çabası, kıskançlık gibi temelleri mevcut. genel olarak psikolojik, yer yer fiziksel taciz ile icra ediliyor ve maruz kaldığın takdirde bir süre sonra zirveye ulaşıyon; nefret. yaptığın işten, çalıştığın iş yerinden, iş yerindeki yüzlerden nefret. "sikerim raporunuzu da, analitik düşüncenizi de, peşinde olduğunuz 'ne yapabiliriz'i de; gidiyorum ben amcık ağızlılar" tarzı cümleler kurdurtuyor.

    esasen bu tür tatsızlıklara zemin hazırlamaya meyilli, içten pazarlıklı bıyığını siktiklerimi (unisex olarak kullanıyorum bu kalıbı) baştan işe almamak gerek. mülakata koy baba "sizinle aynı dönemde işe giren arkadaşınızla rekabet konusunda sınırlarınız neler?" tarzı bi' soru, vereceği cevaba göre de kanaatini belirle. ya siktiri çek, kapıyı göster; hiç huzursuzluk çıkmasın, ya da 'haydi gel bizimle ol' de en sezen aksu/ erol evgin halinle. güzel bir iş ortamının kapılarını aralamış ol. gerginliğe gerek var mı hiç? rekabet dediğin, motivasyon olarak nitelediğin şeyin tezahürü ibnelik mi olmalı?

    bir önceki iş yerimde vardı bir mobbing sevdalısı sikik prototipi. önbüroda olanı biteni yetiştiriyodu müdüre. yemekte ters ters bakmalar, sorduğun sorulara tavırlı cevaplar vermeler filan gırla tabii. baktım bi' süre sonra evden çıkasım yok, işimden nefret edecek raddeye gelmişim. ben bunalacağıma, o bunalsın dedim ver ettim açığını yakalamayı, hatasını bulmayı. orospu çocuğuna döndü eleman psikoloji itibariynen. gitme noktasına geldi, istifa edecem gibi tatar ramazanvari açıklamalar yapıyor çay saatinde. bu kadarı sana yeter it toynağı dedim, ben bastım istifayı. anlasın istedim onun kitabına göre oynanınca oyun, nasıl etkileniyor muhatabın. anladı it oğlu it. öyle umuyorum en azından.

    diyeceğim o ki, imkanın varsa mücadele et. yoksa ve başka iş olanakların olduğundan da eminsen; tek gözünü kapatıp, dilini bükerek çek siktiri, çık git. en güzeli bu.
  • işle ilgili mecbur diyalogların haricinde irtibat kurulmamasıyla sonuçlanan eylem.
  • akut gelişebilen bişi olduğu gibi müzminleşmiş, kronik bi nefret hali de hasıl olabilir. kronikleşmişse daha iyi, bünye kendini bi takım şeylere alıştırmış olur hiç değilse. bendeki kronik nefret olduğundan da böle düşünüyo olabilirim, belki akut gelişmesi daha iyidir.

