şükela:  tümü | bugün
  • artik internetten de yapilabilmesi sayesinde cv yazarken ortaya cikan 'ay orasi kucuk yazilcakti ay burası 2 cm icerde olcakti' derdinden kurtulunan hadise
  • yuzyuze yapilacaksa; ne giysem, nasil otursam, olasi sorulara hangi cevaplari versem, maas sorarlarsa sictik dedirten stres yuklu eylem...
  • gidilirken mutlaka kafada "niye bu iş?" sorusunun cevaplanmasi gereken hadise. bak kesin çıkar bu soru...
  • nereye yada hangi şirkete gittiğinin hiç önemi olmadan standart olarak her yerde her şirkette karşılaşacağın aynı sorular kümesinden oluşan insanın esktra terlemesine sebeb olan eylem.
    bu sorular için :
    (bkz: eski işinizden neden ayrıldınız.)
    (bkz: şimdiki işinizden neden ayrılmak istiyorsunuz.)
    (bkz: kendinizi 3 kelimeyle tarif ediniz.)
    (bkz: kendinizde beğenmediğiniz huylarınız.)
  • bir seneyi aşkın bir süre sonra (376 gün) "görüşmeye bekliyoruz" cevabı alınabilen birşeymiş.
    iş arasak bunca zaman aç kalmıştık.
    (bkz: ben bugün bunu gördüm)
  • iş arama (bulma!) sitelerinden birine forwardlanmış bir maildir.

    ilginç bir iş başvurusu olduğuda söylenebilir..

    aynen aktarıyorum..
    bir fast food şirketinin danışmanlığını yapan insan kaynakları
    şirketine gelen gerçek bir iş başvurusu

    inanıp inanmamak size kalmış...

    1. adınız soyadınız:
    - herve jancqueur

    2. yaşınız:
    - 28

    3. şirketimizdeki hangi pozisyon için basvuruyorsunuz?
    - mümkünse yatay bir pozisyon için. eğer daha ciddi bir cevap
    istiyorsaniz, ne iş olsa yaparım. şart öne sürebilecek durumda
    olsaydım, burada olmazdım.

    4. düsündügünüz ücret:
    - yıllık 800 bin frank maaş artı şirketin yüzde 3 hissesi.
    eğer bu mümkün değilse, siz bir ücret önerin, ben size evet yahut
    hayır diyeyim.

    5. eğitiminiz:
    - var!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

    6. son işiniz:
    - sadist bir şefin deneme tahtası olmak.

    7. son ücretiniz:
    - hak ettiğimin çok altında.

    8. önemli başarılarınız:
    - arakladığım kalemlerden muhteşem bir koleksiyonum var; evde
    sergiliyorum.

    9. işten ayrılma sebebiniz:
    - bak soru 6.

    10. size ulaşabileceğimiz saatler:
    - fark etmez.

    11. çalışmak istediğiniz saatler:
    - pazartesi, salı ve perşembe 13.00-15.00 arası.

    12. öne çıkan özellikleriniz var mı?
    - olduğunu söyleyenler var. ama bunu bir fast-food'da değil de, daha
    romantik bir yerde konuşsak.

    13. şimdiki işvereninizle görüşebilir miyiz?
    - işverenim olsa burada olmazdım dedim ya.

    14. fizik durumunuz 20 kilogramdan fazla taşımanıza engel mi?
    - belli olmaz, ne taşıdığıma bağlı.

    15. otomobiliniz var mı?
    - evet, ama soru yanlış sorulmuş. "çalışır durumda bir otomobiliniz
    var mı?" diye sorsaydınız, cevabım farklı olurdu.

    16. daha önce bir yarışma veya bir madalya kazandınız mı?
    - madalyam yok ama lotoda iki kere 3 tutturdum.

    17. sigara içiyor musunuz?
    - otlanacak bir enayi bulabilirsem.

    18. beş yıl sonra ne yapmayı hayal ediyorsunuz?
    - bana tapan, zengin bir top modelle bahama adaları'nda yaşamayı. bir
    yolunu biliyorsanız bunu beş yıl beklemeden de yapabilirim.

    19. yukarıdaki bilgilerin doğruluğunu taahhüt ediyor musunuz?
    - hayır, ama sıkıyorsa aksini iddia edin.