    gerçi ben nefret etmiyorum iş arkadaşlarımdan sanırım. her izne çıkan kişiden dönüşte pişmaniye, lokum getirmesini bekleyen iş arkadaşından nefret edilir mi allasen? edilmez bence, kendine acıyabilirsin ama, istersen o da.
  • (bkz: #16656439)
  • beraber çalışacağımız insanları çoğu zaman biz seçemediğimiz için gayet olası bir durum. benim de nefret ettiğim iş arkadaşlarım var, ama herkes beni çok sever; nefret ettiklerim de dahil benden nefret eden yoktur iş yerimde.
  • genelde yapmam böyle bir şey. zira birilerinden nefret etmek için değer vermek gerekir ama o da yok ben de, neyse. yapmam böyle şeyler. yapmazdım. bugüne kadar yapmadım. bugün oldu nihayetinde. neden mi? şundan dolayı, dinleyin ve hak verin bana. evet. bir süredir şirketin bahçesinde takılan enteresan bi' kedi var. sanki evden kaçmış, gelmiş sığınmış bize. bilen bilir; kedilere karşı ihtiyatlı yaklaşan bi' tipim ama nedense bu terbiyesiz bi' şekilde sevdirdi kendisini. böyle bi' gelip sırnaşmalar, yavşak yavşak miyavlamalar... neyse. aramız iyi kendisiyle. ben şirkete gitmeden önce bunu pisi pisi diye çağırıyorum, yemeğini suyunu veriyorum, bi' iki şefkat gösterip işe öyle başlıyorum. ambiyans şahane. ne stres kalıyor ne de başka bi' şey. lakin fark ettim ki, biz bu kediyi devamlı olarak, pisi pisi, diye çağırıyoruz. ulan, dedik, biz birbirimize pisi pisi, desek hoş olur mu? olmaz. öyleyse buna bi' isim bulalım, demeye kalmadan dominant yönümü de ortaya çıkararak yavşak gibi, mahmut olsun ya la, dedim. kabul edildi hemen. mahmut aşağı mahmut yukarı takılıyoruz biz bununla. o memnun biz memnun, değmeyin keyfimize. bi'kaç tırmık attı ama olsun, onu da içgüdü olm o, diye siklemedik fazla. lakin bu güzel ortam sonsuza kadar sürmedi tabii; plaza ortamında meşhur oldu bu kedi; gelen geçen mamaydı süttü verdi durdu bizim mahmut'a. mahmut obez oldu. biraz da şımardı belki ama bize olan saygısını sevgisini hiç yitirmedi, takdir ettim bu konuda. evet. peki bu olanların ne ilgisi var iş arkadaşlarından nefret etmekle? kıskandık mı piçleri, hazmedemedik mi olanları, çok mu sahiplendik kediyi, malımız mı zannettik? tabii ki hayır. yegane nedeni şu: bu sabah şirkette geldiğimizde, bahçede şu manzara ile karşılaştık: şirketin hatunları almış bizim obez mahmut'u aralarına, yavrum pisisu, canım pisisu, diye seviyorlar. pisisu! pisisu! pisisu!

    pisisu ne lan! pisisu ne amınakoyım!! bizim beş yüz kiloluk mahmut'u, pisisu, diye seviyorlar. işte bu yüzden nefret ettim. hemen daldım aralarına, la bi' gidin olm, mahmut bunun adı, ne pisisu'su? bi' avuç taşağı var onu da mı görmediniz, dedim; sikelemediler. hala, pisisu, deyip duruyolar mahmut'a. az önce öğle yemeğimi yerken kendisiyle, aldım karşıma konuştum: lan mahmut, dedim, aldırma sen bunlara, sen mahmut'sun. sana, pisisu, derlerse eğer vur tırmığı, hiç acıma, diye de ekledim. bi' durum olursa gel hemen bana, diye de tembih ettim. tamam abi, der gibi baktı bana. canım benim. evet.
  • birebir hissettiğim şey. arkadaş bir iş yerinde herkes mi pislik olur? hepsinden tek tek nefret ediyorum ya yok böyle bir şey. hepsi buranın yerlisi. dışarıdan gelen tek yabancı benim. eh bir de mühendisim, yükselme şansım çok yüksek. o yüzden arkamdan bir sürü iş çeviriyorlar. hani yüzüme de ibnelik yapsalar çok koymayacak da, yüzüme gülüp beni aptal yerine koymaya çalışıyorlar. iki yüzlü, çıkarcı pislikler! memleketlerinden de, kendilerinden de nefret ediyorum! hayattan soğuttular beni!
  • bunun eşik çizgisi nedir, nerededir bilemem ama bir tanesine fena kılım. bir sikim anlamıyor yaptığı işten. yaptığımız iş ekip çalışmasını gerektiriyor ve bu kişi de hep tökezliyor. konuşmaya başlayınca "eeeah konuştu yine tipini ....ğim" oluyorsun. çok salakça bir durum. sen işini iyi yaparken bir başkasının bunu baltalamasına tahammül edemiyorsun. ondan sonra neden sinirlisin? neden sinirli olmayayım be amına koyiyim neden?