    20. sizi bu başvuruyu yapmaya iten gerçek sebep nedir?
    - birbiriyle tutarsız iki cevabım var:
    * insan sevgisi, hümanizm ve tüketicilerin iyi beslenmesine katkıda
    bulunma arzum.
    * gırtlağıma kadar borca batmış olmam...

    sonuç: herve jancqueur işe alındı... *
  • david brent'e gore sanssiz kisilerin alinmamasi ile sonuclanmasi gereken olay. soyle yorumlamis:

    "avoid employing unlucky people - throw half of the pile of cvs in the bin without reading them."
    (bkz: office wisdom)
  • yurdumda hala siyasi görüşün etkilediği işe alınma sürecinin ilk aşaması.
    bir arkadaşım vasıtasıyla bir iş başvurusunda bulundum. arkadaşım maille, müdürün, "neci bu çocuk? siyasi görüşü ne? nurcu mu?" diye sorduğunu iletmesi üzerine aşağıdaki cevabı yazdım:

    ekmek parasının bu kadar zor kazanıldığı bir ülkede bu kadar çok siyasi akım varken ne olduğumu ben de bilmiyorum. ben sana seçenekleri sunayım. sen karar ver:

    eğer 'nurcu' olmam gerekiyorsa;
    öteler ötesinden şualar görüyormuş dersin o anlar.
    üniversite hazırlıkta "abilerin" evinde kampa girmiştim. paramız olmadığı için dershaneye gidemedim. kendim çalışarak üniversiteyi kazandım. üniversite de gene paramız olmadığı için "abiler" in yurdunda ya da evinde kalamadım. iki arkadaş bir kapıcı dairesi kiraladık. ben köyden getirdiğim sebze ve meyveleri pişirerek 4 yıl hayatta kaldım. evimde risale-i nur külliyatına ait tüm kitaplar mevcut olup istenilmesi halinde iki hafta içinde nurcu olabilirim.

    eğer 'radikal islamcı' olmam gerekiyorsa;
    hak geldi batıl zail oldu dersin o anlar.
    faziletçi geçmişim. lise yıllarında refah partisi zeytinburnu video hizmet biriminde necmettin bey ile çalıştım. görevim, esnaftan toplanan ses ve video kasetlerine şevki yılmaz'ın konuşmalarını kaydedip, etiketlerini değiştirip tekrar halka dağıtmaktı. yaklaşık 1 sene sonra 60 lık porno kasetlere 45 lik şevki yılmaz konuşmalarını kaydedip dağıttığım için 15 dakika porno izlemek zorunda kalan esnafın şikayetleri üzerine işten atıldım.
    ayrıca üniversitede başörtüsü eylemi olduğu gün kalabalığın içinden ilerleyip derse gitmeye çalışırken polisin müdehale etmesi üzerine ezilme tehlikesi yaşadım.
    arapça bilmiyorum ama okuyabiliyorum. osmanlıcam iyi. rahmetli abdussamed'i dinlerken ağlıyorum.

    eğer 'muhafazakar' olmam gerekiyorsa;
    personel yönetmeliği bir kere delinmekle bir şey olmaz dersin o anlar.
    lise yıllarında, seçim yasakları başlamışken para karşılığı anavatan partisi afişlerini asarken polise yakalandım ve dayak yedim.
    ayrıca benim dedem vakti zamanında demokrat partide çalışmış. diğer dedem nakşibendi. menzil'e gider her sene.

    eğer 'milliyetçi' olmam gerekiyorsa;
    güneş dil teorisi ile ilgili araştırma yapıyormuş de o anlar.
    üniversite yıllarında sol görüşlü öğrencilerin kantinimizi basması sırasında yanımdaki iki tane çıtır kızı korumak için havada uçuşan sandalyelerin arasına daldım. ayrıca çok sağlam milliyetçi dostlardan torpilim var. şu anki işime de bu torpille girdim zaten. bir de ya sev ya terket.

    eğer 'sol görüşlü' olmam gerekirse:
    cumhuriyet elden gidiyor de o anlar.
    cumhuriyet mitinglerine katıldım.

    eğer 'entel dantel' olmam gerekirse:
    dünya klasiklerinin hepsini okudum. mesela pek fazla kişi bilmez, fyodor mihailovic dostoyevski, kumar borcunu ödemek için o mükemmel kitapları yazıyordu.
    bir de mesela herkes carpe diem'i anı yaşa olarak bilir ama orjinali "carpe diem, quam minimum credula postero"dur yani anlamı "gününü yaşa, yarına olabildiğince az güven" olan sözdür.

    eğer 'tayyipçi' olmam gerekiyorsa
    elhamdülillah müslümanım. ben para kazanmaya başlayıp, siyasi akım ve partilerden uzaklaştıktan sonra partiyi kurduğu için tayyipçi bir geçmişim maalesef ki olmadı ama torpil bulmak kolay olduğu için bulabilirim. ayrıca halkın seçtiğine saygı duymak lazım falan filan de işte
  • ne kadar uğraşılsa da, üstünde düşünülse de sonuçta kafada muhakkak bir iki soru işareti bırakacak ve çoğu zaman hangi okulu ne dereceyle bitirdiğinizden çok kim tarafından gönderildiğinizle ya da bununla eşdeğer farklı özelliklerinizle ilgilenilen kasıcı olay.
    ne kadar çok kendinizi geliştirmiş olsanızda karşınızdaki kişinin keyfine göre sonucu değişeceği için tavsiye edilenleri (iş başvurusunda yapılmaması gereken şeyler vs) şöyle bi süzgeçten geçirmek fakat çok da takılmamak lazım. doğru zamanda doğru yerde olmak en büyük kriter çünkü iş başvurusunda.